FEDA/KÂR

20.03.2021
A+
A-

FEDA/KÂR

SEN FEDA EDERSİN! ONLAR KÂR EDER!

Ol deyince olduran, gönüllerimizi iman nuruyla dolduran, Türk İslam şuuru ile hareket ettiren ; Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun. Bu ruh ki, bu mana ile yoğrulan ve maddeye zerre yer vermemeyi gaye edinen, her türlü materyalist düş ve fikrin karşısında olan, bir mana alemidir. Bu mana aleminde, Şanlı Peygamberin ardında ve sünnetinde son nefese kadar. Oğuz Kağan Ruhu ve Yesevi nefesi ile hareket ettiğimiz bu coğrafya üzerinde her daim Türklük kokar. Bu coğrafya Turan kokar!

Bu kutsiyetin elbette bir bedeli, bir diyeti var. Bunun adı feda/kâr ve çileye talip olma noktasıdır. Evet biz feda eyliyor ve ediyoruz. Sosyolojik bir gerçektir ve hakikatin ta kendisidir. Feda edilmeyen ve feda olunmayan bir netice kolay kolay var olmaz. Var olduğunda ise gerekli lezzeti vermez. Biz bugün toplumun her alanında, bu sorun ve sıkıntıyı yaşıyoruz. Hep birileri feda ederken, birileri kâr etmiş oluyor. Bir dengenin ve bir terazinin şaştığı ve tezahürü acı bir şekilde yankılandığı bu durumu ele alma gayreti içerisinde olacağım.

Hiç olur mu? Tek taraflı bir feda ediliş! Bir tarafta yangın varken, diğer tarafta gülistan olur mu? Yanmak birlikte olmaz mı? Gülistan kokusu birlikte ciğerler çekilmez mi?

Bir terazinin, şaşması durumunun zuhurudur artık feda/kâr olmak. Sosyolojik bir travmanın ve yıkımın adıdır. Her konudan değerlendirme yapıldığında, her türlü hizmet ve icraat da bir taraf feda eder, diğer taraf da artık kâr etmeye başlar. Oysa o feda etmenin, o uğrunda her türlü hususu seferber etmenin olgusu iki kısıma da yayılmalıdır. Bir tarafta diyet ödeyen var, diğer tarafta o diyet üzerinden kâr edenler var. İşte bu dünya düzeninin yıkılışı ve bu kahpe çağın durumudur. Aşkta, sevgide, işte, bütün ikili ilişkilerde, iktisadi ve Siyasi hususlarda hep bu rutine bağlanmıştır. İktisadi açıdan baktığımızda; Çalışan her türlü feda eder kendisini ve kâr eden kısım ise dağıtılması gerekir. Yani gösterdiği çabanın akıbeti yayılmalı ve dağıtılmalıdır. Ama öyle bir durum olmuyor. Diyeti feda eden öder, kârı ise feda ettikleri görür.

Sosyolojik düzeni bozan durum işte budur. İnsanların tahammül noktalarının tükendiği, aşkın ve sevginin manasını yitirdiği ve içinin boşaltıldığı hezeyan budur. Yitirilmeye çalışılan nedir? Aile kavramı bunun başında gelir. Sosyalist ukalalar; Modernizm çatısı altında Türk’ü özünden koparma gayretindeler. Bireyler feda eder kendisini, ama birileri ise bu fedanın karşısında kâr eder. İşte bugün bizi bizden koparan bu durum kâr dengesi ve materyalist bakış açısıdır.

Uğrunda mücadele verdiğin, gözünü dahi kırpmadığın bir Kut için ; birileri feda eder her şeyini. Diğerleri de bu feda üzerinden prim yaparak kâr pozisyonuna geçer. Bizim karşılıksız tek sevdamız; Allah Vatan Millet davamızdır. Bu uğurda feda olanların, bu uğurda bir ölüp bin dirilenlerin feda ve feryadı hiç bir kimsenin kâr ve edebiyat konusu olamaz. Ama prim yapanlar, ama koca koltuklarda oturan ufaklıklar bu şuura sahip değiller. İşte bir başka sorun da burada mevcut. Feda etmek elbette bir karşılık beklememektir. Ama bu beklenti olmayışı günden güne, feda edenin; erimesi ve bitmesi demek değildir! Bizim feda edişimiz ve adanışımızda beklenti halinde olmadığımız tek husus; Vatan bütünlüğü ve Davamızdır! Ama tabi yine de, birileri tarafından kullanılmadan!

