DOLAR 5,8846
EURO 6,5164
ALTIN 281,9
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Dershane savaşında kim kazandı?

07.12.2013
86
A+
A-

Muharrem Bayraktar

Hükümetin dershaneleri kapatma planını açıklaması sonucu Fethullahçıların karşı atağa geçmeleri ne anlama geliyor?
Cemaat şunu mu demek istiyor: “Her icraatı yap ama bana ait hiçbir şeye dokunma. Dokunursan, kasetten başlar, gizli MGK belgelerinden çıkarım.”
Bugüne kadar bel altı savaşta uzmanlaşmış iktidar kadrolarının, cemaatin bel altı atakları karşısında sessiz kalması düşünülemez. Hükümet, bel altı, bel üstü, künde, kroşe, aparkat hülasa bildiği ne tür kavga tekniği varsa elindeki devlet imkânlarını kullanarak devreye sokacaktır.
Siz bakmayın “dershaneler bu yıl da öğrenci alacak, 2015’e kadar kapatılmayacaklar” denilmesine, savaş bütün hızıyla devam ediyor.
Hatta savaş yeni başladı!
Başbakanın son açıklamalarını iyi okuyun.
Erdoğan İlim Yayma Vakfı’nda yaptığı konuşmada diyor ki:
“Bazıları rahatı görünce farklı bir duruma büründüler.”
“Kızlarımız büyük zulümler gördü. Kim verecek bunların hesabını… O dönemlerde başörtüsü füruattır diyenler oldu.”
Bu sözlerle Erdoğan direk olarak Fethullah Gülen’i ve cemaati hedef alıyor.
Yani olay dershane olayı olmaktan çoktan çıktı.
Bunda sonra tasfiye süreci başlayacak.
Devletin değişik birimlerine yerleştirilmiş cemaat kadrolarının tasfiyesi gündemde. Cemaat medyasının reklâm musluklarının kesilmesi, cemaate bağlı işadamlarına yönelik mali operasyonlar konuşuluyor.
Hükümet, halkın kendisine verdiği “iktidar” yetkisini bir cami hocasının kadrosu ile elbette paylaşmayı kabul edemezdi.
Hele hele Erdoğan gibi kendisine karşı yapılan “yanlışları ve ihaneti” asla unutmayan ve “Firavun” ithamı ile karşı karşıya kalan bir liderin bunu yapması beklenemezdi.
Temel sorun şu:
Ortada gerçekten bir dershane olayı mı var, yoksa küresel bir savaşın da izlerini mi görüyoruz?
Erdoğan’ın, cemaatle arasının bozulmaya başladığı süreçte, hem Avrupa Birliği ile hem ABD ile ilişkiler gergin. AB, Türkiye’nin üyeliği konusunda hala ipe un seriyor ve Ankara “yeter artık” demeye başladı.
Türkiye aynı süreçte ABD ile de gergin bir dönem yaşıyor. Suriye’ye askeri müdahale isteği de, tampon bölge kurulması istediği de, “Esad mutlaka gitmeli” tezi de kabul edilmedi.
Savaş isteyen Türkiye’nin önüne Cenevre Konferansı konuldu ve savaşın değil barışın yolu çizildi
Erdoğan’ın öfke ile Çin’e yönelmesi, füze ihalesini Çinli bir firmaya vermesi ardından Rusya’ya gidip Putin’e “kurtar bizi” demesi, batıya öfke dolu mesajlar içeriyor.
Ve ABD artık bu gergin, öfkeli ve kontrol dışına çıkmaya başlayan Erdoğan’ı istemiyor.
Erdoğan’ı istemeyenler arasına Amerika’da mukim Fethullah Gülen de dâhil oluyor.
Böylece, bir ABD projesi olan AKP, bir ABD projesi olan cemaatle karşı karşıya geliyor.
Erdoğan’ın, kendini istemeyen Batıya karşı, kendi gücünü göstermek için başta batının dini partneri olan ve kendilerine –görünürde- dershaneden dolayı cephe açan cemaati topa tutması bu küresel oyunun bir parçası.
Mesele dershane değil yeni süreçte saflarını yeniden belirleyeme çalışan siyasi elitin iktidar savaşında ayakta kalma mücadelesi.
Bu savaşın diğer tarafı olan “cemaati” çok ama çok zor günler bekliyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.