DOLAR 6,0488
EURO 6,5654
ALTIN 306,6
BIST 120.562
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

ERDOĞAN-TRUMP ABD BULUŞMASI

ERDOĞAN-TRUMP ABD BULUŞMASI
11.11.2019
2.638
A+
A-

Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önceden belirlenen programı uygulamak üzere önümüzdeki 13 Kasım Çarşamba günü ABD’ye gidiyor.

ABD Başkanı Trump’ın resmi daveti olarak gerçekleştirilecek seyahatte son yıllarda bir küs bir barışık yürütmekte olduğumuz ikili ilişkiler, Suriye, bölgesel ve dünyadaki sorunların ele alınması, ilişkilerin stratejik ortaklara yakışan bir zemine oturtulması temenni edilmektedir.

 

Yüz yılı aşan Türkiye-ABD arasındaki genellikle olumlu seyreden ilişkiler Körfez krizinden bu yana yara almaya başlamış, ABD’nin güney sınırımızda bir terör devleti yaratma gayret ve planıyla kopma noktasına gelmiştir.

 

911 kilometrelik sınırımızda terör devleti kurulmasında ısrar edilmesi sonrası Türkiye’nin ABD ile doğrudan çatışmayla burun buruna geldiği hepimizin malumudur.

Ülke bütünlüğünün korunması, doğrudan Türkiye’nin içine yönelen, masum siviller dahil bir çok hayatın kaybıyla sonuçlanan Suriye kökenli saldırılar Barış Koridorunun kurulmasını zaruri hale getirmiştir.

 

Türkiye kendisine yönelen bu tehdit konusunda tüm dünyayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından uzun süre uyarmasına rağmen başta NATO müttefiklerine, Rusya ve İran dahil tüm dünyayı bilgilendirerek 9 Ekim 2019 tarihinde üç ayrı noktadan Suriye’ye girerek Barış Pınarı Harekatını başlatmıştı.

Türkiye, Trumpla varılan mutabakat gereği 455 km. uzunluğunda 32 km. derinliğindeki alanı başta PKK/PYD olmak üzere DEAŞ dahil terör unsurlarından temizlemek üzere ilerleyişi 120 km genişliğe ulaştığında dünyadan gelen yoğun çağrılar üzere harekata 9. gün ara vermişti.

 

Önce ABD başkan yardımcısı Biden, ardından Rusya Devlet Başkanı Putin ile varılan mutabakatlar sonucunda Barış Pınarı Harekatına terör unsurlarının ABD ve Rusya garantisi altında Barış Koridorundan çekilmesi şartıyla son verilmişti.

Türkiye Cumhuriyeti, gerek ABD gerekse Rusya’nın bu taahhüdü yerine getirme konusunda şüpheleri olmakla birlikte soruna barışçı yaklaştığını dünyaya göstermek için anlaşmalara rıza göstermişti.

Ancak bu gün gelinen nokta Türkiye açısından hiç de memnuniyet verici değildir.

Bizzat Başkan Erdoğan’ın gerek ABD gerekse Rusya Devlet Başkanlarıyla vardığı mutabakatların gereği olan teröristlerin kısmen bahsi geçen bölgeden güneye kaydığı, PKK/PYD nin büyük oranda varlığını sürdürdüğü ortaya çıkmıştır.

Bunun sonucu olarak da bölgede cinayet ve katliamların devam ettiği görülmektedir.

 

Türkiye terör gruplarının bölgeyi terk etmemesi halinde Barış Pınarı Harekatına terörü temizlemeye yönelik olarak ilerleyişine kaldığı yerden devam edeceğini kayıtlara geçirmesine rağmen bu yönde henüz bir gelişme yaşanmamıştır.

 

Türkiye ve çevresinde durum böyleyken ABD de ise ülkemizi etkileyecek başka önemli gelişmeler olmaktadır.

Son zamanlarda Amerikan ve dünya kamuoyunu en çok meşgul eden konuların başında Başkan Trump’ın görevinden azli gelmektedir.

 

Azil talebinin nedenlerini hatırlayacak olursak,

2020 ABD Başkanlık seçimlerinde aday olacağını açıklayan Başkan yardımcısı Joe Biden’ın oğlu Hunter’ın yönetiminde bulunduğu gaz şirketine yönelik Ukrayna yargısı tarafından açılan yolsuzluk soruşturmasının kapatılmasını sağlamak üzere Ukrayna hükümetine baskı yapar.

