EMEKLİLERİN GÜNDEMİ

EMEKLİLERİN GÜNDEMİ
07.11.2021
A+
A-

Hiç kimse halkımızın zorunlu ihtiyaçlarını gidermek durumunda olduğu günlük yaşantısını hafife almasın.

Türkiye nüfusu 84 milyona ulaşmış görünmekle birlikte ülkemize bir yolla gelmiş sığınmacı ve düzensiz göçmenlerle fiilen 90 Milyonu aşmış durumdadır.

Yaşamakta olduğumuz topraklarda her geçen gün varlığını olumsuz anlamda hissettiren coğrafi, siyasi ve jeopolitik sorunlar ülkemizi sıkıntıya sokmaktadır.

84 Milyon Türk vatandaşının medeni ölçüler içinde ihtiyaçlarının karşılanması ve refah içinde yaşamasının temini, ülkeyi yönetenlerin açısından gittikçe zorlaşmaktadır.

Sorunlarımızın nüfusla ilişkisi sadece sayılardan ibaret değildir. Söz konusu sayılar, toplam içindeki ağırlıklarının yanında aynı zamanda zorluklarımızın sıralamasını da ifade etmektedir.

Türkiye nüfusunu derinlemesine değerlendirmesinde çeşitli alt gruplar tespit edilerek analiz yapılması kolaylık sağlayacak, anlaşılırlığı arttıracaktır.

Nüfus genellikle yaş ve cinsiyet ayrımına tabi tutularak değerlendirilmekle birlikte sosyal duruma göre bölümlemeler yapılarak değerlendirmeler yapmak da mümkündür.

Mesela Türkiye nüfusunun 20 milyon kişiyle %24’ünü

0–15 yaş arası çocuk ve gençler oluşmaktadır.

Bu gruptakiler çoğunlukla ebeveynlerinin bakımına muhtaçlardır.

Diğer bir grup ise 15–19 yaş aralığındaki gençleri ifade eden Z Kuşağıdır.

Çoğunluğu halen eğitim çağında olan dolaysıyla üretime katkısı olmayanlardan ibaret olup yaklaşık 20 milyon seviyesindedir.

Başka bir deyişle nüfusumuzun %24’lük diğer bir bölümünü de “Z Kuşağı” oluşturmaktadır.

Bu noktada Z kuşağıyla ilgili önemli başka bir veri ise içinde bulunduğumuz yıl itibariyle seçme hakkı kazananların sayısının ise 9 milyonu geçtiği gerçeğidir.

Türkiye’de gerek sayısı, gerekse sosyal durumu itibariyle önemli bir büyük nüfus kesimi de emeklilerdir.

Türkiye‘de yaklaşık 6 milyonu SSK, 1 milyon 700 bini 

Bağ-Kur, 1 milyon 600 bini Emekli Sandığı statüsünde olmak üzere toplam 9 milyon 200 bin emekli bulunuyor. Emekliler bu rakamla ülke nüfusunun %11’ini oluşturmaktadır.

Emeklilere, vefat eden eş, anne veya babasının aylığını alan 4 milyon, malullük, vazife malullüğü ve sürekli iş göremezlik aylığı alan 300 bin kişi de eklendiğinde SGK’den aylık ve gelir alanların sayısı yaklaşık 14 milyonu bulmaktadır.

Bu rakam ise Türkiye nüfusunun %16’sına karşılık gelmektedir.

Bu rakam aynı zamanda büyük çoğunlukla emekli seçmen sayısını da ifade etmektedir.

Tüm sayılar vermedeki muradım esas olarak üretim dışında olması gereken nüfusumuzun büyüklüğüdür.

Çocuklar, Z kuşağı ve emekliler toplamı 50 milyonun üzerinde olup toplam nüfusumuzun %60’ına karşılık gelmektedir.

Yukarda bahsi geçen diğer grupları bir kenara bırakarak toplum hayatımızda giderek birinci sıraya oturma eğiliminde olan emekliler açısında değerlendirmeler yapma zorunluluğumuz vardır.

Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi Emekli Sandığıyla başlamış, SSK ve esnaf ve çiftçilerimize sosyal güvenlik hakkı kazandırmak üzere kurulan Bağ-Kur ile devam etmiştir.

Son olarak yapılan reform mahiyetindeki düzenlemeyle tüm bu kurumlar Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında toplanmıştır.

Netice olarak tüm Türk vatandaşları sosyal güvenlik sistemine dahil edilmiştir.

SGK Gelirleri bu yıl 584.4 milyar TL olan SGK, 619.6 milyar TL gider ile yıl sonunda 35.1 milyar TL açık vereceği göz önüne alınırsa maddi anlamda da ne kadar önemli bir kesimle karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır.

Devletimizin en büyük kurumlarından biri olan

SGK’na 2019’da 197,1 milyar TL,

2020’de 245,9 milyar TL,

2021’de 245.7 milyar TL

2022’de de toplam 280.7 milyar TL tutarında olmak üzere genel bütçeden transfer yapılmaktadır.

