DOLAR 5,7649
EURO 6,3968
ALTIN 273,3
BIST 108.753
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR
19.11.2019
3.275
A+
A-

Son yıllarda Türkiye’nin gündeminde bulunan onlarca konunun arasında yaş sınırlaması nedeniyle emekli olamayanlar sorunu başlarda yer almaya devam etmektedir.

Ülkemizde yaşanan sorunların hararetine göre öncelikler değişmekle birlikte illa ki sıralama yapılacak olsa yaş nedeniyle emekli olamayanlar mutlaka ilk üç içinde yer alacaktır.

Ekonomimizde görülen sıkıntılı dönemlerde özellikle de hayat pahalılığı ve işsizlik rakamlarındaki artışların yaşandığı dönem bu sorun bir süredir birinci sıraya yerleşebilmektedir.

Yeterli hizmet süresine sahip olup, prim ödemelerini de gerçekleştirmiş olan bu kitlenin sayısı milyonlarla ifade edilmektedir.

Her ne kadar sayı konusunda farklı sayılar telaffuz ediliyor olsa bile kanun çıkması halinde emekli olacakların sayısını başlangıçta 700 Bin, nihayetinde 4 Milyona ulaşacağı kabul edilmektedir.

 

İşsizlik rakamlarının rekor seviyelere ulaşması, düşük gelir grubunu doğrudan etkileyen mutfak enflasyonunun yükselmesi, milyonlarca Türk vatandaşında emekliliği sığınılacak liman olarak görülmesine neden olmaktadır.

Vatandaşlarımızın emekli olabilmek için nelerden vazgeçebildiğine hepimiz şahit olmaktayız.

Emekli olmak isteyen çiftçimizin tarlasını, traktörünü sattığına Türkiye’nin her köşesinde şahit olmunmaktadır.

Evine bakıp, çocuklarını yetiştirdiği ekmek tezgahını, dükkanını satan esnaf ve sanatkarların etrafımızda onlarca örneği mevcuttur.

Ölünceye kadar alacağı emekli maaş tutarı, ödemek zorunda kaldığı prim borcunu karşılamasa bile geride bıraktığı eşine güvence olsun diye her şeyini ortaya koyanlar bile o kadar çoktur ki!

Elbette milletimizi böyle düşünmeye yönlendiren birçok sebep vardır.

Bu nedenler ciddi ve muhtevalı bir araştırma konusu olacak devasa büyüklüktedir.

 

Biz yine esas konumuza dönecek olursak,

Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde en köklü değişiklilerden birisi olan 8 Eylül 1999 tarihinde çıkarılan 4447 sayılı kanun ile daha önce 5000 gün prim ödemek, erkekler 25 yıl, kadınlar 20 yıl hizmet yapmak kaydıyla emeklilik hakkı kazanırken, bu tarihten sonra kadınların 58, erkeklerin 60 yaş şartını yerine getirmesi istenmiştir.

Bu surette diğer kriterlerin yanı sıra getirilen yaş şartı 2008 yılında yapılan başka bir yasal düzenlemeyle 65 yaşa çıkartılmış durumdadır.

Netice olarak 1999 öncesi kadınlar 38 yaşında erkekler 43 yaşında emekli olabilirken bu gün kademeli olarak ancak 65 yaşında emekli olunabilmektedir ki söz konusu yaş AB ortalaması seviyesindedir.

Konuya hukuk açısından bakıldığında kanunun çıktığı tarihte, yani bugün hizmet süreleri en az 20 yıl olup ta emeklilik hakkı kazanamayanlar için kural değişikliğine gidildiği görülmektedir.

Bu değişiklik evrensel hukuk kurallarında yeri olmayan, bir anlamda oyunun kuralının oyun devam ederken değiştirilmesinden başka bir şey değildir ve kim ne derse desin apaçık bir adaletsizliktir.

Söz konusu mezarda emeklilik kanunu 2002 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylanmış olduğundan mevcut adaletsizliği giderecek geriye tek yol kalmıştır, o da yasa değişikliği yaparak hak sahiplerinin mağduriyetlerini gidermektir.

 

Çıkarılan kanunla hak kaybına uğrayan vatandaşlarımız her inanç, meşrep ve siyasi görüşe mensup kişilerdir.

Dolaysıyla emeklilikte yaşa takılanlar yani kısaca EYT’liler bizzat milletimizin tam bir numunesidir.

Bu sorun, hükümet karşıtı grupların ortaya koyduğu, ülkeyi karıştırmaya, hükümeti zaafa uğratmaya yönelik bir muhalefet hareketi, kökü dışarıda bir operasyon olarak görülmesi mümkün değildir.

EYT probleminin varlığını siyaseten görenlerin başında MHP gelmiş olması ve bu sorunun halli için yasa teklifi hazırlamış olmalasına rağmen Erdoğan’ın bizzat Sayın Bahçeli’den talepte bulunması sonrası çözümün daha geniş bir süreçte ele alınması kararına varılmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili en son açıklaması ise EYTlilerin hükümetten umutlu beklentilerini hayal kırıklığına dönüştürmüştür.

Cumhurbaşkanı kendisine verilen bilgiler doğrultusunda 6 Milyonun üzerinde sigortalının faydalanması durumunda 100 Milyar liralık bir yükün oluşacağı değerlendirmesi sonunda bu konuyu mevcut yasa temelinde yürütmeye devam edeceklerini ortaya koymuş ve EYTlilere kapıyı kapatmıştır.

 

Bu gün tartışmalara zemin hazırlayan yasanın çıkması için ısrarlı talepte bulunanların başında 7 yıl SSK Genel Müdürlüğü yapmış olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve yasanın çıktığı tarihte Sosyal Güvenlik Bakanı olan imza sahibi Yaşar Okuyandır.

Bu nedenle dün kara dediklerine bugün ak diyenlerin önerileri samimiyetten uzak sadece popüzlizm ve istismar amaçlıdır.

EYT sorununun kamuoyuna mal olmasında en büyük katkı MHP’nin Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçim döneminde kamuoyuna ilan ettiği seçim vaatlerinde yer alması olduğunu da göz önüne alırsak çözümün de ancak MHP’nin katkı vermesiyle sağlanabileceği görülecektir.

Cumhur İttifakı çerçevesinde Hükümete verdiği destekten güç alan MHP tarafından ortaya konacak çözüm önerileri muhatabı olan AK Parti kadrolarında mutlaka olumlu karşılık bulacaktır.

Mağdurların taleplerinin tamamen reddi yerine kademeli ve zamana yayılacak düzenlemeler bir orta yol olarak gündeme alınmalı ve yaşanmakta olan hayat pahalılığı, işsizlik şartlarında giderek yükselen toplumsal tepki önlenmelidir.

 

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.