DERTLERİMİZİN ÇARESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke içinde işsizlere daha fazla iş yaratmak, üretimi ve ihracatı arttırmak üzere yatırımcılara daha fazla imkan tanıyarak teşvik etmek için düşük faiz uygulamaları, ne yazık ki dövizde yukarı yönlü değişimlere neden olmuştur.

DERTLERİMİZİN ÇARESİ
28.11.2021
A+
A-

2021 yılbaşında 7,40 seviyelerinde olan amerikan doları geçtiğimiz günlerde 13,5 lirayla zirve yaparak bugünlerdeki 12,5 lira seviyelerinde nispeten daha durağan hale gelmiştir.

Türkiye 80’li yılların başında yürürlüğe koyduğu ekonomik ve sosyal dönüşüm programıyla kalkınmış dünyanın bir üyesi olmaya daha fazla yaklaşmıştır.

Atatürk’ün muasır medeniyet dediği,

Kalkınmış ileriye gitmiş ülkeler özgürlüklerin alabildiğine genişlediği,

Refahın toplumun büyük kesimine ulaştığı,

İnsan hakları başta olmak üzere tüm hakların en geniş alamda kullanılabildiği seviyedir.

Yüksek standarttaki bu hayatı yaşamanın elbette bir bedeli vardır ve bu bedeli formüle edersek daha fazla üretmek, daha fazla satmak ve daha fala kar etmektir.

Dünyada Yaradılış dışında hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz. Sosyal yaşamda bir tarafın daha fazla müreffeh yaşaması, diğer bir tarafın daha fazla müşküle düşmesidir.

Bu durum daha açık ifadesiyle, gelişmiş batının lüks hayatı dünyanın geriye kalanının sömürülmesine dayalı bir durumdur.

Türkiye içinde bulunduğumuz yıllarda kişi başına gelir itibariyle 12 Bin dolar seviyelerine kadar ulaşmışken gelişmiş batı en az bunun 3 katı seviyelerine ulaşmıştır.

Türkiye içinde anıldığı gelişmekte olan birçok ülkeyi geride bırakırken ne yazık ki batının standartlarıyla arayı kapatamamaktadır.

Çağdaş uygarlığa ulaşma çabamız bize terör başata olmak üzer birçok yeni problemler ortaya çıkarmaktadır.

Büyük pastadan daha fazla pay almamızı engellemek isteyenlerin daha fazla engellerini de beraberinde getirmektedir.

Sermayenin tamamen, yüksek nitelikli işgücünün ise nispeten kolay dolaşımda olduğu küreselleşmenin yarattığı birçok sorunu Türkiye bir arada en yoğun anlamda yaşamaktadır.

Yerli sermayemiz az olması nedeniyle yüksek hareket kabiliyetine sahip değilken, her geçen gün artan sayıda eğitim seviyesi yüksek gençlerimizi daha fazla kazanma uğruna, yabancı ellere yollamak durumunda kalmaktayız.

Neticede büyük masraf ve fedakarlıkla eğittiğimiz seçkin genç beyinlerimiz, yüksek maaşlarla batı tarafından bir anlamda devşirilmektedir.

Bu durumun elbette kültürel, sosyal ve ekonomik temelleri vardır.

İşsizlik ve genç işsizliği Türkiye’nin en büyük ekonomik ve sosyal problemidir.

Genel işsizlik %12 seviyelerinde olmasına rağmen genç işsizlik oranı %25 seviyelerindedir.

Ne yazık ki ülkemizde en az 10 milyon insan yetersiz asgari ücret ve altında aylık gelirle yaşama durumundadır.

En yüksek maaş verdiğimiz doktorlarımızın aylık gelirleri 1000–1500 avro seviyesindeyken Avrupa ülkelerinde ücretler bunun en az 7–8 katı seviyesindedir.

Bu şartlar altında akademik özelliklerinin yanında yeterli yabancı dili olanlar talep görmekte ve ülkeyi daha iyi şartlarda çalışmak üzere terk etmektedir.

Küreselleşen dünyada mal ve hizmet bedelleri kalkınmış batı ülkelerindeki seviyelere her geçen gün daha fazla yaklaşırken, bizim dahil olduğumuz ülkeler grubunda hizmet bedelleri ve ücretler aynı oranda yükselmemekte sonunda yetersiz kalmaktadır.

Bu durum hayat pahalılığının başka bir anlatımıdır ki çözüm getirilmezse, toplumsal kargaşaya ve memnuniyetsizliğin her geçen gün artmasına neden olacaktır.

Türkiye üretemediği her ürünü yüksek gelir seviyesine sahip batı ile aynı fiyatlarla tüketmek zorundadır.

Buğday Almanya, Fransa İtalya vs ülkelere olduğu gibi Türkiye’ye de aynı fiyata, yani tonu 310 dolara ithal edilmektedir.

Diğer gıda ürünlerinde de durum böyleyken otomotiv başta neredeyse tüm sanayi ürünlerinde durum daha da kötüdür.

Gelişmiş ülkeler bu gruptaki malzemeleri bizden daha iyi şartlarda ithal edebilmektedir.

Çare mi?

—Çare, daha fazla üretmektir

—Çare, daha adil olmak, daha dengeli bölüşmektir.

—Çare, ülkenin kaynaklarını titizlikle, öncelikleri ve tercihleri toplumun ihtiyaçlarına göre belirleyerek kullanmaktır.

—Çare, 84 milyonu ayırmadan, ayrıştırmadan kucaklamaktır.

—Çare, yetkiyi liyakat sahiplerine vermektir.

—Çare, ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını getirisi içerde kalacak şekilde değerlendirmektir.

—Çare, madenlerimizi ülkemizin kalkınmasına hizmet edecek ve insanımızın refahını arttıracak şekilde çıkarmaktır.

—Çare, daha fazla katma değer yaratacak şekilde üretmektir.

—Çare, gerçek anlamda “milli ve yerli” olmaktır.

Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.