SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

DÖNERSEK NAMUS BİZE AR OLSUN…

Bu haber 03 Kasım 2018 - 16:08 'de eklendi ve 3.168 kez görüntülendi.

Bu günü anlamak için özellikle yakın tarihi iyi bilmek lazım…
Yaşananları, olayları, ilişkileri iyi irdelemek lazım…
Bunlardan daha önemlisi tarihteki medeniyetler savaşını ve Türk milleti’nin tarihin akışındaki gücünü ve rolünü iyi kavramak lazım…
Devletler arası mücadelelerin görünenin ötesindeki boyutlarını iyi anlamak lazım…
Milletler arası ilişkilerdeki duygusal alt yapıları iyi tahlil etmek lazım…
İddiası olan devlet ve izmleri mercek altına alıp özelliklede siyonizm’in metod, yapılanma ve hedeflerini iyi görmek lazım…
Bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki…
Biz kısaca yakın tarihe bakalım…
ABD-Türkiye boyutuna…
Yıl 1960…
Başbuğ Alparslan Türkeş anlatıyor…
Şahinlerin Dansı kitabında da okuyabilirsiniz…
İhtilal olmuş, Başbuğ, başbakanlık müsteşarı…
Bakanlıkları denetliyor…
İçişleri bakanlığını denetlerken, bakanlıkta CİA’ ya tahsis edilmiş bir ofis tesbit ediyor…
Devletin bütün gizli-açık bilgi ve şifreleri bu ofisten geçiyor…
Başbuğ, bunları bakanlıktan çıkarıp atıyor…
Önce CİA Ankara sorumlusu geliyor…
Arkasından ABD büyükelçisi…
Ama Başbuğ Türkeş’e kararından vazgeçiremiyorlar…
Sonradan idamlıkla yargılanmasında ve zindanlarda çile çekmesinde sebep olarak hep bu olay aklına geliyor rahmetlinin…
12 Mart muhtırasını düşünün…
Haşhaş krizini düşünün…
Kıbrıs harekatını düşünün…
İhtilalleri düşünün…
Özellikle üniversitelerde idealist, okuyan- yazan gençlik çığ gibi çoğalıyor…
Canını, kanını seve seve vatana feda edecek kadar şuurlu milletperver, vatan sevdalısı bir nesil yetişiyor…
Ne Amerika, Ne Rusya ne de Çin, her şey Türkiye için, Türklük için şiarına inanmış tam bağımsızlıkçı ülkücü bir nesil…
ABD’nin “bizim çocuklar yaptı” dediği 12 Eylül darbesi oluyor….
Binlerce ülkücü şehit edilmiş…
Onbinlercesi ya zindanda ya sürgünde…
Yani koskoca idealist bir nesil telef ediliyor…
Buldozer gibi üzerinden geçilip eziliyor…
Hala kahpe Eylül’ün izleri silinmiş değil…
Vatana, millete ve ülkücü harekete maliyeti çoğ ağır oluyor…
Buraya dikkat…
Milliyetçi- ülkücü nesil top yekün imha edilirken 12 Eylülle birlikte dini cemaat ve yapılanmaların önü açılıyor…
Onlara, sözüm ona dinsiz ordu yol veriyor, destek oluyor…
En fazla himaye edilen, yol verilen yapı ise FETÖ…
O karanlık dönemi iyi incelemek lazım…
Bugünkü yaşananları doğru okumak için her olayı ayrıntılarıyla tahlil etmek lazım…
PKK’nın kurdurulup kimler tarafından himaye edildiğini…
‘Çekiç güç’ ün PKK’nın güçlenmesindeki rolünü…
Kıbrıs ve Ermeni meselesini…
Büyük Kürdistan projesini…
Barzani’yi, Talabani’yi…
Arzı Mev’ud-bahşedilmiş toprakların coğrafik ve siyasi alanlarını…
Yeşil kuşak-Ilımlı İslam projesini…
Şark meselesini…
28 Şubat’ı…
Ve daha yüzlerce hususu…
Tek tek inceleyip mercek altına almak lazım…
Özellikle de 11 Eylül 2001 tarihini ve o tarihten bu güne yaşananları çok iyi yorumlamak lazım…
11 Eylül’de ABD’de ikiz kuleler sözde islami bir örgüt tarafından vuruluyor…
Vuran örgütün lideri uzun yıllar CİA ya çalıştığı somut olarak bilinen Usame Bin Ladin…
