DOLAR 5,5773
EURO 6,1735
ALTIN 271,2
BIST 95.734
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Ebucehil ölmemiş, kıtalar dolaşıyor

Geçen Çarşamba günü Mevlit Kandili’ydi. Peygamberimizin Doğum günü… Bu kutlu günde, günahlarımıza tövbe edip Allah’a sığındık. Allah kabul buyursun inşallah. Fakat O’nun açık ve gizli düşmanları da boş durmadı…

Kimisi kandillerin gereksizliğini savundu, kimisi Efendimizin doğumunu kutlamanın hurafe olduğunu söyledi. Kimisi de O’nu, imanın şartlarından ve kelime-i tevhitten çıkaran kendileri değilmiş gibi, bu gecede sureti haktan göründüler. Kendilerine ait ekranlarda kendi akaitlerine göre “ayin” yaptılar.

Ama bu yaptıklarının ne kadarı İslam, ne kadarı değil bunu da ehli bilir…

Hayatı Peygamberimizin davasına düşmanlıkla geçen amcası Ebulehep dahi, “bir yeğenim oldu” diye sevinip, doğduğu gece bahşişlerde bulunmuştur.

Yani şimdi Müslüman kılıklı peygamber düşmanlarının Ebulehep kadar bile nasipli olmadıklarını görüyoruz. Ariflerin ve âlimlerin yorumlarına göre, Ebuleheb’in azabının, bu kutlamadan dolayı pazartesi günleri azaldığı rivayet olunur.

Şimdi bir düşünelim bugün, on dört asır evvel sevgili Peygamberimiz doğdu diye bayram eden salât ve selam okuyan bir Müslüman’ın mahrum kalması söz konusu olabilir mi? Elbette olmaz…

Rahmet Peygamberi bu kâinatın yaradılış sebebidir. Eğer bugün bizler var isek, sırf O’nun hürmetine varız. O’na sadece biz değil tüm mahlûkat âşık… O’nun geleceğini öğrenen yılan dahi, mağarada yıllarca yolunu gözlüyor. Görmesine engel olan dostu Hz. Ebubekir’i ayağından sokuyor. Sonra da Peygamberimizden özür diliyor…

Efendimizi taşıyan Kusva adlı devesi de O’na âşık olmuş. Hatta merkebi bile… Efendimizin vefatından sonra devesinin Medine sokaklarından nasıl bağırarak gezdiği, tarihçilerin anlattığı gerçeklerdir. Su veriyorlar içmiyor, ot veriyorlar yemiyor ve sonunda bu hasrete dayanamayıp ölüyor.

Sahabeler O’nun devesini görünce ağlaşırlarmış. Bu mübarek hayvan, o günden sonra sırtına kimseyi bindirmemiş ve huysuzlaşmıştır. Hayvanlar bile O’na âşık iken, insan müsveddeleri hem de Müslümanlık adına nasıl O’nu imanın ve İslam’ın şartlarından çıkarır?

Hz. Mevlana “seni sevmeyen hayvan bile olamaz Ya Resulallah” diye buyurmuştur.

Sadece hayvanlar mı? Elbette hayır… Üzerine çıkıp hutbe verdiği kütük, minber yapıldığı için Efendimizin kendisini kullanmayacağı için ağlaması tarihen sabit gerçeklerdir. Demek O’nu sevmeyen kütük bile değil, olsa olsa Cehennem yakacağı…

Şimdi merak ediyorum O’na hakaret edenlerin NATO Genel Sekreteri olmasını sağlayanlar neye hizmet ettiğinin farkındalar mı? Veto hakkı var iken Berlusconi hatırına vetoyu kaldıranlar nasıl O’nun karşısına çıkacaklar?

Ya da Peygambere hakaret filmine dünyada olağanüstü tepkiler gösterilirken, ülkemizde hiçbir tepkinin gösterilmemesine sevinen iktidar, bunu değişim olarak tanımlıyor ve bir başarı olarak görüyorsa vay halimize…

Kimseyi itham etmiyor, kimseyi suçlamıyorum. Sadece millet olarak geldiğimiz vahim durumu anlatmaya çalışıyorum. Bir zamanlar Peygamberi müdafaa uğruna çekirge yiyen Fahrettin Paşa’ların torunlarının geldiği noktaya bakın lütfen…

Bırakın O’nun için ölmeyi, bayılmayı dahi aklına getirmeyen sözde İslam anlayışımız, Hakk’ın kantarında kaç kuruşluk Müslümanlıktır? Peşinde gittiklerimiz Peygamberin dostlarıyla mı arkadaş, yoksa düşmanlarıyla mı?

O’nun on dört asır önce gelerek ayak bastığı Şam toprağı, neden Haçlı ordusu olan NATO tarafından gelip kuşatılmıyor diye kendini yırtanlar, nasıl Müslüman olabilirler?

Sevgili Peygamberimizin ayağını bastığı, sevgili torunu Hz. Hüseyin’in mübarek başının metfun olduğu Şam, Haçlı tarafından çiğnensin diye konuşanlar, yazanlar, çizenler ve siyaset yapanlar sizler kimin çocuklarısınız?

Yoksa Ebucehil’in mi?

Ebucehil ölmedi mi?

Demek ki ölmemiş, kıtalar dolaşıyor…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.