SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Devlet Beyle söyleşi -1- Ülkücü ve ülkücülük

Bu haber 30 Ekim 2018 - 11:20 'de eklendi ve 3.373 kez görüntülendi.

Günümüz Türk siyasetinin Devlet Bey’i,Ülkücü Milliyetçi Hareketin Lideri sayın Devlet Bahçeli ile yüz yüze bir söyleşi yapmayı çok arzulardım.
Ancak siz de takdir edersiniz ki; yoğun Türkiye gündemi ve Türkiye üzerindeki oynanan oyunları bertaraf etmek için ‘’Benim aklım hep Türkiye ‘’ diyen Liderimin bana ayıracak zamanı olmadığını bilerek yüz yüze değil de bu sayfadan sorular sorup Liderin konuşmalarından cevaplar vererek söyleşi yapmak durumunda kaldım.İnşallah bir başka zaman yüz yüze bir söyleşi yaparım onu da sizlerle paylaşırım.

İ A – Efendim bu söyleşimiz rahmetli Dündar Taşer’in;
‘Türkeşin yanlışı benim doğrumdan daha doğrudur” yine Dündar paşamızın .”Doğru’da birlik, doğrudur. Yanlış’ta dahi, birlik doğrudur. Çünkü, bizatihi birlik, doğrudur’’ tavsiyeleri doğrultusunda kurduğumuz Lidere Teşkilata Davaya İhanet etmemiş Ülkücüler adı altında grup kurduk muhteşem bir ekip olduk bu söyleşiyi grubumuzun sayfasında yayınlayacağım…

Devlet Bey- Grubunuzun adı da çok anlamlı ve iddialı

İ A –Evet efendim Çünkü :
Biz; Başbuğ Alparslan Türkeş’in Tereddüt etmeden yürüyen Mutlak itaat etmiş Askerleriyiz.
Biz : sizi Türk Dünyasının Bilge lideri olarak görüyoruz bu sebeple de tereddüt etmeden sizinle yürüyen mutlak itaat etmiş Askerleriz.
Biz : sizin baktığınız yere bakmaya Mete Han da başladık…

Devlet Bey- yolunuz açık olsun bütün ülküdaşlarımın gözlerin ayrı ayrı öpüyorum.

İ . A -Efendim bilhassa genç ülküdaşlarımızın ve birtakım sizi ve partimizi anlamayanlar için sizin cümlelerinizle Devlet Bahçeli’yi tanıyabilir miyiz..

Liderin Ağzından Devlet Bahçeli :

Devlet Bey- Gülümseyerek, bir konuşmam da demiştim ki “MHP’yi anlamak çok zor, anlatmak daha zor, yorumlamak ise imkânsızdır..’ Ancak anlatmaya devam edeceğiz Türk milletini anladıkları zaman bizi de partimizi de anlarlar.

Devlet Bahçeli 1948 yılında Osmaniye’de doğdu. Yörede Fettahoğulları olarak bilinen geniş bir Türkmen ailesine mensuptur.
İlköğrenimini Osmaniye’de, orta öğrenimini İstanbul’da tamamlayan Devlet Bahçeli, üniversite öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisinde yapmıştır.
Başlangıcından itibaren Ülkücü Hareket’in her kademesinde görevler üstlenerek Büyük Ülkü Davası’na hizmet etti.
Devlet Bahçeli, 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari ilimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocağı Kurucusu ve yöneticisi olarak görev aldı. 1970-1971 yıllarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Devlet Bahçeli, bir yandan aktif olarak Ülkücü Hareket’te yer alırken, diğer yandan da ilmi alandaki çalışmalarını devam ettirmiştir.
1972 yılından itibaren Ankara İktisadi ve Ticari İlimler akademisi ve bağlı Yüksek Okullarda İktisat Bölümü asistanı olarak görev almıştır. Devlet Bahçeli, yine 1970’li yıllarda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği’nin (ÜMİD-BİR) kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği’nin (ÜNAY) kurucularından ve Genel Başkanlarındandır. İyi derecede İngilizce bilen Devlet Bahçeli, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İktisat Doktorası yapmış ve aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikasında Ana Bilim Dalı’nda 1987 yılına kadar öğretim üyeliği görevini sürdürmüştür.
Devlet Bahçeli yine bu süre içerisinde Türk-İslam alemi, Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmalar yapmıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevlerine doldurulan MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri ile mensuplarının haklı davalarının her platformda savunulmasında takdirle karşılanan çalışmalarda bulunmuştur.
Ülkücü kadroların yetişmesinde önemli görevler de üstlenen Devlet Bahçeli, Başbuğ Alparslan Türkeş tarafından göreve çağırılması üzerine 17 Nisan 1987 tarihinde üniversitesindeki öğretim üyeliği görevinden istifa etmiş. 19 Nisan 1987 tarihinde yapılan MÇP Büyük Kurultay’ında parti yönetimine seçilmiş ve Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir.
MÇP ve MHP’nin yönetim kadrolarındaki görevi, günümüze kadar kesintisiz olarak sürmüştür. Çeşitli zamanlarda Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Merkez Karar Kurulu Üyeliği, Genel Başkan Baş-Danışmanlığı görevlerinde bulunan Devlet Bahçeli, 6 Temmuz 1997 tarihli 5’nci Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanı görevini üstlenmiştir.
21, 23, 24, 25, 26 ve 27. Dönemde Osmaniye Milletvekili seçildi. 57. Hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü.
5 Kasım 2000, 12 Ekim 2003, 19 Kasım 2006, 8 Kasım 2009, 4 Kasım 2012, 21 Mart 2015 ve 18 Mart 2018 tarihlerindeki MHP Olağan Büyük Kongrelerinde tekrar Genel Başkan seçilmiştir.

