DOLAR 5,8485
EURO 6,5201
ALTIN 277,8
BIST 111.154
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Parçalı Bulutlu

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş Vefat Etti

14.10.2014
161
A+
A-

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş GATA’da hayatını kaybetti.

Genelkurmay eski Başkanı emekli orgeneral Doğan Güreş vefat etti. 88 yaşında olan Güreş, bir süredir GATA’da tedavi görüyordu. 4 Aralık 1990 tarihinde Genelkurmay başkanı olan Doğan Güreş 30 Ağustos 1994 tarihinde emekliye ayrılmıştı.

DOĞAN GÜREŞ KİMDİR?

1926 yılında Adana’da doğdu. 1945 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1947 yılında Nakliye (Ulaştırma) Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1949 yılında Ulaştırma Sınıf Okulu’nu bitirdi. Muhtelif karargah ve birliklerde Kısım Amirliği, Bakım Subaylığı, Takım ve Bölük Komutanlığı yaptı. 1963 yılında girdiği Harp Akademisi’ni 1965 yılında bitirerek Kurmay oldu. 1973 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde, Atina’da görev yaptı. 1973 yılında Tuğgeneral, 1977 yılında Tümgeneral, 1981 yılında Korgeneral, 1985 yılında Orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Tayin Daire Başkanlığı, SHAPE Lojistik ve Silahlanma Dairesi Başkan Yardımcılığı ve Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tugay Komutanlığı, Tümgeneral rütbesi ile Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Korgeneral rütbesi ile Genelkurmay Personel Başkanlığı ve 3 ncü Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde Harp Akademileri Komutanlığı ve 1 nci Ordu Komutanlığı yaptı. 23 Ağustos 1989 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, 4 Aralık 1990 tarihinde Genelkurmay Başanlığı görevine atandı. 30 Ağustos 1994 tarihinde emekliye ayrıldı.

İngilizce bilir. Evli iki çocukludur.

HEM SİVİL HEM ASKER

1989 yılında 1. Ordu Komutanı iken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olan Org. Kemal Yamak’ın yerine onun da adı geçiyordu.
Diğer adaylar ise; Genelkurmay İkinci Başkanı Kaya Yazgan, Jandarma Genel Komutanı Org. Burhanettin Bigalı ve dönemin MGK Genel Sekreteri Org. Sabri Yirmibeşoğlu. Temmuz 1989’un ilk günlerinde ise netice belli oldu ve Genelkurmay Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada Org. Güreş’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandığı belirtiliyordu. Doğan Güreş’in önü bu açıklamanın ardından tamamen açılacaktı. Güreş’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirilmesi yönünde zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in kulis yaptığı yolundaki haberler ise —şimdi TGRT Genel Müdürü olan— zamanın Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ali Baransel tarafından yalanlanacaktı. Güreş’in Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atanması ile ilgili bir not da ‘Güreş’in bu göreve atanması niçin Yüksek Askeri Şûra toplantısından çok daha önce açıklandı’ eleştirileri üzerindeydi, o dönem.

Nasıl bir askerdi?

Bugünlerde Cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı sık sık kulislerde geçen Doğan Güreş nasıl bir Genelkurmay Başkanı idi? Onun eleştirilen yanları da oldu, takdir edilen tutumları da… Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay’ın istifasıyla boşalan Genelkurmay Başkanlığı’na atandıktan hemen sonra yaptığı açıklaması herkesin dikkatini çekmişti, o zaman. Tarih; 1990 yılının son günleri… Körfez Krizi devam etmektedir ve gazeteciler sürekli Genelkurmay Başkanı’ndan değerlendirme almak istemektedirler. İşte böyle bir ortamda Güreş, konuyla ilgili sorulara ‘Bundan sonra herşey siyasi otoritenin elindedir. Beni ilgilendiren birşey olamaz. Muhatabınız da Milli Savunma Bakanı’dır’ diyordu. Artısı da vardı; Özal’ın 1992 yılında Köşk’te verdiği resepsiyonda HEP kökenli SHP milletvekilleri Sırrı Sakık ve Orhan Doğan’la görüşen Org. Güreş, görüşme sırasında ‘Güneydoğu politikasının değiştirileceğini, demokrasi ve insan haklarına dayalı, baskı ve şiddetten uzak bir politika izleneceğini’ söyledi. Ardından yaptığı açıklamalarda da Sovyetler’in artık bir tehlike olmaktan çıktığını belirtiyor ve ‘Ordu’nun sayıca azaltılacağını ve ateş gücü ile hareket yeteneğinin artırılacağını’ vurguluyordu. Güreş, 1992’de Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ‘Askeri darbenin tekerrürü mümkündür’ değerlendirirkende “Bunu yüzlerce keredir, daha önce de söyledim. Bu defter artık kesinlikle kapanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ne böyle bir niyet vardır, ne bundan sonrası beklenir” diyordu. Güreş, bir başka değerlendirmesinde ise terörün önlenmesinde demokratik sınırlar içerisinde kalmayı arzu ettiklerini belirtiyor ve şu görüşleri ileri sürüyordu; “Çünkü halkın parlamentosuna sahip çıkmasını ve güvenmesini istiyoruz. Bundan önce terörü önlemek için hep demokrasi dışına çıkmışız. Terörü önlemişiz ama hep demokrasi dışına çıkmışız. Şimdi bunu istemiyoruz”.

