EKONOMİDE NELER OLUYOR

EKONOMİDE NELER OLUYOR
19.10.2021
A+
A-

Güzel ülkemiz çelişkilerle dolu bir dönemi idrak etmekte.

Tarihimizin en yoğun ihracatını yapmaktayız.

Dış satımımız dış alımımızın %80den fazlasını karşılar durumdadır.

Böylece dış ticaret açığımız azalmaya devam etmektedir.

Oysa yakın geçmişte ihracatımız ithalatımızın ancak yarısını karşılar noktaya bile çok yaklaşmıştı.

Hani Ali Babacan’ın pek övündüğü tüm artıları kendine yazdığı 2015 öncesi yıllardı..

İthalata dayalı büyümeyi tercih ettiğimiz yıllardan bahsediyorum.

Aynı yıllarda ihracatımızın %70’i ithal ara ürünlere dayalı olduğu zamanlar..

Şükürler olsun ki ülkeyi yönetenlerin başında bulunan Erdoğan yanlış gidişi fark ederek direksiyonu tamamen ele alarak bu ithalatçı zihniyeti yönetimden uzaklaştırmıştır.

Netice hayır olmuş, 80 öncesinde bir yılda yaptığımız 1,5 Milyar dolarlık ihracat geçtiğimiz hafta içinde bir günde, yanlış okumadınız evet bir günde yapılmıştır.

Öyle anlaşılıyor ki yılsonu dış satımımız 220 Milyar doları aşacaktır.

Bu rakamların tümü rekordur.

Elbette ülke performansımızın rekorlar kırdığı konuda mutluluk ve heyecanla birçok şey söylemek mümkündür

Mesela geçtiğimiz ay değişmez şampiyon otomotiv ihracatı birinciliği çeliğe bırakmıştır.

Katma değerin yüksek olduğu makine imalat sektörü yüklü ihracatlar yapmaktadır.

İhracattaki güzel gelişmelere paralel olarak Türkiye başka bir konuda da rekor kırmaktadır.

2021 yılı kalkınma hızımızın IMF dahil bir çok uluslararası kuruluş tarafından %9 olacağı değerlendirilmiş ve muhataplara açıklanmıştır.

Ortada böylesine güzel gelişmelerin olduğu bir durumda ne yazık ki bazı konularda tersine gelişmeler yaşanmaktadır.

Bu kadar yüksek miktarda döviz girişi olmasına rağmen ABD Dolarındaki yükseliş devam etmekte bir eşik daha aşılmış, 9 lira geçilmiştir.

Dövizdeki son günlerde görülen sıçrama Merkez Bankasının faizleri 100 baz puan indirmesiyle ilişkilendirilmektedir.

Güya, para sahipleri Türk Lirasına yatırdıkları birikimlerini yüzde bir faiz indirimi yapıldı diye dolara yöneltmişler, talepteki artış nedeniyle de dolar yükselmektedir.

Vay efendim İngiltere’de faizler yüzde sıfırdan bire yükselirken Merkez Bankası nasıl faizleri yüzde bir bile olsa indirirmiş..

Para babaları, faiz lobisi milletimizin lehine olan Erdoğan’ın düşük faiz yaklaşımını cezalandırma ve geçmişte olduğu gibi yüksek faiz yoluyla gelir dağılımını bozarak vatandaşın cebinden daha fazla kazanma peşindedir.

Neredeyse yüksek faiz duası yapmamız tavsiye edilmektedir.

Yine olumlu gelişmelere rağmen özellikle gıda ürünleri başta olmak üzere geniş kitleleri doğrudan etkileyen malların yarattığı hayat pahalılığı dar ve sınırlı gelire sahip vatandaşlarımızı şimdiden panikletmiştir.

Uluslararası piyasada doğal gaz fiyatlarında 3 kata ulaşan büyük artışlar, petrol ürünlerine de yansımış durumdadır. Ham petrolün varil fiyatı 40–60 dolardan 80–85 dolar seviyesine gelmiştir.

Hükümet petrol ürünlerinde ÖTVyi sıfırlamış olmasına rağmen mazot benzin fiyatı 8 lirayı geride bırakmış durumdadır.

Önümüzdeki günlerin kışa denk gelmesi ısınma ve enerji giderlerimizin de katlanacağı ortamda vatandaşlarımızı daha da üzeceği anlaşılmaktadır.

Diğer bir olumsuz gelişme de gıda ürünlerinde yaşanmaktadır.

Halkımızın beslenmesinde birinci sırayı bakliyat ve hububat oluşturmaktadır.

Ne yazık ki bakliyat ürünlerinde çok miktarda dış alım yapılmaktadır.

Dövizin rekorlar kırdığı bir ortamda üstelik tüm mallarda dünya ölçeğinde fiyat artışları varken iç piyasada da zamların olacağını tahmin etmek müneccimlik olmayacaktır.

Türkiye’de yaşayan herkes bilir ki gıda üretimi stratejik bir öneme sahiptir.

Şimdilerde olduğu gibi kötü günlerde halkımızın beslenmesinin güvenle sağlanmasının yolu yerli üretimden geçmektedir.

Ne yazık son yıllarda gıda ürünleri üretimimiz milletimizin ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmaktadır.

Dış alım mecburiyeti nohut, kuru fasulye mercimek gibi geleneksel gıda ürünlerinde büyük tonajlara ulaşmaktadır.

Dün bizden mercimek tohumu alan Kanada Türkiye’ye yüklü miktarda mercimek satmaktadır.

Beslenmesinde kendi kendine yeten Türkiye geçmişte kalmış şimdilerde et, bakliyat hububat gibi neredeyse tüm gıda ürünlerinde dış alım zorunluluğu içindeyiz.

Tablo böyleyken kimse tarımda başarıdan bahsedemez.

En çok ektiğimiz ürünlerin başında yer alan mısır dahi ülkemize ithal etmektedir.

Bu olumsuz gidişe acilen çare bulunmalı, milli ihtiyaçlarımız istikametinde çiftçimizin üretim yapması için tedbirler geliştirmeliyiz.

Tarım bürokrasisi bu sorunu çözecek şekilde ehliyetli kişilerle yeniden düzenlenmeli, hantal bakanlık yapısı bu durum göz önüne alınarak belki de birkaç parçaya bölünmelidir.

Gıda Tarım Hayvancılık ve Orman bürokrasisinin tek bir bakanlıkta toplanması belli sorunlara yoğunlaşıldığında diğer başlıklarda ortaya çıkan dar boğazların giderilmesi geriye kalmaktadır.

Milletimizin gıda ihtiyacının doğrudan yerli kaynaklarla karşılanması maliyeti ne olursa olsun başarılmalıdır.

Aksi takdirde gözü hep daha fazla karda olan acımasız sermayenin elinde milletimizin huzuru bozulacak hatta birliği tehlikeye düşecektir.

Ahmet Orhan

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.