İ :A .-Teşekkür ederim sayın genel başkanım hemen hemen aynı yıllarda Dündar Taşer, “Biz kaybedilmiş medeniyetin çocuklarıyız o kaybedilmiş medeniyeti yeniden kuracak olan sizlersiniz” diye tanımladığı ülkücü hareketle tanışmış o gün beride bu kutlu davanın Başbuğ’dan sonra siz lideri ben neferiyim.Sizin liderliğinizde bu kutlu davaya hizmet etmekten büyük grur ve mutluluk duymaktayım .

Bildiğiniz gibi ülkücü hareketin ilk nüvesini fakir Anadolu çocukları oluşturdu Başbuğumuzun ‘’Genç ülkücüler teşkilatını kurarak .Halen Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı adı altında Türk Milletine hizmet etmektedir.
Size sorum şu olacak :Siz varlıklı bir aileye mensupsunuz ..Neden ülkücü oldunuz.

Devlet Bey-Vatan sevgisinin zengini fakiri olmaz .Önemli olan şuurdur o şuuru taşıyacak kalp ve görecek kalp gözüne sahip olmaktır.Bunlarda bende vardı. Bana ne vatandan milletten diyemezdim.Başbuğumuzun en yakınındaki Dündar Taşer’in emri benim içinde geçerliydi. Uğrunda ölünecek değerler varsa davanız varsa ondan geri duramazsınız.

İ A -Gözleri ufka dikildi o yıllardan günümüze kadar olan zaman dilimi yüreğinde anıtlaştı ve şu cümleler ağzından döküldü.

Devlet Bey-Neden ülkücü oldum

”Ülkücüler; bir davanın, şuurla benimsenmiş bir ülkünün, tutkuyla sahiplenilmiş bir iddianın yaşaması ve yaşatılması için candan ve serden vazgeçmeyi göze alan insanlık mucizeleridir” dedi. Ve devam etti
Ülkücülerin ”çelik gibi iradeleri, iman dolu yürekleri, vatan ve millet aşkıyla çarpan kalpleri vardır.”
”Merhum şairimiz Mithat Cemal Kuntay hepimizce bilinen meşhur şiirinde;
‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’
dizeleriyle, vatanın ne olduğunu veciz ve vecd dolu bir ruhla seneler öncesinden ifade etmiştir.

Üzerinde yaşadığımız toprak, içinde bulunduğumuz coğrafya şehit kanıyla vatanlaşmış, bize vatan olmuştur. Bilinmelidir ki tarih; Türk milletinin bizatihi kendi yazdığı ve yaptığı bir eseridir. Bu eserin her satırında da fedakarlığın, cefakarlığın derin izleri bulunmaktadır.

