DOLAR 5,6677
EURO 6,1887
ALTIN 274,2
BIST 101.940
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Hafif Sağanak

Eylemdeki Üçüncü DHKP-C’li…

03.04.2015
49
A+
A-

Başbakan Davutoğlu, Eyüp’teki definden sonra Kaymakamlığa geçmiş konuşuyor:
“… Bu cenazede bulunmayan Kılıçdaroğlu ve Bahçeli iç güvenlik paketine karşı çıkmışlardır. Şimdi hesap vaktidir. Demirtaş Kılıçdaroğlu, Bahçeli bugün burada olsaydı bu eleştirileri yapmayacaktım.”
Sanki ülkenin güvenliğinden Kılıçdaroğlu’yla Devlet Bahçeli sorumlu… Zannedersiniz ki; adliyenin altıncı katındaki Cumhuriyet Savcısını muhalefet koruyacak!..
Oyun bilmeyen gelin misali Başbakanın “yerim dar” serzenişi, kulak tırmalayarak devam ediyor.
Allah, kimseye Allah’la kandırılan cinsten seçmen nasip etmesin. Yalan yine aynı yalan; ama kalite giderek düşüyor; ey Allah’ım!..
Sayın liderler ve Demirtaş orada olsalardı, demek ki iç güvenlik paketine karşı çıkmış olmalarının bir ehemmiyeti olmayacaktı.
Ya da sanki iç güvenlik paketini desteklemiş olsalardı; DHKP-C, bu eylemi yapmayacaktı!..
Garip bir adam bu Ahmet Davutoğlu, kibar, masum, narin, efendi ve akademisyen… Zor büyümüş, zor okumuş, biraz da fazla zorlanmış cinsten!..
Düşünsenize kaç bağrı yanık yiğide nasip olur Boğaziçi’nden sonra Exeter’de doktora yapmak…
Kariyer yapana kadar zorlanmasını alkışlarım. Yani aslında kariyer yaparken herkes zorlanıyor. Çeşitli ayak oyunlarına girmek zorunda kalıyor! Referanslar, torpiller, Masonlar, Cemaatler… Diz kırıp, itirazsız kırıtmalar filan gırla gidiyor. Ancak başbakanın daha çok zorlandığı başka bir alan var:
Siyaset!..
Başbakan, naif yapısı yüzünden siyaseti beceremiyor. Bazen gereksiz çıkışlar yapıyor, onu da eline yüzüne bulaştırıyor.
Devlet Bahçeli, 45.000 kişinin katilleriyle can ciğer kuzu sarması “barış” siyasetinin yapıldığı bir ortamda, bir terör saldırısı için dökülen yavru timsah gözyaşlarına akredite olacak bir lider değildir.
Benim tanıdığım Devlet Bahçeli, üç tane psikopatın bütün devlet erkanını bir tabutun başına ip gibi dizmesine müsaade etmez, eyvallah demez!
Eğer “tavır koyalım” istiyorsanız, cenazeyi sessizce kaldırır, ertesi günü bir milyon kişiyle yürürsünüz… Sulu sepken ağlayarak, söylem muvazenesi bozularak terörle mücadele edilmez!
Hem siz, binlerce askerimizi öldüren “Kızılyıldız”la, dün elleri bağlı savcıyı öldüren Kızılyıldız’ın ve Ege Üniversiteside Fırat’ın kanını döken Kızılyıldız’ın birbirinden farklı işaretler olduğunu mu zannediyorsunuz?
Mademki bu cenazeler yüksek katılımlı olmalı; Fırat’ın cenazesinde Rektörünüz, Dekanınız, Milli Eğitim Bakanınız neredeydi?
İzmir’e Devlet bey de gitmedi. Çünkü terör karşıtlığı deneyimi, bunu gerektiriyordu! Madem ki eyleme “reklam olmasın diye” yayın yasağı koyuyorsunuz; niye cenazede bütün kırmızı plakalılar, boy boy reklam oluyorsunuz? Arabanızın bir tekerini almaya bile gücü olmayan kızıl maskeli varoş çocuklarına eğlence olmak için mi?..
Yayın yasağını demokrasi kültürünüz kaldırıyorsa PKK ile ilgili bütün haberlere yayın yasağı koyun bakın, terörü bitirmek için pazarlığa filan gerek kalıyor mu?..
Bizde terör, yüzde doksan medyadan beslenir. 30 yıldır da iletişimcilerin temel gıdası terördür.
PKK, Şemdinli ve Eruh baskınlarını yaptığında aynı anda bütün Türkiye’ye haber yapılmasaydı Öcalan’ın hali nice olurdu hiç düşündünüz mü?.. İkinci eylem yine ses yok… Üçüncü eylem, tık yok!..
Dördüncüde adamlar oturup düşünüp, tezgâhı başka bir yere açmak zorunda kalırdı.
Şimdi Davutoğlu, hem suçlu hem güçlü misali konuşuyor. Aciz ve silahsız bir adamı öldürmekten başka bir meziyeti olmayan, ölmüş gitmiş adamlara “muhalefet krizi” çıkarma şansı veriyor.
Siyaset, her fırsatta rakibe vurma, trajik bir eyleme dayanarak hesap görme sanatı değildir. Onun adı üçkâğıtçılık; hatta yankesiciliktir. Hani millet damdaki intiharcıya bakarken arka cepten cüzdanı çekmek gibi…
Davutoğlu’nun Eyüp Kaymakamlığında yaptığı konuşmanın bundan farkı yoktur. İstihbaratı kendisine bağlı, polisi kendisine bağlı, jandarması kendisine bağlı, hakimi, savcısı, medyası, parası, pulu, teknolojisi elinde… Şuradan iki tane fakülte talebesi geliyor; devleti krize sokuyor.
Ey Başbakan, sen belki bir üniversite, YÖK filan yönetebilirsin, zorlanırsan bir vakfın ya da cemaatin başı da olabilirsin.
Ama eğer bir terör örgütünün tabancasından çıkan mermilere laf yüklüyorsan…
Ve muhalefete dönüp, “eylemdeki üçüncü DHKP-C’li” gibi “şimdi hesap zamanı” gibi çok tartışılacak bir laf ediyorsan…
Hiç kusura bakma Ahmet Efendi… Senden başbakan filan olmaz!
Bu devlet, sana bir numara bol gelir!..

Şükrü Alnıaçık

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.