Öteki tarafı…

Ancak Güreş’in ‘asker’ yüzü yine o günlerde kendisini gösteriyor, Nevruz olaylarının değerlendirildiği 1992 Nisan’ın da Doğan Güreş, Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Hatip Dicle ile Leyla Zana’nın dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istiyordu. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasıyla ilgili tartışmalara ise, kendinden önceki ve sonraki Genelkurmay Başkanlarının tutumlarına paralel olarak ‘Genelkurmay’ın MSB’ye bağlanması halinde Genelkurmay Başkanı’nın, Bakan’ın genel konulardan sorumlu müşaviri ve karargah subayı durumuna düşeceğini, bu durumun da TSK’nın geleneklerine aykırı olduğunu’ kaydedecekti. Genelkurmay Başkanı iken, 24 Ocak 1993’te bir faili meçhul cinayete kurban olan gazeteci Uğur Mumcu’nun katlinden 5 gün sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’i ziyareti dikkat çekmişti. Mumcu’nun sağlığında Genelkurmay çevrelerine yakınlığı ve Org. Doğan Güreş’le özel bir dostluğu olması da ziyarete farklı bir anlam kazandırmıştı. Ancak Güreş bunları daha baştan yalanlamış ve ‘Ziyaretin çok önceden planlanmış bir ziyaret olduğunu ve başka bir anlam taşımadığını’ ifade etmişti. Aynı yılın mart ayı başlarında Londra’da Kraliyet Savunma Enstitüsü’nde konuşan Güreş bu kez farklı mesajlar veriyordu; “Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de dini akımlar vardır ancak bunlar azınlıktadır”. Türkiye’nin Kürt sorunu bulunmayıp Güneydoğu meselesi olduğunu belirten Güreş, ‘PKK dağdan inmezse biz indiririz. Federasyon olursa bu millet bizi öldürür, Kızılay’a inemeyiz’ görüşünü de taşıyordu.