TBMM’nin belli başlı görevlerinden biri de her yıl geçmiş hesapların ibra edildiği, gelecek yılın devlet harcamalarının bir kayda bağlandığı genel bütçeyi yapmaktır.

Bütçe görüşmeleri hükümet, milletvekilleri ve halkımız tarafından ciddiye alınır ve önemle takip edilir.

En önemli görüşme ve tartışma konularından biri de memur ve her türden emekli maaşlarına yapılacak yeni yıl zammı olmaktadır.

2022 yılı bütçe görüşmeleri aynı zamanda TÜİK rakamlarına göre %20, halkın zaruri ihtiyaç malzemeleri rakamlarına göre %40–50 enflasyon oranlarına maruz kalınan bir döneme rastlamış olması daha bir ilgiyle bütçe görüşmelerinin takip edilmesine neden olmaktadır.

Türkiye’nin en büyük sendikası olan Türk-İş tarafından yapılan açıklamaya göre 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 3.049 lira yoksulluk sınırı ise 9.931 liradır.

Aylık enflasyonun halen yükselme eğiliminde olduğundan bu rakamın artacağından kimsenin şüphesi olmayacaktır.

Asgari hayat standartlarında yaşamak için yukarıda belirtilen miktarda gelir sahibi olunması gerekirken asgari ücret ve çok miktarda emeklinin gelirleri bu seviyenin altındadır.

EMEKLİLER İÇİN NE YAPILMALI

Ayrıca başka bir yazıda ele almak üzere asgari ücretlileri bir tarafa bırakarak emeklilerin ekonomik durumlarını daha yakından değerlendirecek olursak;

2000 yılından sonra emekli olan işçilerin ve çiftçilerin en düşük gelir grubunu oluşturan büyük kesimin, aylık gelirleri halen 2000 liranın da altında gerçekleşmekte olup neredeyse açlık sınırının yarısı seviyesindedir.

Başka bir işte çalışarak gelir elde etme imkanı olmayanlar için tanımlaması yapmak pek mümkündür.

Bu rakamlar hakkaniyetsizliği ifade etmekte ve toplumsal huzurumuzu bozacak niteliktedir.

Bazı toplum kesimleri açısından farklılıklar yaratmaktan vazgeçerek bu büyük kitleye Devletimizin şefkat ve adaletle yaklaşması zarureti vardır.

Hiç zaman kaybetmeden bu günden yarına, en azından 2022 yılbaşından itibaren en düşük emekli maaşı, asgari ücretin %80’inden başlayarak yıllar içinde asgari ücretle eşitlenmesi sağlanmalıdır.

Elbette1600–1800 liralık emekli maaşlarının en az 2500 lira seviyesine getirilmesinde zorluklar vardır ama imkansız değildir.

Bundan daha zoru geçmişte Refah-Yol hükümeti döneminde 80 liralık en düşük tarım bağ-kur maaşı %200 zamla 300 lira seviyesine getirilebilmiştir.

Türkiye’de teknik anlamda aç insanımız yoktur diyebilmek için açlık sınırını aşan maaş ödemesi yapılmalıdır.

Diğer emeklilere verilecek zam ise yüzlerce malzeme üzerinden belirlenen enflasyon rakamı yerine bir emekli için gerekli her türlü gıda ve ihtiyaç malzemeleri üzerinden belirlenen fiyat artış oranı üzerinden yapılmalıdır.

Bunun için gelirlerimizin ve devlet giderlerimizin düzenlemesi zorunluluğunu da akıldan çıkarmamak gerekir.

Alınabilecek tedbirlere gelince;

—Sosyal güvencesiz çalışmanın önüne geçilmeli SGK’nın daha fazla pirim toplaması için tedbirler geliştirmeli ve uygulamada kararlılık gösterilmelidir.

Unutmayalım ki almadan vermek Allaha mahsustur ki O’nun hazinelerinin sınırı yoktur.

—Emeklilik sistemleri pirim toplayıp onları değerlendirerek arttırma ve iştirakçilere verme üzerine kurulu yapılardır.

—Türkiye’de kaçak işçi çalıştırılması önlenmeli tüm çalışanlar sosyal güvence altına alınmalıdır.

—Aksi takdirde olacakları tahmin etmek hiç de zor değildir.

Gelecek siyasi ve sosyal sonuçlar doğurmaya gebedir.

İnsanımızın insanca yaşamasını adaletle sağlayamazsak halkımız demokrasi içinde çare arayacak ve beceremeyenleri tasfiye edecektir.

Hiç kimse halkımızın zorunlu ihtiyaçlarını gidermek durumunda olduğu günlük yaşantısını hafife almasın.

Akıldan çıkarılmasın ki “açlık sofuluğu bozar”.

Bir de bakmışsınız güvendiğiniz dağlara kar yağmış, sizi bağrına basan milletiniz verdiği oylarla makamdan azledivermiş.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.