Asırların surlarını inancının aleviyle eriten, kilitlerini azmiyle açan ve engellerini imanıyla yıkan Türk milleti, bu haliyle esareti, bağımlılığı ve zorbalığı her devirde reddetmiştir. Ülkücü hareket işte böylesi yüksek bir iradenin ve kararlılığın temsilcisi ve emsalsiz tarafı olarak tarihe geçmiştir. Ülkücüler; bir davanın, şuurla benimsenmiş bir ülkünün, tutkuyla sahiplenilmiş bir iddianın yaşaması ve yaşatılması için candan ve serden vazgeçmeyi göze alan insanlık mucizeleridir.”

”Uğruna feda edilen bedenlerle ülkücülük destanlaştı”

Uğruna feda edilen bedenlerle ülkücülüğün destanlaştığını ve bu yolla vatanın nabız atışının azalmadığını, kesilmediğini ve zayıflamadığını” dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ülkücüler; yatağından taşan coşkun ırmaklar gibi pisliklere, tortulara ve ideolojik kalıntılara her şeyleriyle mukabele etmişlerdir. Zorda kalsalar da yılmamışlar, vurulsalar da yıkılmamışlar, eziyet görseler de yılgınlığa kapılmamışlardır. Türk tarihinin mirasına, milletimizin devamlılığına haramın, ihanetin ve kötülüğün bulaşmaması için ibretlik bir duruş sergileşmişlerdir. Kurşuna, bombaya, tuzağa ve türlü saldırılara teslim olmamışlardır. Yollarından dönmemişler, inançlarının kıblesinden ayrılmamışlardır.

Yeri gelmiş Yunus gibi gönüllere girmişler, yeri gelmiş mukaddesatları uğruna Yavuz olmaktan kaçınmamışlardır. Kefenlerini yanlarında taşımışlar, yeminlerine hep sadık kalmışlardır. Kahramanlığın ne yalnız bir yükseliş, ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmek olmadığını düşünmüşlerdir. Ölüme gül bahçesine girer gibi, serin bir suya atlar gibi dalmışlar, bir daha geri dönülmeyeceğini her zaman bilmişlerdir. Dava şehitlerimiz ideal bir insanın tüm vasıflarına sahip olmuşlardır. Ahlaki muhtevası kalmamış zarafet ve süse tevessül etmemişlerdir.

Parlak bir zekaya, sağlam ve yorulmaz bir muhakemeye, ateşli bir ruha, iddialı ve inançlı bir mizaca, bıkmayan ve dönmeyen bir iradeye yaslanmışlardır. Gösteriş ve gürültüden ziyade sadelik ve durulukla hilali taşımışlardır. Şöhret, servet ve kudret peşinde koşmamışlardır. Para, mülk ve şan derdinde olmamışlardır. Menfaat arayışında, çıkar beklentisinde bulunmamışlardır. İhtiyatlı, ağırbaşlı ve mutedil tavırlarını bozmamışlar, soğukkanlı ve cesaretli tutumlarından asla ödün vermemişlerdir.”

İ A -Efendim beni yine duygulandırdınız o yılları yeniden hatırlamamıza vesile oldunuz .Ancak bu gün bile size mi kalmıştı vatanı kurtarmak boşuna o kadar şehit verdiniz diyen embesiller var bu konuda ne dersiniz.
Ülkücüler boşuna mı şehit oldular.bu soru sanki yüreğini kanatmıştı liderin yüz hatları cümlelerine yansıdı.

Devlet Bey-’’şuur çıplak,ruh üryan göz kör olunca ağız zırvalamaya başlar. Bizim mücadelemizi anlamayanlar elli yıldır bizimle ilgili zırvalayıp duruyorlar.

”Boş yere şehit olmadılar”

”Zulme tapanlar, adaleti tepeleyenler, bölünmeyi dileyenler, ayrılmak için el ovuşturanlar, dağılmak için fırsat kollayanlar bizim karşımızdadır” diyen Bahçeli, dava arkadaşlarının boş yere şehit olmadıklarını vurguladı.
”Milletimizin sahip olduğu, bütün milli ve manevi değerlerinin tahrip edildiği, yozlaşma ve çürümenin alabildiğine tırmandığı günümüzde, aziz dava şehitlerimizin yüksek erdem ve ahlakına her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır” dedi ve ülkücülerin ”çile, meşakkat, ahlak, sabır ve cesaretle sınanmış takdire şayan millet sevgisinden ve sorumluluk bilincinden”; bugün de herkesin kendi payına düşeni almasının en samimi dileği olduğunu söyledi.

