Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Parçalı Bulutlu

DEVLET BAHÇELİ’DEN TARİHE NOT–3

DEVLET BAHÇELİ’DEN TARİHE NOT–3
04.12.2019
A+
A-

20.yüzyılın sonunda bilim alanında yaşanan büyük gelişmeler birçok yerleşik düzeni kökten değişmeye zorlamış ve değiştirmiştir.

Değişime uğrayan temel unsurlardan biri de haberleşme ve iletişim alanında yaşananlardır.

Bilimin yarattığı bilgisayar teknolojisi, internet kullanımına başlanmasıyla birlikte bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı gibi haberleşmede fiziki sınırları da ortadan kaldırmıştır.

Artık dünyanın bir köşesinde yaşanan en küçük gelişmeden dünyanın öbür ucunun haberdar olması için belki sadece saliselere ihtiyaç vardır.

Ülkelerin mevcut sınırları bilginin ve haberin yayılmasının önüne geçemez olmuştur.

Bu olağan üstü gelişme bir kısım ülkede var olan rejimleri yıkmış yepyeni bir dünya düzenin kurulmasına neden olmuştur.

Komünizmin acımasız baskısı altındaki birçok ülke özgür dünyaya katılmış, Komünizmin en büyük iftiharı olan Sovyetler Birliği dağılmış, iki kutuplu dünya sadece ABD’nin öne çıktığı tek kutuplu bir dünyaya evirilmiştir.

Ortaya çıkan yeni dünya düzeni ne yazık ki insanlığa huzur ve refah getirmemiş, sömürü düzeni özde değişmemiştir.

Emperyalist batı, sermayenin ve bilginin serbest dolaşımına izin verirken, emeğin ve insanın serbest dolaşımına kendi dünyasını dahil etmemiştir.

Aksine dünyanın geri kalanıyla arasına yüksek duvarlar çekmiş, yalnız kullanabileceği yüksek potansiyelli insanlara aralarına katılabilmeleri için vize vermiştir.

Bunun sonucunda ise ülkemizin de dahil olduğu ülkelerin büyük fedakarlıklarla eğitip yetiştirdiği ancak milletlerine karşı sorumluluk duygusu kazandırılamamış genç kabiliyetler sömürgeci dünyaya hizmet eder hale gelmişlerdir.

Yeni yüzyılın yirmi yılında ortaya çıkan bu tablonun

Devlet Bahçeli tarafından “21. yüzyılın en önemli kavramı bana göre güvenliktir, bekadır. Küresel istikrarsızlık günden güne derinleşmektedir. Sosyal ve ekonomik memnuniyetsizlikler siyasal tepkilere, toplumsal infiallere dönüş yapmaktadır. Üstelik dış tazyik ve yönlendirmeler alenileşmiştir. Silahlanma yarışı hız kazanmıştır. Terör ve asayişsizlik vakaları patlamıştır. Dünya dönüyor dönmesine de, felakete doğru dönüşü yoğunlaşıyor. Dünya genelinde zorla yerinden yurdundan edilmiş insan sayısı 70 milyonu aşmış durumda. Çok yiyenle az yiyen birbirine cephe almış vaziyette.” dikkat çekici bir ifadeyle dile getirildiğini görüyoruz.

Neoliberalizm, post-modernizm” denilen bu yeni dünya düzeni İnsanlığa mutluluk ve huzur getirmek bir yana milyonlarca çocuğun yataklarına aç girmesine ve yoksulluğun daha da artmasına yol açmıştır.

Bilim ve teknolojide yaşanan baş döndürücü tüm gelişmelere rağmen dünyada yaşanmakta olan bunalımlar karşısında Devlet Bahçeli “Bir şeyler ters gidiyor. Düzelme emaresi de göstermiyor. Karamsar mıyım, hayır. Çünkü Müslüman karamsar olmaz. Olamaz. Ancak madden sağlanan gelişmelere manevi gelişmeler eşlik edemiyor. Bu nedenle buhran ve belalar eksik olmuyor.” cümlelerinde geleceğe dair ümidini muhafaza ettiğini ortaya koymaktadır.

