DOLAR 5,7815
EURO 6,4569
ALTIN 277,1
BIST 98.415
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

ERDOĞAN BM VE ÖTESİ

ERDOĞAN BM VE ÖTESİ
26.09.2019
3.106
A+
A-

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın BM 74. Genel Kurulunda yaptığı tarihi konuşmayı Türk Milletinin çoğunluğu gibi büyük bir gurur ve heyecanla takip ettim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyaya adalet dağıtan konuşmaya Hazreti Mevlana’nın adaleti, “hakları ve ödevleri gerektiği gibi paylaştırarak herkese hakkını vermek” olarak ifade ettiğini dile getirerek başladı.

Konuşmayı öncelikle Türkiye’nin sınırlarında, yakın coğrafyalarında ve tüm dünyada yaşanan kanlı olaylara veciz ama aynı zamanda dramatik ifadelerle temas ederek devam etti.
Bu konuşma, her Türk’ün, her Müslüman’ın ve hangi dinden olursa olsun her vicdan sahibinin doğruluğunu kabul edeceği gözlerimizin önünde cereyan eden hadiselerin dile getirilmesinden ibaretti.
Konuşmanın en sarsıcı ve dikkat çekici bölümü başkan Erdoğan’ın tablo ve fotoğraflarla desteklenen İsrail ve Sığınmacılara değindiği bölümler oldu.

Tüm dünya televizyonlarında naklen verilen, genel kurul salonundaki lider ve delegelerin izlediği konuşmada en sarsıcı ve takdir gören bölümü 1948’den başlayarak İsrail’in Filistinli Müslümanları yurtlarından edildiğinin belgesi hüviyetindeki haritaydı.
Esasen herkesin bildiği ve görmezden geldiği bu durum Erdoğan tarafından bu surette tescil edilerek tarihe kazınmış oldu.
Suriyeli sığınmacı ailenin küçük yavrusu Ajlan bebeğin kıyıya vurmuş cansız küçük bedenin hatırlatılması ise insan olan herkesin gözlerini nemlendirip vicdanlarını sızlatan bir tabloydu.

Başkan Erdoğan’ın konuşması Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Hint Okyanusuna neredeyse tüm dünyanın sıcak bölgelerinin ele alındığı, yaşanan haksızlık ve zulümlerin dile geldiği bir hüviyette devam etti.

Benim sabırsızlık ve heyecanla beklediğim ne yazık ki ihmal edilen, belki de tek bir coğrafya oldu, o da Ata yurdumuz Orta Asya’nın doğusu, Uygur Türk yurdu Doğu Türkistan’dı.

21.yüz yılda sayıları milyonları bulan genç, ihtiyar, kadın erkek ve çocuk dahil Müslüman Türk’ün “Çin Mankurtlaştırma” kamplarına kapatıldığı tüm dünyanın malumudur.

Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, 30 Ağustos 2018 tarihli raporunda, kamplarda 1 milyondan fazla Uygur’un alıkonulduğuna ilişkin tahminler yapıldığını kayıtlara geçirmiş ve uygulamanın ürkütücü boyutlara ulaştığını vurgulamıştı.

Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve çok sayıda uluslararası sivil toplum kuruluşu, ağır hak ihlallerine maruz kalan en az 1 milyon civarında Uygur Türkü’nün durumunu görüşmesi, bölgeye gözlemci heyet göndermesi ve gerçekleri ortaya çıkarması için BM İnsan Hakları Konseyine çağrı yapmıştı.

Neredeyse uluslararası tüm platformlarda gündeme gelen bu çağ dışı, milyonlarca Müslüman Türk’ü beyin yıkama, fiziksel, zihinsel ve kimyasal yöntemlerle dinini ve ırkını inkara yönelik uygulamaların varlı Çin Devleti tarafından dahi kabul edilmek durumunda kalınmıştır.
Ancak asimilasyoncu insanlık düşmanı Çin büyük bir utanmazlıkla bu zulüm kamplarını “İş ve Meslek Edindirme Eğitim Kampı” olarak insanlığa yutturmaya kalkmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu güne kadar haksızlıkları müttefiklerinin yüzüne karşı söylemekten imtina etmeyen bir siyasi kişiliğe sahip olduğunu her vesileyle ortaya koymuştur.

Örneklemek gerekirse, Erdoğan son zamanlarda sanayiden turizme, enerjiden dış politikaya yakın işbirliğinde olduğumuz Rusya’yı Ukrayna konusunda, ABD ‘yi ise Filistin ve Suriye meselesinde farklı görüşleri dile getirerek onları itham etmekten kaçınmamaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanının bu belirgin siyasi karakterinin ortaya çıkmadığı tek durum Uygur Türk’ünün maruz kaldığı muameledir.
Erdoğan’ı bu konuda görüş beyan edip Çin nezdinde gerekli müdahaleyi yapmaktan alıkoyan ne olabilir?

Türkiye-Çin arasındaki ticaret ilişkisi mi?

İsterseniz o konuya rakamlar ışığında bakalım.

Geçtiğimiz yıllarda 30 Milyar ABD Doları seviyesine ulaşan Türkiye-Çin ticaret hacmi en fazla 3 Milyar ABD Doları ihracatımız olmasına rağmen 27 Milyar seviyesinde açıkla gerçekleşmiş olup kazançlı çıkan hep Çin olmuştur.

Çin’in uluslararası itibari sebebiyle tezlerimizin dünyada destek bulması ihtimali ise birkaç ülke ve Perinçekgiller dışında söz konusu bile olamaz.
Sayın Cumhurbaşkanımızı yakın zamanda Çine yaptığı seyahat dahil olmak üzere bu konuda konuşmadan alıkoyan böyle bir mezalimin olmadığına olan kanaati ise, onu da Türk Milletiyle paylaşması, diğer benzer konularda olduğu gibi cesaretle savunması, kafa karışıklığının önüne geçmesi, sıklıkla başımıza gelen provokasyon unsuru olmaktan çıkarılması yerinde olacaktır.

Yok, tüm bu iddialar hakikatse; Ticari kazanç uğruna Müslüman Türk’e yapılan zulümü görmemek için gözlerimizi kapatıyorsak yuh olsun biz Türklere!
Yuh olsun biz Müslümanlara!

AHMET ORHAN

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.