İ A -Sonra bozkurt bakışlı gözler bir anda döndü İstanbul’daki o tarihi konuşmamı dinledin mi diye sordu dinledim efendim bu röportajıma da alacağım o konuşmayı…

Devlet Bey -Alınız efendim alınız o konuşmayı bütün ülküdaşlarımızın ezbere bilmesini isterim

İşte o konuşma :
Büyük bir inançla ifade etmek isterim ki, Ülkücülük;
Sabırdır, fedakarlıktır, akıldır, irfandır, sevgidir ve bağlanıştır.
Şehitliktir, duadır, göz yaşıdır ve heyecan dalgasıdır.
Sönmeyecek kahramanlıktır, dinmeyecek hasrettir,
unutulmayacak mücadeledir ve korkmayan Bozkurttur.
Turan’ın düşüdür, İslam’ın mesajıdır, evladı Fatiha’nın umududur.
Orhun’un suyuyla kanmaktır, Issık Gölünde hayalleri yüzdürmektir.
Bunlardan dolayı; Avrupa’ya diz çöktüren Atilla ülkücüdür.
Anadolu’yu vatanlaştıran Sultan Alparslan ülkücüdür.
Bu kutlu şehri fetheden Fatih ülkücüdür.
Viyana kapılarına dayanan Kanuni Ülkücüdür.
Türkiye’yi kuran ve bağımsızlığına kavuşturan Mustafa Kemal Ülkücüdür.
Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyacak, Türk milletine gözü gibi bakacak nesilleri yetiştiren Başbuğ Alparslan Türkeş ülkücüdür.
Ülkücülüğümüzün ana gayesi ise; Türk milletini modern uygarlığın en üst seviyesine çıkarmak ve çağlar önüne sıçratmaktır. Hedefimiz, kimseyi ayırmadan, ötekileştirmeden, yabancılaştırmadan, herkesi bir ve beraber görerek geleceğin lider ülke Türkiye hedefine ulaşmaktır.

İ A – Efendim Rahmetli Dündar Taşer bir konuşmasında diyor ki ‘’Ne hürriyet, ne demokrasi, ne insan hakları.Hiç bir şey ülke bütünlüğünden daha aziz, istiklâlden daha değerli değildir.Türk milletinin mukaddesatı için, hiçbir zaman saklamadığı gücü, kanıdır.’’
Sizin konuşmalarınız da bu istikamette cümleleriniz ‘’kırmızı beyaz ‘’bu konuda ne dersiniz…?

Devlet Bahçeli –Biz ,Ötüken mirasçısı, Türk asırlarının medarı iftiharı Milliyetçi Hareket Partisiyiz.
Bilge kağan biziz Kürşat biziz Dede Korkut biziz Alparslan biziz Dündar Taşer Biziz…
Biz Büyük Türk milletiyiz…Milliyetçi Ülkücü hareketiz..
Bizim muazzam bir fikre dayanan gücünü ve ülkülerini Türk Milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz

İ A -Efendim MHP dışında olanlar hatta MHP’ye ihanet etmişlerde biz ülkücüyüz diyorlar bu konuda ne diyeceksiniz.

Devlet Bahçeli- bu konu ile ilgili Başbuğumuz zamanında görüşümüzü veciz bir şekilde ifade etmiştir. Ben de aynı kanaatteyim Başbuğumun sözü sözümüzdür.
“Ülkücü MHP’de olur, MHP’de bulunmayan Ülkücü değildir. Gittiği yerin damgasını yer, ordaki genel başkanın görüşüne göre yaşar, ordaki genel başkanın görüşüne göre hareket eder. Onun Ülkücülüğü kalmamıştır, bunu böyle bilmeliyiz.”
‘’Dalından kopan yaprağın akibetini rüzgâr tayin ‘’Onların akıbetleri bizim çekim alanımızın dışındadır.

İ A -Efendim Siz konuşmalarınıza ‘’Büyük Türk Milleti ‘’diye başlayıp ,‘’Ne mutlu Türküm Diyene ‘’diye bitiren tek lidersiniz.Bunun nedenini öğrenebilir miyiz ..

Devlet Bey-Ne Mutlu Türküm diyene sözünü haykıran bir kişi de kalsa, orada medeniyet, millet, muzaffer bir ruh vardır. Eğitim bu şuuru vermeliydi Ben o ruhla söylüyorum..

Hadi bakalım çalışmalarınızda başarılar diliyorum…

İ A –Çok teşekkür ederim efendim.

İhsan Akan

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.