DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur

Erdoğan AKP’lilerin Akıl Sağlığı İle Oynadı

01.10.2014
65
A+
A-

İsmail Özdemir

Hem AKP iktidarı hem de Recep Tayyip Erdoğan, PKK konusunda rüştünü ispatlamıştır.

Kaldı ki ne derecede samimi oldukları da ortadadır.

Buna kimsenin şüphesi yok.

Zira PKK yol kesiyor, okul yakıyor, Türk Bayraklarını gönderden indirip parçalıyor, asker ve polise yönelik hain saldırılarını sürdürüyorken ve daha önce görmediğimiz nice kepazeliklere şahit oluyorken, AKP’nin bu gelişmelerdeki katkısının büyük olmadığını söyleyebilecek kimse olabilir mi?

“Müzakere” diyerek çıktıkları yolda, “çözüm masalları” ile milleti oyaladıkları dönemde PKK’nın tarihinde hiç olmadığı kadar güçlü bir konuma ulaşmış olması bizzat İmralı canisi ile “ülkeye ve bölgeye dair %95 oranında aynı vizyonda” olan Erdoğan ve AKP’nin en büyük eseridir.

PKK’nın Kürtlerin temsilcisi gibi gösterilme çabaları AKP’nin en temel kabulü olmadı mı?

“Beğenseniz de beğenmeseniz de Öcalan Kürtlerin önderidir” diyerek terörist başına “barış elçisi” muamelesi yapan, “Öcalan’ın mesajları düşüncemizdir” diyerek ülkenin bütünlüğünü bozacak adımları birer birer tıp, cani başının taleplerini hayata geçiren Erdoğan’ın başında olduğu ve Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonrada aynı anlayışın hüküm sürdüğü AKP’nin kendisi değil mi?

Başkanlık sistemi tartışmaları üzerinden “yerel yönetimleri güçlendirme ve seçim sisteminde değişiklik” tartışmalarını açmaya çalışan, böylelikle PKK’nın da hayali olan “özerkliği” ülkenin gündemine sokmaya çalışan da AKP’dir.

PKK bugün askeri taş yağmuruna tutuyorken, “aman çözüme zarar gelmesin” diyerek “askere geri çekilin” emrini verenler ülkeyi yöneten AKP iktidarından başkası mıdır?

Geride bıraktığımız günlerde PKK’lı Cemil Bayık son bir ayda örgüte katılanların sayısının rekor seviyeye ulaşarak 1993’teki katılımdan bile çok daha büyük olan bir mevcudiyeti yakalayıp, 1200 kişinin Kandil’e ulaştığını söyledi.

Sözde çözüm süreci başladığı günden bu yana PKK’ya katılım oranındaki artışın istihbarat raporlarında yer aldığı daha önce basına da yansımıştı.

Bunun mimarı da açılım safsatasını “terör bitecek, örgüt silah bırakacak, sınır dışına çıkacak” diyerek başlatanlar değil mi?

Geçin silah bırakma ve sınır dışına çekilmeyi, PKK AKP’nin “terör artık bitecek” diyerek terörle mücadeleyi bırakıp, müzakere dönemini başlattığı zamandan bu yana örgüt daha da çok silahlanmış, mevcudiyetini artırmış ve kırsalda değil kent merkezlerinde de yeni yapılanmalarıyla açık açık boy göstermeye başlamasının sorumlusu bizzat AKP’dir?

Sebep sonuç ilişkisi, PKK’nın neden bu denli azdırıldığının, hiç olmadığı kadar fütursuzlaştığının, diklenebildiğinin göstergesidir.

AKP yol açmış, PKK’da bu yolu kendi lehine başarılı bir şekilde kullanarak gücüne güç katmıştır.

Sanki yaşanılan bunca meselenin sorumlusu kendisi değilmiş gibi Recep Tayyip Erdoğan geride bıraktığımız günlerde ilginç bir çıkış yaptı.

İstanbul’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısında konuşan Erdoğan “Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da PKK gibi bir terör örgütüne karşı neden ayaklanmıyorsun, niye sesin çıkmıyor, niye ortak mücadele etmiyorsun?” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamayla bence bir yandan mizah dergilerinin önümüzdeki ayki sayıları için harika bir malzeme vermiş oldu, diğer yandan ise doğrudan AKP ve kendisine destek vermişlerin akıl sağlığı ile oynadı.

Sözde çözüm sürecini bu zamana kadar savunan yandaş medya ve kalemlerin artık nasıl bir tavır takınacakları artık merakımızdır. Allah kimseyi bu meczupların durumuna düşürmesin. Zira dün ne söyledilerse bugün yandaşlık adına kendilerini yalanlamak durumundalar.

Merak ediyorum acaba o toplantıya katılan yabancılardan bir tanesi de kalkıp “yahu bunca zamandır PKK ile görüşen sizsiniz, PKK’nın taleplerini hayata geçiren sizsiniz, PKK’ya düşman diyemeyiz diyen sizsiniz, PKK’lıların ağıtlarıyla Diyarbakır’da Barzani ile buluşmanızda ağlaşan sizlersiniz” dese acaba ne der, ne cevap verebilirdi?

AKP’nin PKK konusundaki tavrını ve hassasiyetini son derece yakından takip etmemizden ve Erdoğan’ın geçmiş dönemlerde ne söyleyip buna rağmen neler yapıldığını tecrübe etmiş olmamızdan ötürü önümüzdeki dönemde PKK’ya yine büyük tavizlerin verileceği sonucuna ulaşıyoruz.

Örnekler çok ama en bariz olanını söyleyelim.

Kasım 2012’de “idamın tekrar geri getirilebileceğini” söyleyen, aynı günlerde PKK’lılarla kucaklaşan BDP’lilerin milletvekilliklerinin düşürülebileceğini, bunun açıklamasını millete yapamayacaklarını ifade eden Erdoğan, bu beyanlarından birkaç hafta sonra ise katıldığı bir televizyon programında bu kez İmralı canisi ile görüşmelere başladıklarını, böylelikle terörle müzakereye geçtiklerini ilan ve itiraf etmişti.

Dolayısıyla şimdilerde PKK’ya yönelik sözde eleştiride bulunanların, yarınlarda “daha üst perdeden” örgütle kol kola yoluna devam edeceğini söylemek yanlış olmaz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.