DOLAR 5,7359
EURO 6,3528
ALTIN 277,3
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Eşkıya Kan İster; Dersim Bahane!

03.12.2014
70
A+
A-

Evvela bütün AKP camiasının, hatta bütün sağcıların bilmesi gerekir ki 1937’de, 1938’te veya 1944’te bu ülkede olanlardan sadece “23 Ruhu” ve CHP Değil, “46 Ruhu” ve DP de sorumludur!
Mesela Dersim İsyanı sırasında mecliste ve hükümette Demokrat Parti kurucuları Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü de vardır. Üstelik biri Başbakan, diğerleri de Tunceli Kanunu’nu çıkaran TBMM’nin Aydın ve Kars Milletvekilleridir.
1937-38 Olayları üzerinden Atatürk’e ve tek parti dönemi CHP’sine vurmaya çalışanlar, o tarihte “bütün partilerin CHP’nin içinde olduğunu” gözden kaçırmışlardır.
Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetleri yani Türkiye Cumhuriyeti yapmıştır. Şayet bir vebal varsa, bu vebal Atatürk’ün veya CHP’nin değil, Türkiye’nindir. Zaten mesele de bundan kaynaklanmaktadır.
CHP’yi 23 yıl sürekli ülkeyi yönetmekle, inkılapları hızlı geçirmekle, din eğitimi ve dine bakış konusundaki bireysel sapmalarla, kurumsal jakobenizmle her şeyle eleştirebilirsiniz. Ancak teröristlerin yanından ve CHP üzerinden “devlete” vuramazsınız! O zaman millete vurmuş olursunuz!
Bu ise vatana ihanettir. Meşhur “MİT Tırları” vak’asında görüldüğü gibi her hükümet ve onu yöneten her siyasi parti, zaman zaman devlet sırlarına vakıf olur ve bunları korur. Bu sırlar ileride maziyi yargılamak için de korunmaz. Milletin bekası için korunur. Bunu yapmayanlar vatan hainidir.
Eğer Dersim ahalisi, CHP’den katliam seviyesinde rahatsız olsaydı, ilk demokratik seçimlerde en azından Osmanlı başkenti İstanbul kadar aykırı bir tercih yapıp, CHP’yi % 25’lere düşürmesi beklenirdi.
Oysa DP’nin Milletvekilliklerinin yüzde 85,4’ünü aldığı 1950 seçimlerinde CHP Tunceli’de oyların yüzde 41’ini almıştır. DP ise yüzde 59’la 2 vekilliği de elde etmiştir.
Ayrıca 1950 seçimlerinde çok ilginç bir husus dikkati çekmektedir. 67 vilayetin 58’inde DP birinci parti çıkarken sadece 9 ilde CHP birinci parti çıkmıştır. Bu illerden 7 tanesi de çoğu Tunceli’ye komşu doğu illeridir. (Bingöl, Bitlis, Erzincan, Muş, Malatya, Van ve Kars) Doğu halkı adeta canlarını, mallarını ve namuslarını Dersim eşkıyasından kurtaran Atatürk’ün partisine inatla teşekkür etmektedir.
DP’nin parlamentonun yüzde 93’ünü elde ettiği 1954 seçimlerinden ise sadece dört ilde CHP birinci parti çıkmıştır. Bu illerden biri de “Tunceli”dir. CHP’nin diğer inatçı kaleleri “Azeri” Kars, “Aldırma gönül” Sinop ve “İnönü Malatya’sı”dır. Yani bu illerin CHP’deki ısrarı tesadüf değildir.
Tunceli ilimizin CHP’deki ısrarı ve yine Kamer Genç gibi aklı başında vatansever bir Türkmen Alevi’yi her hal ve şartta Ankara’ya göndermekteki kararlılığı, bu ilin genelinde bir devlet düşmanlığının olmadığını gösterir.
Araştırmalarımız bize, Tunceli harekâtında bazı aşırılıkların yapıldığını gösteriyor. Ancak bu durum hiç şüphesiz askerin eğitim eksikliği, cahillik, yobazlık ve disiplinsizlikten kaynaklanan tatbikat halleridir.
Cehaletten kaynaklanan bu tür uygulamaları, bir zamanlar Türkiye’de yaşamayan kalmamıştır. Mamak’ta bize yapılan işkenceyi Kenan Evren’e sorsanız, o da “benim haberim yoktu” diyecektir.
Siz eğer bir komutan olarak, yüzyıllarca devlet denetiminden uzak yaşamış, katmerli ve keskin nişancı bir silahlı direniş kolunun üzerine asker sevk edecekseniz “oğlum git yakala getir” diyemezsiniz. Savaşta herkes kendi motivasyon kaynaklarını sonuna kadar kullanır.
Asker katili eşkıyanın temize çıkmak için “evlad-ı kerbela” ismini kullanması gibi…
Dersim’de bir acı varsa bu acı, kendi halindeki Alevilerin değil, TAŞNAK’ın, Kürt Teali Cemiyeti’nin, tembel eşkıyanın, halkı aç bırakan Ağaların, HOYBUN’un, Asala’nın, PKK’nın ve TİKKO’nun acısıdır.
Cumhuriyetin, özellikle Atatürk döneminde Alevilere bir kastı olamaz. Çünkü Aleviler, Laiklik İnkılabının doğal tabanıdır. 1300 yıllık Sünni Halifeliği ortadan kaldıran Atatürk’ün Alevilere olan hayati ihtiyaca rağmen onları devletten soğutacak bir katliam yapmasını beklemek abesle iştigaldir.
Dersim Olayını kaşıyanların maksadı “adaleti bulmak” değildir.
1- CHP üzerinden Atatürk’e ve Laikliğe vurmaktır. (Bkz. AKP, Cemaat… Erdoğan, Davutoğlu…)
2- Milliyetçiliğe ve Üniter Devlete vurmaktır. (Bkz. CHP’deki Etnik Sol Klik… Aygün, Tanrıkulu)
3- Türklüğe ve Türkiye Cumhuriyetine vurmaktır. (Bkz. TİKKO, DHKP-C, PKK… Öcalan)
Dersim davası, Ermeniler ve PKK’lı eşkıyalar tarafından bir psikolojik savaş unsuru olarak kullanılmakta, hainlerin döktüğü kardeş kanının bahanesi olarak gündemde tutulmaktadır.
MHP’nin dik duruşunun sebebi, CHP oracıkta yaşarken, tek parti döneminin avukatlığını yapmak değil, milli bekayı tehdit eden bu hain saldırılara engel olmaktır.
Şükrü Alnıaçık

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.