Bu olaydan haberdar olan Trump, yardımcısını yapılacak seçimde etkisiz hale getirmek için konunun dünyayla paylaşılmasını teminen Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky tarafından araştırmasını ister.

Bu talebini ilettiği 25 Temmuz’da ikili arasında yapılan telefon görüşmesinin zabıtları, Trump’ın, Zelenzsky’den, Joe Biden ve Hunter Biden hakkındaki ispatlanmamış yolsuzluk iddialarını soruşturmasını istediğini gösteriyor.

ABD yasalarının suç saydığı söz konusu fiil nedeniyle ABD Başkanının görevden azli için harekete geçen Demokratlar, ABD Temsilciler Meclisinde sahip oldukları çoğunluk doğrultusunda hazırlanan tasarıyı meclisten geçirmişlerdir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasımda başlayacak olan ABD gezisinin bir ilginç tarafı da ABD Temsilciler Meclisinde dinlenecek kişilerin soruşturmalarının kamuya açık olarak aynı tarihte yapılmasıdır.

Bu bir tesadüf mü yoksa kurgulanan bir tarih midir elbette bilecek durumda değiliz.

Washington’da durum Trump için oldukça can sıkıcıdır.

 

Türk-Amerikan ilişkilerinde problem azmış gibi her yıl 24 Nisan tarihi yaklaşırken Milletimizi soykırım yapmakla suçlayan Ermeni iddiaları, bu kez Türkiye düşmanı çevrelerin baskısıyla Demokratlar eliyle ABD Temsilciler meclisinde 30 Ekim 2019 tarihinde kabul edilmiştir.

Aynı tarihlerde Trump’ın kaldırılması için söz verdiği ve anlaşma metinlerine geçen Türkiye’ye yönelik yaptırımların yeniden uygulanmasına dair tasarı da Temsilciler meclisinde neredeyse ittifakla 16 “hayır”a karşı 403 “evet” oyuyla kabul edilmiştir.

ABD içinde ciddi bir yönetim kaosu yaşanmakta, Başkan ayrı telden özellikle Temsilciler Meclisi ayrı telden çalmakta, bir anlamda faturası da Türkiye’ye kesilmektedir.

 

ABD Kamuoyu ve özellikle Temsilciler Meclisinde bu kadar olumsuz hava olması, aleyhimizde sınırların aşıldığı bir ortamda Türk kamuoyunda beklenti önceden belirlenen seyahatin iptal edilmesiydi.

Erdoğan, beklenenin aksine bu kritik dönemde geziye planlandığı şekilde uygulanmasına karar vermiştir.

 

Kanaatim o dur ki, Trump aleyhindeki havayı değiştirmek hatta lehine çevirmek için bu gezinin iptalini önlemeye yönelik Erdoğan nezdinde büyük gayret göstermiş olmalıdır.

 

Aramızdaki sorunların çözülmesi ve Suriye’deki beklentilerimizin daha ileri bir safhaya taşınması için diyalog yollarının açık olması elbette önemlidir.

Ancak müttefikliğe yakışmayacak Amerikan tutumuna rağmen diyalogun sürdürülmesi mümkün olamayacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından ikili görüşmelerin çok çetin geçeceğini anlaşılmaktadır.

 

Türk tarafı olarak beklentimiz öncelikli olarak Barış Koridorunda ABD tarafından verilen sözlerin tutulması, yaptırım kararının tamamen iptali, Abdi Şahin(Mazlum Kobani) probleminin çözülerek YPG dayatmasına son verilmesi, F–35 projesine Türkiye’nin tekrar dahil edilmesi, Ermeni soykırım iddialarının onaylanmaması şeklinde sıralanabilir.

Trump’ın beklentisinin ise S-400lerin hurdaya atılması, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin sınırında olmasa bile daha güneyde Kürdistan görünümlü terör devleti yapılanmasına rıza gösterilmesi, Amerikan menfaatlerinin savunulması için Türkiye’nin bölgede daha fazla görev alması olacağını tahmin etmek zor değildir.

 

Normal şartlar altında ister yönetici, isterse istikbal beklentisi içinde olan liderler olsun ABD liderliği tarafından davet edilmek için her kılığa girilirken bu gezi Türkiye için  hiç olmadığı kadar riskleri bünyesinde barındırmaktadır.

 

Netice olarak Washington gezisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı zor günler beklemektedir.

 

Ahmet Orhan

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.