DOLAR 5,7547
EURO 6,3913
ALTIN 272,9
BIST 108.713
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

Etnikleşmek, Gavurlaşmak, Köpekleşmek!..

17.11.2013
67
A+
A-

SÜKRÜ ALNIACIK
Medeniyetin ne olduğunu bilmeden uygarlaşmak, sömürge insanlarına mahsus bir milli “yok oluş”tur. “Sömürge insanlarına mahsus” diyorum; çünkü onlar genellikle “uygarlaşmamış” önce “dominicus” olmuş sonra da “westernize” edilmişlerdir.

Türkçesi yok mu hocam?” diyeceksiniz. Evet çok şükür yoktur. Dominyon sömürge, dominicus “evcil hayvan” yani kedi köpek demektir. İnsan eşref-i mahlukattır ve onun için evcilleşmenin, yani “köpekleşmenin” mecaz dışında bir Türkçe karşılığı yoktur. (*)

Türkler, “at” denilen bir hayvanın sırtında, “hayvancılık yaparken” kültürlendikleri için tarihin hiç bir devrinde “insanın hayvan olduğuna” inanmamışlardır. Oysa Avrupa’da soylular, köleleri “hayvanlar gibi” alıp satabilmek için kendilerini önce onların “hayvan olduğuna” inandırmışlardı.

Aynı anlayış, Coğrafi keşiflerden sonra başlayan kıtalararası sömürgecilikte de kendini gösterdi ve Papa’dan fetva gelene kadar Avrupalı sömürgeciler, işgal sahalarındaki “yerli”lere hayvan muamelesi yaptılar. Mayaların torunlarını, av hayvanları gibi katlettiler ve yüz yıl boyunca “insan eti” yediler.

Başta İngilizler olmak üzere Avrupalılar için sömürge ülkelerindeki kentsel gelişmenin karşılığı olan westernizasyon, bizim anladığımız manada “batılılaşma”yı değil, hem “evcil hayvanlık”tan bir adım daha ileri gitmeyi hem de kültürel olarak “batının malı haline gelme”yi ifade etmektedir.

Türk Milleti için evcilleşmek veya batının malı haline gelmek anlamlı bir durum olmadığına göre bu kelimeleri çıktığı yerde bulmak ve kastettiği manayla birlikte tanımak zorundayız. Tıpkı “medeniyet” kelimesini doğru anlamak zorunda olduğumuz gibi…

Türk İnkılabı, isimleri Atatürk’ün gölgesinde kalmış olsa da kalıpları Türkçü mütefekkirler tarafından hazırlanmış bir medeniyet projesidir. Atatürk’ün Türk İnkılabının hedefi olarak ortaya koyduğu “muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma” ülküsü, başta Ziya Gökalp olmak üzere pek çok vatanperverin, yaşanmış olaylardan kaynaklanan milli sancılarının ortak sonucuydu.

Ancak Atatürk’ün “ameliyat devam ederken” ölmesi, açık yaraların mikrop kapmasına ve bazı dikişlerin kopmasına neden oldu. Böylece “hasta adam”a ait enfeksiyon, yeniden tüm vücuda yayıldı.

Dün biraz “medeniyet” sorgulaması yaptım. Medeniyeti, kimi “hoşgörü” kimi “demokratlık” kimi “karşısındakini dinleyebilme” kimi “kurallara uyma” kimi “karanlıkta esnerken ağzını kapama” kimi de “denize itiyle beraber girip de genç kızları korkutmama” olarak algılıyor.

Kelime, Arapça “medine” kökünden geliyor. O yüzden de Arapların bu kavrama bu kadar farklı anlamlar yüklediğini sanmıyorum. Yine bir İngiliz, “civilization” denildiğinde Araplar kadar net bir şekilde “kentlileşme”yi anlamaktadır.

Bize uygarlık, köküyle ekiyle doğru öğretilmediği için, sağda solda dişi bir köpek gibi poposunu sallayarak gezen namussuzlar “medeni”dir. Ama medenilerin tedbir eksikliğine kurban gidip, tahsil terbiye görmemiş; helal rızık için karın tokluğuna çalışırken kavrulup, beli bükülmüş bir nakliyat işçisi, bezgin ve bakımsız halinden dolayı “gayri-medeni”dir!

Elinde 5.000 Mehmetçiğin kanı olan katilleri şımartan, onların siyasi kanadına destek vermek için Berlin’den kalkıp Diyarbakır’a gelen Alman Yeşiller Partisi Başkanı Claudia Roth medeni ve demokrattır; ama “böyle hak mücadelesi, böyle demokrasi olmaz!” diyen bir Türk Milliyetçisi, “uygar ve demokrat” değildir!

Dil bilmez köylüyü, “Türkler sizi astı kesti, Apo geldi kurtardı” diye kandıran eli kanlı siyasi hırsızlar demokrattır!.. Sözüm ona sivil, “hükümet dışı toplum örgütleri”nin çanağında “resmi Amerikan fonlarından” yallanan av köpekleri medenidir! Türk’ün tek dişi kalmış canavarı kovarak, hür iradesiyle meydana getirdiği milli kent kültürünün de muhafızı olan Türk Silahlı Kuvvetleri, “darbeci ve antidemokrat”tır! Öyle mi?

Bu, uygarlaşma, medeniyet, demokrasi filan değil Batının düşünce sistemine göre düpedüz sömürgeleşme, avcının evcil hayvanı haline gelme yani “kurtluk”tan çıkarak “köpekleşmek”dir.

“Bozkurt” unvanlı Atatürk’e, “Bozkurt” bayraklı Çeçenlere, “Bozkurt” armalı Kıbrıs davasına ve “Bozkurt” sembollü Ülkücü Harekete yapılan haksız saldırıların sebebi budur…

Köpekler, özgür kurtları sevmez!..

Yüz yıl önce Ziya Gökalp merhum, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” temennisiyle bir milli inkılabın ideal kalıplarını ortaya koymuştu. Düvel-i muazzamanın bizim için hazırlattığı kalıplar ise öteden beri… “Etnikleşmek, Gavurlaşmak ve Köpekleşmek”ti.

İşte “medeniyeti” çözememiş mahlûkatın “süreç” dediği şey, aslında böyle bir “köpekleşme”dir!

_______________________

(*) Köpekleşmek: “Onurunu yitirip yaltaklanmak.” (TDK Türkçe Sözlük)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.