ABD başkanı Bush bu olayı bahane ederek “bu bir haçlı seferidir” deyip düğmeye basıyor…
Ortadoğu’da Türkiye’nin de içinde olduğu 22 ülkenin sınırlarını değiştireceğini en yetkili ağızlardan ifade ediyor…
İlk etap olarak ABD ordusu Afganistan’a giriyor…
Ama asıl önemlisi Saddam’ı ve olmayan kimyasal silah üretimini bahane ederek Irak’a girmek…
O zaman Türkiye’de 57. hükümet var…
Sayın Ecevit ve Sayın Bahçeli Irak’a girilmesine resmen karşı çıkıyor…
Irak’ın toprak bütünlüğünden yana bir tavır ortaya koyuyorlar…
Sen misin karşı çıkan…
Bakın ondan sonra Türkiye’de neler oluyor…
Hükümetin başına neler geliyor…
Siyaset yeniden nasıl dizayn ediliyor…
İkiz kulelerin vuruluşundan üç hafta arayla RP ikiye bölünüyor…
Abdullah Gül, ayrı parti kurmanın fikir babasının kendisi olduğunu söylüyor…
Her ne hikmetse ABD RP’ne dinci diye karşı çıkarken AKP’nin önündeki mayınlar bir bir temizleniyor…
Defalarca ABD’ye gidilip geliniyor, fikir kulüplerinde birifinkler alınıyor…
Tabi, klavuz FETÖ…
Yani CİA…
Bu konuda yüzlerce kanıttan bahsetmek mümkün…
Diğer yandan hükümeti devirebilmek için bütün ABD kriptoları harekete geçiyor…
ABD nin en önemli fikir kulüplerinden biri “Ecevit’siz ve Bahçeli’siz bir hükümet modeli’ oluşmalı diyerek düğmeye basılıyor…
Önce, dışardan teknokrat hükümeti modeli oluşturulmaya çalışılıyor…
Ecevit’siz ve Bahçeli’siz bir hükümet…
Tabi, sermaye ve medya ayağı devrede…
Koç ve Doğan grubu başı çekiyor…
Bir açılış bahane edilerek Frankfurt’da toplantı yapılıyor…
Toplantıya katılanlar bir bir ortada…
Söylenenler ve verilen mesajlarda ortada…
Sayın Ecevit hergün öldürülüp yeniden doğuyor…
Algı operasyonlarıyla her gün gazete manşetlerinde Ecevit’e cenaze merasimi tertipleniyor…
Yetmedi, DSP karpuz yarılır gibi ikiye bölünüyor…
Peki bölenler kim….
Sonradan kripto FETÖ ilişkileri ortaya çıkan Hüsamettin Özkan, İsmail Cem ve truva atı Kemal Derviş…
Bu da yetmedi Ülkede ekonomik kriz çıkıyor…
Kriz aktörlerinin kimler olduğu ortada…
Sayın Bahçeli geçenlerde bir tv programında üstü kapalı anlattı…
Bir toplantıda dış müdaheleyi somut bir şekilde görünce., Sayın Ecevit’e not göndererek toplantıyı kestiriyor…
Sayın Bahçeli o dönemde bunları anlatsa da malesef sesini kimseye duyuramamıştı…
Herkes bu olup bitenleri parti ve hükümet meselesi olarak görmüş, ya da işlerine öyle gelmişti…
Sayın Bahçeli ‘ benim ipimi ABD çekemez, çekecekse Türk milleti çeker diyerek erken seçime gitmişti…
Sayın Bahçeli’nin deyimiyle “Gök kuşağı koalisyonu” kuruluyor hükümete ve MHP’ye karşı…
Esnafın kepenk kapatması ve yazar kasa fırlatması gibi provakatif eylemler devreye sokuluyor…
En can alıcı algı operasyonu da emniyet teşkilatında gerçekleşiyor…
Türkiye’nin farklı yerlerindeki emniyet mensupları ağız birliği etmişcesine maaş bodurası ve polise tokat mevzusunu bahane ederek Sayın Bahçeli ve MHP’ye linç girişimi başlıyor…
Tabi, emniyet teşkilatına kimlerin hakim olduğu ve bu kampanyayı kimlerin yürüttüğü belli…
Ve neticede Ecevit ve Sayın Bahçeli tasviye ediliyor…
Ve FETÖ’nün rehberliğinde yeni bir dönem başlıyor…
FETÖ’nün her alanı kontrol ettiği…