Kaderin cilvesi…

Eski Genelkurmay Başkanı ve şimdi iki dönemdir DYP Kilis Milletvekilliği yapan Doğan Güreş’in hayatındaki olaylardan ‘İşte bu da kaderin cilvesi denilebilecek’ olanı belki de Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerindeki tartışmalardır. Türkiye’nin sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Nisan 1993’teki vefatının ardından boşalan Çankaya Köşkü için, daha Özal’ın ölümünden birgün bile geçmeden fısıltılar başlamıştır. Çeşitli aday adayları dilden dile dolaşmaktadır. Dönemin DYP lideri ve Başbakan Süleyman Demirel de güçlü adaylardan birisidir. Fakat, her Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yaşanan bugünlerde de yaşanmaktadır; asker aday niçin olmasın? Bu görüş, Turgut Özal’ın Köşk’e çıktığı tarihten beri seslendirilmekte ve Özal sonrası Çankaya Köşkü’ne mutlaka bir asker kökenli birisinin seçilmesi öngörüsü yaygın bir görüş olarak konuşulmaktaydı. Tam da bu ortamda Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş’in ismi de telaffuz edilmeye başlanır. Doğan Güreş, 29 Nisan’da bir gazetecinin ‘Cumhurbaşkanlığına aday mısınız?’ şeklindeki sorusunu cevaplarken aynen şunları söylüyordu; “Olur mu öyle şey. Cumhurbaşkanlığı için katiyyen istekli değilim. Benim dört tane yıldızım var”. İlerleyen günlerde Güreş’in ‘Cumhurbaşkanlığı seçimine askerlerden bir aday çıkmamasını nasıl karşılıyorsunuz?’şeklindeki soruya verdiği cevap ise çok daha ilginçti: “Sivil asker ayrımı yapmak bölücülüktür. Parlamento seçsin, biz selamı çakalım’. Güreş’in kullandığı bu son cümle anlamlıydı. Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra Türkiye’nin yeni siyasal oluşumları çerçevesinde DYP’nin başına seçilen ve Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olan Tansu Çiller bu koltuğa oturduktan sonra, 1994 yılında PKK’yı ileri düzeyde zayıflatacak büyük bir atılım gerçekleştirecek ve bu atılım PKK’nın belinin kırılmasıyla sonuçlanacaktı. Operasyonun ardındaki kilit isim ise Genelkurmay Başkanı Güreş idi. O zamanlar bir gazeteye yansıyan ve Doğan Güreş’e atfedilen ‘Tak emrediyor, şak yapıyorum’ demecinde Genelkurmay Başkanı’nın, Başbakan Çiller’le ilişkilerinin düzeyi anlatılıyordu. Habere göre, İngiltere Genelkurmay Başkanı’nın ‘Kadın Başbakanınız emir veriyor mu?’ biçimindeki sorusuna cevap veren Doğan Güreş “Ne demek rahat emir verebiliyor mu? Tak diye emir veriyor ben de şak diye selamı çakıp emri uyguluyorum” demişti. Güreş daha sonra haberin yanlış yansıdığını söylese bile adı ‘Tak—şak Paşa’ya çıkmıştı bile. Genelkurmay eski Başkanı bundan sonraki özel demeçlerinde Başbakan Tansu Çiller’i ‘Kararlı ve cesur bir kadın’ olarak niteleyecekti.

Partiler üstü konum…

Genelkurmay Başkanı iken Cumhurbaşkanlığı seçimini kastederek ‘katiyyen aday değilim’ diyen Doğan Güreş şimdilerde ise ciddi ciddi Köşk seçimlerinde aday olduğunu söylüyor. Kesin bir ifade kullanmaktan şimdilik kaçınıyor gözüken Güreş ‘Ne adayım, ne de değilim, ama görevden kaçmam’ yaklaşımında. Ama demeçlerinin satır aralarına yansıyan ifadeleri okuyanlar, Doğan Güreş’in aday olacağını belirtiyorlar. Aday olduğu takdirde şansı var mıdır, yok mudur bu ayrı bir tartışma ancak, Güreş’in adaylığı konusunda yapılan tahliller hiç de yabana atılır cinsten değil. Bir kere devlet umuru görmüş bir isim. Asker kökenli ancak, ‘eski Genelkurmay Başkanı’ sıfatını bir kenara bırakarak ve diğer çoğu paşaların yapamadığını yaparak memleketi Kilis’te halkın karşısına çıktı, ev ev dolaştı oy istedi, iki dönem de seçilmeyi başardı. Bu bakımdan kesinlikle diğerlerinden farklı. Her ne kadar DYP’den milletvekili seçildiyse bile ‘partiler üstü’ bir konumu bulunuyor. Mesela, Refahyol’a güvenoyu vermedi ve bundan Çiller çok da rahatsız olmadı, partinin disiplin yolları Güreş için işletilmedi. Bunun da ötesinde Güreş —geçmişte Meclis’te değişik bir tarzda Coşkun Kırca’nın yaptığı gibi— zaman zaman parti liderlerini ziyaret ederek çeşitli konularla ilgili görüş alış verişinde bulunuyor. Meclis’te uzun süredir çalışmalarını sürdüren ve her partiden temsilcilerin yeraldığı ‘Diyalog Grubu’nun da aktif bir üyesi, Güreş. Diyalog Grubu, TBMM denetim ve yasama sisteminde yaptırımı olmayan yalnızca istişari bir kurul olmakla birlikte hemen her konunun masaya yatırıldığı, tartışıldığı ve gerektiği zaman bunların açıklandığı bir platform. Bunların dışında kendi ifadesiyle ‘yurtdışı görmüş ve ‘yabancı dil bilen’ birisi, Güreş. Bu özelliklerin de Cumhurbaşkanları için önemli olduğunu düşünüyor.

