DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Hafif Sağanak

Danıştay Töreninin Toplumdaki Yansıması

12.05.2014
70
A+
A-

Orhan Karataş

Danıştay’ın kuruluş yılı törenleri sırasında yaşanan skandal, AKP tahammülsüzlüğünün, kendinden başkasını yok sayma, itiraz edeni her şartta susturma zihniyetinin bir yansıması olmakla kalsa gam yemeyeceğiz. Bu durum bir genel kabul haline geliyor. Başbakanın tahammülsüzlüğü ve kendi gibi düşünmeyen ve kendini onaylamayan herkese hücum etmesi ve bunun siyasi olarak karşılığını bulması, başkalarına da emsal teşkil ediyor. Bir rol model oluşturuyor. Bunun sonucu olarak kendi düşündüğünün, söylediğinin ve hedeflediğin tek ve değişmez doğru olduğu ve buna herkesin uyması gerektiği gibi bir anlayış toplum kesimlerinde de karşılık buluyor.

AKP zihniyetinin yansıması

Sosyal dokudaki hızlı bozulma ve bunun ağır ve acı yansımaları, bu zihniyetin hazin sonucudur. Aksi olsaydı ve zannedildiği gibi AKP’nin İslamı, ahlakı, dürüstlüğü, namusu esas alan bir tavrı ve tarzı öne çıksaydı, toplumdaki yansıması da buna uygun olurdu. Oysa resmi rakamlar da, yaşanan gerçekler de, en ücra yerlerde dahi tahammülsüzlüğün, dayatmanın ve bozulmanın had safhaya ulaştığını ve bu durumun tamamen AKP zihniyetinin sonucu olduğunu kesin biçimde ortaya koyuyor.

Sosyal cinnet

MHP lideri sayın Devlet Bahçeli son grup konuşmasında, AKP zihniyetinin bu ülkeye nelere mal olduğunu konusunda çok çarpıcı tespitler yapmış ve Cumhurbaşkanı gibi ülkenin varlığının ve birliğinin sembolü olan bir makamda bulunması gereken özellikleri, bunu üzerine oturtmuştur. Şu değerlendirmenin tek bir kelimesine dahi akıl, vicdan, iman ve insaf sahibi hiç kimsenin itirazı olmayacaktır:

“Başbakan’ın cepheleşme üzerine bina ettiği siyaseti, sürekli husumeti özendiren tutumu misliyle toplumsal zemine yansımaktadır. Artık tahammülsüzlük, hazımsızlık ve hoşgörüsüzlük kol gezmektedir. Çocukların, gelinlik çağdaki kızların, kadınların, savunmasız yaşlıların alenen saldırıya uğraması ve suçluların toplum vicdanını teskin edecek şekilde cezalandırılmaması büyük bir sorunun, büyük bir tehlikenin en somut halidir. Toplumsal hayat kahredici bir şiddet diline hapsolmuştur. Gazetelerin üçüncü sayfası facia ve felaket neşriyatına dönmüştür. Stadyumlardan öfke taşmaktadır. Sokakları nefret dalgası kaplamaktadır. Arazi anlaşmazlıkları can almaktadır. Trafikteki en ufak anlaşmazlık anında çatışmaya dönüşmektedir. Gözünü kan bürümüş yaratıklar etrafta kudurmuş gibi gezmektedir. Maalesef ki adalete güven kalmamıştır. Hukukun caydırıcılık vasfı, yaptırım kabiliyeti inişe geçmiştir. Başbakan ve hükümetinin emniyet ve yargıya hasmane operasyonu şiddeti alttan alta tahkim ve tahrik etmektedir. Buradan herkesi uyarıyorum, sosyal cinnet, ekonomik afet, siyasi hezimet, ahlaktaki mağlubiyet, yönetimdeki garabet Türkiye’yi içten içe tüketmektedir. Önlem alınmazsa felaket kapıdadır.”

Kaybeden Türk milleti

12 yıllık bir iktidardan söz ediyoruz. Eğer bu süre içinde yapılanlar doğru, ahlaka, vicdana, imana uygun olsaydı, muhakkak ki sonuçları da bunun paralelinde olacaktı. Oysa, hızlı ve devamlı bir çürüme ile karşı karşıyayız ve bu durum AKP döneminin ağır maliyetini ortaya koymaktadır. Kaplaştırma, yozlaştırma, çatıştırma ile siyasi sonuç alınıyor olsa da, kaybeden millettir. Nitekim, sayın Bahçeli’de bu duruma şu sözlerle dikkat çekmiştir: “İç dengesini kuramamış, adaleti fiyaskoya dönmüş, kardeşliği sorgulanır hale gelmiş bir ülkenin başarılı olma şansı, düzlüğe çıkma ihtimali eşyanın tabiatına aykırıdır. Bugün ağlayan her çocuğun, katledilen her körpenin vebali bozguncu iktidarın omuzlarındadır. Mazlum kadınların ahı, gözü yaşlı anaların, yavaş yavaş iflas eden toplumsal dirliğimizin sorumluluğu Başbakan’ın sırtındadır. Çocuklarımız güvencede değilse, canları garantiye alınmamışsa, azılı bir katil her an minicik umutları söndürmek için hazırlık yapıyorsa artık söz bitmiş, sabır tükenmiş demektir. Kadına, kıza, çocuğa ve herhangi bir insana kast eden canilere en ağır müeyyideler uygulanmalıdır ve bu hemen yapılmalıdır.”

Yozlaşma

Sayın başbakanın Danıştay töreni sırasındaki tavrı ve tarzı bu noktaya nasıl geldiğimizin çarpıcı göstergesi olsa da, gerçek sebeplerin tahlililini yine sayın Bahçeli şu şekilde ortaya koymuştur:

“Bize göre her neviden şiddetin artmasına yol açan başlıca 6 neden vardır ve bunlar üzerinde durulmadan şiddet kesilmeyecektir:

1- Milli ve manevi değerlerdeki yozlaşma ve buhran hali,

2- Gittikçe genişleyen ahlaki çöküntü ve çözülme gerçeği,

3- Aile bağlarındaki gevşeklik ve yıpranma olgusu,

4- Allah korkusundaki zayıflama ve adaletin hiçe sayılma sorunu,

5- Eğitim ve öğretim hayatındaki bunalım döngüsü,

6- Alarm veren siyasal kutuplaşma sonucu olarak suç ve suçlu sayısında dehşet verici ölçüde artış görülmektedir.

Şiddetin sebepleri isabetle teşhis edilmeden, kaynağı kurutulmadan ve yalnızca yasal düzenleme yaparak herhangi bir neticeye varmak söz konusu değildir. Bugünkü şartlarda huzursuzluğun mihrak noktası, mevcut yönetim anlayışı ile AKP’dir ve Başbakan Erdoğan’dır.

Bütün bu gerçekler orta yerde dururken, bu vahim tablonun müsebbiplerini bir de Cumhurbaşkanı yaparak ödüllendirmek, intihar olacaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.