Akla hayale gelmeyecek kumpasların tertiplendiği…
İnsanların namus ve haysiyetine göz dikildiği…
Milliyetçi komutanların kumpas kurularak vatan hainliğiyle yargılandığı…
Genel kurmay başkanı’nın hapsanede yatırıldığı…
Türkiye’nin yatak odası hüviyetindeki Kozmik odaya girildiği…
PKK nın polis tokatlayıp devlete meydan okuduğu…
Barzanilere, YPG’ye, PYD’ye kormızı halı serildiği…
Fethullah’ın hazret diye kutsandığı…
Türk kimliği yerine ‘Türkiyelilik’ ucubesinin yerleştirilmeye çalışıldığı…
Milli ve yerli olan herşeye karşı çıkıldığı…
ABD adına BOP projesinin yürütüldüğü…
Siyonizmin taktirine şayan olunduğu…
Kışla’da Türk bayrağının indirildiği…
Hendeklerin kazınarak PKK’nın tam anlamıyla hakimiyet kurduğu…
Sınır boylarımızın hainlerce kuşatıldığı…
Başta yargı olmak üzere FETÖ-CİA nın hücrelerimize kadar hükümran olduğu…
Ortadoğu’nun kan gölüne dönerek milyonlarca müslümanın katledildiği…
Büyük Kürdistan’a adım adım gidildiği…
FETÖ tandanslı karanlık bir dönem…
Bu süreç 2013’ e kadar devam ediyor..
2013 yılına girildiğinde nasıl oldu, nasıl gelişti ayrı bir konu…
Ama sayın Erdoğan oyunu farkediyor, ihaneti görüyor…
FETÖ’nün oturttuğu ABD masasından kalkıyor…
BOP projesinden vazgeçiyor…
FETÖ’ye savaş başlatıyor…
Dolayısıyla ABD etkisinden sıyrılıp Devlet kafasıyla ve Türkiye için düşünmeye başlıyor…
Milli bir çizgide ve milli politikalar geliştirmeye başlıyor…
Sen misin masadan kalkan…
Sen misin ABD’ye baş kaldıran…
Sen misin FETÖ’ye savaş başlatan…
Sen misin milli düşünen…
Ve sonrası malum başına gelmeyen kalmıyor…
Sayın Erdoğan’ın şahsında Türk devletine ve milletine her türlü ihanet ve alçaklık sergilenmeye başlıyor…
Gezi olayları…
17-25 Aralık…
Mİt tırları…
PKK Hendek kalkışması..
Kobani olayları…
Süleyman Şah Türbesi…
Canlı bomba katliamları…
Sınırların kuşatılması…
Ve nihatet 15 Temmuz ihanet girişimi…
Artık 15 Temmuz’la birlikte her şey su yüzüne çıkıyor…
Sayın Erdoğan ‘düne dair ne varsa dün dünde kaldı, yeni şeyler söylemek lazım cancazım” kabilinden yepyeni bir mücadele başlatıyor…
Yeni bir döneme giriliyor…
Sayın Bahçeli’yle omuz omuza vererek milli şuurla oluşturulmuş yepyeni bir dönem…
Tam bağımsız, güçlü ve lider Türkiye hedefiyle…
Tarihi misyonunun vehminde, küresel güç Türkiye vizyonuyla…
Kızıl Elma’ya koşulduğu yepyeni bir dönem…
İşte bütün yaşananların hülasası bu…
ABD kendi güdümünde olmayan bir Türkiye istemiyor…
Tam bağımsız bir Türkiye istemiyor…
Milli hedeflere koşan, iddia sahibi bir Türkiye istemiyor…
Medeniyet tasavvuru olan bir Türkiye istemiyor…
Küresel güç olma ülküsüne koşan Güçlü bir Türkiye istemiyor…
Türk ve İslam alemini kontrol edip himaye eden bir Türkiye istemiyor…
Milli sanayisini kurmuş, milli ekonomisini oluşturmuş kalkınmış bir Türkiye istemiyor…
İstiyor ki, Yetmiş yıldır olduğu gibi Türkiye’yi kendi yönlendirsin…
Kılcal damarlarımıza kadar o hükmetsin..
Türkiye diz çöksün…
Taşeron edasıyla BOP’a hizmet etsin..
Ne diyelim…
Onca ödediğimiz bedelden sonra yolumuzdan dönersek gök girsin kızıl çıksın…
Atatürk bir asır önce vermiş hükmü…
Ya İstiklal Ya Ölüm…

NİHAT YAZAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.