Bu denge sarsıldığı vakitten beri, insanlık freni patlamış kamyon misali ilerliyor. Nerede çarpacak derseniz şayet ; O kazayı çoktan yaptı. O kazada toplumun özü yerle yeksan oldu. İşte Marksist-Leninist düşüncenin gayesi de bu idi. Eşit bir iktisadi dağılım diye diye. Proletarya dedikleri, ayırdıkları, sınıfsal durumun içinde soktukları işçilerin feda/ları onların, kârı oldu. Böyle mana alemine set çekerek, madde dünyasına el sallamış oldular.

Feda/Kâr sevenler

Feda/kâr başlığımızı teker teker diğer konularda ele almaya devam edeceğiz. Mecnun feda oldu, Leyla kâr mı etti? Yoksa Mecnun’un feda edişi, Leyla ile vücut mu buldu. Ferhat’ın feda edişi, Aslı için kâr mı oldu? Yoksa o feda yeni bir bütünlüğün ve bir kutsiyetin manasında mı kâr oldu. İşte bizim bakacağımız kısım bu. Terazinin asıl bahsi burada geçiyor. O feda tek tarafın değil, karşılıklı bir teslimiyet ve cefanın zuhuru olmalıdır. Bugün Mecnun’un adı değil, Leyla’nın namı yürür. O feda ediliş ve muazzam feryat Leyla ile vücut bulur. Leyla o fedayı ayaklar altına almaz. Onun kâr hususunu vücuda yayar. O birlikte yapılan feda, birlikte ruhun kâr etmesine sebep olur. Vücut ve varlık birlikte sevincin dorukların yaşar. Aksi halde Tek taraflı bir adanış, tek taraflı bir yakarış, yine tek taraflı bir yıkıma sebep olur. Bu sebeple sevginin manasını bilemeyen ve askıda kalmasına sebep olan yüreksizlere dil döndükçe, kalem yazdıkça ifade etme gayretindeyim. Merhameti ve sevgiyi yüreğinde barındıranların, fedasından kâr etmeyin!

Ben feda olacağım ve benim üzerimden sen kâr etmiş olacaksın! Bunun adı fedakâr değil! Feda/kâr olur!

Biz bu düzeni sağlayabiliyor muyuz? Mühim olan budur. Ötesi Beyhude bir çırpınıştır. Bu düzende nasıl sağlanır O feda edinişin ve edilişin birlikte olması ile olur! Feda hususunda bakışım da elbette aksiyoner bir ruhun şiarıdır!

Var iken bilinmeyen kıymet, yok iken bilindiğinde bir mana ifade etmez artık. O sebeple var iken o kıymet için, o kutsiyet için mücadele etmeli ve birlikte feda olunmalıdır.

Feda/Kâr Ülkücüler

Bugün feda olan Ülkücülerdir. Kâr eden hiç bir zaman Türk ve İslam düşmanları olmamalıdır. Dün feda olanlar; dar ağacında, tabutlukta, işkence odalarında diyeti ödedi. Bugün onlardan kalanlar da aynı diyetin dahilinde. Peki işkence görenler üzerinden, işkembe keyfi yapan İP/SİZ sapsızlara ne demeli! İdeolojik filozof olanlara ne demeli! Her biri bir hiçtir oysa! Bugün bütün benliği ile, her türlü varlığı ile kendini davasına ve teşkilatına adayan Ülkücüler feda olacak! Ama kimse kâr edemez. Bilge Lider Hak uzun ömürler versin. Başımızda olduğu sürece inşallah bu hususlara yer vermeyecektir.!

Bugün Ülkümüz için hizmet eden , bir hırka bir lokma ile mücadele eden, bugün aşkın ve kavganın şuurunda olan, bu şuur ile hizmet eden hiç bir Ülkücünün feda edişi üzerinden ; Hiç kimse kâr edemez! Buna müsaade etmeyeceğiz!

Ben Haykırdım! Sağırlar da duyar elbet!

ERTUĞRUL SUBAŞI

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.