Güreş, TBMM Diyalog Grubu’nun üyesi olmakla birlikte diğer partilerin milletvekilleriyle iyi geçinen/geçinmeye çaba gösteren bir isim olarak da önplana çıktı, parlamenterliği döneminde. İlk milletvekili seçildiği dönemler ortalıkta fazla görünmemeye dikkat eden ve kulislerde bulunmayan Güreş, son dönemde Meclis kulislerinde çeşitli partilerin milletvekilleriyle sohbetlere katılıyor, konuşuyor ve tartışıyor. Fazilet Partisi’nde küçük bir grubun dışında ‘çok kıymetli milletvekillerinin bulunduğunu’ söyleyebiliyor. Bilhassa, Fazilet’in yenilikçi kanadından isimlerden ‘değerli’ diye sözediyor. Burada küçük bir not; Fazilet Partisi eski Başkanlık Divanı üyelerinden, eski ANAP’lı Devlet Bakanlarından Cemil Çiçek’in Güreş’le özel bir bağlantısı bulunuyor; Doğan Güreş, Tuğgeneral rutbesinde iken vatani görevini yapmakta olan Cemil Çiçek de yedek subay olarak Tuğgeneral Güreş’in postalığını yapmıştı. Güreş o yılları anlatırken, Cemil Çiçek’in o dönemlerde de hitabetinin güçlü olduğunu ve kendisine birçok alanda yardımcı olduğunu ifade ediyor.

Anılarını yazıyor

Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşık 4 ay sonra gerçekleşecek. Adayların netleşmesi konusunda önümüzde uzun bir süre var. Çiller’in de uygun görmesi halinde, Genelkurmay eski Başkanı Güreş’in adaylığı neredeyse kesin. Güreş bir yandan kişisel olarak bu yöndeki hazırlıklarını çeşitli platformlarda sürdürürken özel bir ekibin de Kilis Milletvekiline Cumhurbaşkanlığı adaylığı noktasında taktik/destek verdiği biliniyor. Bu grubun öne çıkarmak istediği özellik ise ‘Güreş’in hem asker hem sivil yönlerinin birlikte değerlendirildiği ender kişiliği bulunması’. Gruba göre Genelkurmay eski Başkanı’nın bu özelliği iyi işlenebilirse sorun kalmayacak. Çoğunlukla ‘dışardan’ isimlerin oluşturduğu destek kıtasının çalışmaları önümüzdeki günlerde daha da netlik kazanacak. Bu arada Doğan Güreş’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı yolunda rakiplerin kullanabileceği en büyük malzeme ise ailesiyle ilgili olarak öne çıkıyor. Genelkurmay Başkanı iken oğlu Serdar Güreş’le ilgili yapılan bazı yayınlar ve spekülasyonların Güreş’in başını ağrıtabileceği ileri sürülüyor. Doğan Paşa, bilindiği gibi diğer oğlu Can’ı 1987 yılında kanserden kaybetmişti.

Genelkurmay eski Başkanı’nın bu arada yaptığı bir şey daha var; anılarını yazıyor. Özellikle Genelkurmay Başkanı olduktan sonra bugüne kadar olan gelişmeleri bir asker/milletvekili gözüyle değerlendiriyor, anılarında. Özellikle canlı olarak yaşadığı ve bu alanda bazı temaslarda bulunduğu Refahyol deneyimi ile ilgili özel bir bölüm olacak, çalışmasında. Bunların dışında, askeri bazı konularla birlikte Türkiye’nin dünyada geldiği noktanın da altını çizecek. Yurtdışında geçirdiği yılların da bir kritiğini yapacak, Güreş Paşa. Çiller’le olan ilişkileri anılarında özel bir yer tutacak, Güreş’in. Anılarını çok özel bir yöntemle yazıyor, Doğan Güreş. Bu sebeple de çalışmaları oldukça yavaş ilerliyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.