Milliyetçi Hareketin lideri dünyanın yakın geleceğindeki çoğunluğu tarihsel bağlarımızın olduğu coğrafyalardaki büyük tehlikeye de “Gürcistan, Hindistan, Pakistan, Afganistan tedirgin ve diken üstünde. Kaşgar, Karabağ, Keşmir, Kerkük, Kıbrıs, Kırım kanayan yara. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken bir zamandayız. İnsanlık ya kafa kafaya verip ortak akıl ve küresel vicdan etrafında buluşacak, ya da yeni bir dünya savaşı kaçınılmaz hale gelecek.” diyerek dikkat çekmektedir.

Bahçelinin ağzından dinledikleri karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen gazeteci Orhan Karataş’ın “Tehlike bu kadar büyük mü?” sorusuna cevaben söyledikleri ise tam anlamıyla büyük bir skandalı ortaya koymaktadır.

Bu söyleşide Sayın Bahçeli’nin herkesin atladığı, kamuoyunun dikkatini çekmeyen hususta söyledikleri ise “Bu seneki Nobel Edebiyat Ödülü alan kişi sanıyorum gözlerden kaçtı. 2019 yılı Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Avusturyalı yazar Peter Handke aynı zamanda Sırp kasap Miloseviç hayranı. Bosna soykırımını inkar eden sorunlu bir şahsiyet. Kalecinin penaltı anındaki endişesini yazarak ödül aldı. Gerçekten de evlere şenlik, kara mizah! Batı’ya ırkçılık demir atmıştır. İslamofobi, fanatizm, yabancı düşmanlığı ana akım bir fikir ve siyaset haline gelmiştir.” şeklindedir.

Bu söyleşinin devamında Bahçeli’nin “Hans üretiyor, Mehmet şehit oluyor. John üretiyor, emzikli bebeklerimiz kurşunlanıyor. Biz sahnenin önünde PKK/YPG’yle mücadele ediyoruz. Ama sahne arkasında ABD ve Avrupa ülkeleriyle kıyasıya çatışıyoruz.” cümleleriyle yaptığı tespit, dünyanın yeni belası vekalet savaşlarına dikkat çekmekte, emperyalist batının ikiyüzlülüğünü, samimiyetsizliğini gözler önüne sermektedir.

Devlet Bahçeli “Rusya yok mu?” sorusuna ise “Rusya boş durur mu? Geçtiğimiz günlerde Suriye’de Fırat Nehri üzerindeki Tışrin Barajı’ndaki bir üssü boşaltan ABD’den sonra, bölgeye Rusya yerleşti. Üsteki sözde devir teslim, Rus bayrakları ve YPG paçavraları eşliğinde yapıldı. Rus komutanla bir terörist konuşma yaptı. Hani Astana? Nerede Soçi? Nereye gitti 22 Ekim tarihli mutabakat? ABD çıkıyor Rusya giriyor, Rusya çıkıyor ABD giriyor. Birbirlerinin ayaklarına basmıyorlar, tavuklarına kış demiyorlar. Fiilen nüfuz bölgesi oluşturmuşlar. Suriye’yi kafalarda bölmüşler.” cevabı ise esasen Rusya’nın da emperyalizmin doğu kanadı olduğuna işaret etmektedir.

Devlet Bahçeli sahip olduğu büyük bilgi, analitik düşünme yeteneği ve Türk Milliyetçiliği birikimiyle dünyada yaşanan olaylara Türk’çe bir yaklaşım ortaya koymakta, aziz milletimizin bu çağdaki en önemli aksakallısı olduğunu ispat etmekte ve Bilge Lider unvanını anasının ak sütü gibi helalinden hak etmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.