DOLAR 5,7772
EURO 6,3905
ALTIN 271,7
BIST 108.936
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

DEVLET BAHÇELİ’DEN TARİHE NOT–2

DEVLET BAHÇELİ’DEN TARİHE NOT–2
02.12.2019
3.359
A+
A-

DEVLET BAHÇELİ’DEN TARİHE NOT–2

 

  1. yüzyıldan bu yana değişim sancısı çeken Türk Devleti özellikle 2000’li yıllarda başlayan Dünya’da yaşanan çok yönlü gelişmeler ve büyüme sancıları içinde dönüşümü yaşamaktadır.

 

12 Eylül 1980 askeri müdahalesi sonrası sağlıklı bir siyasi zemin oluşturulamamış, günümüzde de devam eden dış etkilerin büyük oranda şekillendirdiği siyasi ve toplumsal yapılar Türkiye’de vücut bulmuştur.

 

Türk siyasetinde kökleşmiş 4 farklı ekol, kendi sayılarını aşan partilerde temsile zorlanmış olmasına rağmen CHP’nin temsil ettiği merkez sol, MHP’nin temsil ettiği Türk Milliyetçilik Hareketi, İsalmcı Siyasetin temsilcisi Milli Görüş Hareketi ve bu 3 ana kolu da bünyesinde barındıran Liberal-Merkez partiler oluşmuştur.

 

Ancak emperyalist Hristiyan batının Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki emellerini hayata geçirmede yaşadığı kısmi başarısızlık yeni arayışlara kapı aralamıştır.

Emperyalizmin Doğu Akdeniz’den başlayıp Çin sınırlarında son bulan Yeşil Kuşak ve BOP tasarımı son anda Türkiye’nin karşı duruşuyla akamete uğramış durumdadır.

Her şeyi ince ayrıntısına kadar nakış gibi işlemesine rağmen emperyalist batı son anda Türk’ün “Devlet aklıyla” karşı karşıya gelmiştir.

 

2013’den itibaren Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı, devletimize ve milletimize demokrasi, insan hakları, barış gibi ulvi değerler üzerinden kurulan, milli-üniter devletimizi ortadan kaldırıp yerine çok milletli ve federatif devlet kurarak parçalamayı isteyenlerin oyununu görmüş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine dönmüştür.

 

İlk olarak Emperyalizmin içimizdeki maşası FETÖ ihanet örgütüyle hesaplaşmaya başlamış, onların başının altından çıkan açılım saçmalığını terk etmiştir.

15 Temmuz ihanet kalkışması sonrası MHP ve onun bilge liderinin açık ve güçlü desteğini de yanına alarak tam bir beka mücadelesini başlatmıştır.

 

Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ta, Kıbrıs’ta, Türkiye’nin Edirne’den Hakkari’ye, Artvin’den Muğla’ya her köşesinde verilen beka mücadelesinde güçlü duruşu sürdürmek için her alanda tahkimatlar yapılmış, yönetim sistemimiz süratli, etkin karar alma imkanlarını da sağlayan Başkanlık sistemine dönüştürülmüştür.

 

Ülkemiz için tam anlamıyla bir inkılap olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bazı eksikliklerine rağmen beklentilerin aksine sürat ve başarıyla hayata geçirilmiştir.

 

Tüm bunların ışığında MHP Genel Başkanı konuşmasına Sakarya’da yerleşik Arifiye Tank-Palet Fabrikası üzerinde yaratılan tartışmaya değinerek devam etmekte.

 

Herkesin dikkatini çektiği gibi son zamanlarda yaşanan en küçük olaylar bile toplumsal gerilim alanı haline getirilmeye çalışılmaktadır.

 

Milli bir hüviyette yapılması gereken dış politik konulardan, kadına yönelen şiddet, çocukların cinsel istismarı, kadın erkek eşitliğinden diğer sosyal problemlere kadar her husus çatışma haline getirilmeye çalışılmakta, halk her fırsatta sokağa dökülmek istenmektedir.

 

Etrafımızdaki ateş çemberinden, yaşadığımız tüm sancıların içinde bitmek bilmeyen tartışmalarla tabiri caizse Milletimiz yüksek ateşe maruz bir hasta durumuna sokulmak istenmektedir.

 

Dış odaklarda kurgulanmış olan bu tezgaha gayri milli muhalefet, söylemleriyle ısrarla hizmet etmekte, emperyalizmin değirmenine su taşımaktadır.

Devlet Bahçeli, bu hususa tipik örnek olarak, 1.Ana Bakım Merkez Komutanlığı Tank Palet Fabrikasında yerli imkanlarla üretilen Motorlu Fırtına Obüslerinin terörle mücadelede yarattığı başarılı sonuç üzerinde durmuş. Kendisini de hedefe koyan Kılıçdaroğlu’na, söz konusu tesisin işletme ihalesinin Katar ortaklığının da bulunduğu çoğunluk hissesi Türk sermayesi olan şirkete verilmesinde gösterdiği tepkiye cevap vermektedir.

 

Ülke savunmamızda ihtiyaç duyulan tankların kullanımı sırasında özellikle Almanya, kendisinden satın alınan Leopard tanklarının kullanımına müdahil olmaya kalkmış ve Türkiye’ye tank satışını durdurmuştur.

 

Etrafımızda yaşanan ve Türkiye’yi de doğrudan tehdit eden gelişmelerin varlığı her türlü silah ihtiyacının yabancı kaynaklardan karşılanmasının yarattığı büyük risk yerli tank üretimini zorunlu hale getirmiştir.

 

Öncelikle ALTAY adı verilen milli tankımızın motor hariç diğer aksam ve yazılımları başarıyla üretilmiş, motor üretiminde de son safhaya gelinmiştir.

Ar-ge çalışmaları tamamlanmış süratle üretime geçilmesi için kollar sıvanmıştır.

 

İçinde bulunduğumuz ekonomik durumun olumsuz etkisinden kurtulmak ve özel sektörün yaratacağı sinerjiden faydalanmak üzere yerli tank üretiminin özel sektör eliyle yapılması hükümet tarafından tercih edilmiştir.

 

Milliyetçi-Ülkücü Hareketin lideri bu konuda zillet ittifakının pozisyonunu  “Alman, Fransız, İngiliz sermayesi olsaydı Kılıçdaroğlu gene itiraz eder miydi? İsnat ve iftiralarıyla nereye varmak istiyor? Savunma sanayiinde millilik oranı yüzde 70’e ulaşmışken, sanıyorum Kılıçdaroğlu’nun uykuları kaçıyor! Hop oturup hop kalkıyor! ‘Katar’a satıldı’ diyor, ‘bedava verildi’ diyor, 25 yıllığına özel sektöre işletme hakkının devredildiğini ya bilmiyor ya da insafsızca çarpıtıyor, suyu bulandırmak için silah baronlarının sözcülüğünü yapıyor.” son derece çarpıcı şekilde tespit ediyor.

 

Gelinen bu noktada yapılanlara muhalefet etmenin, onlarca sipariş almasına rağmen CHP iktidarının basiretsizliği nedeniyle vazgeçilen 1938’de balşayan uçak üretim faaliyetinden farkı yoktur.

 

Çok şükür ki bu gün ülke yönetiminde CHP’nin vizyonsuz, gayrı milli iktidarları yoktur.

Allahın izniyle ALTAY tankının akıbeti rahmetli Nuri Demirağ’ın uçakları gibi olmayacaktır.

 

 

Ahmet Orhan

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.