DOLAR 5,6978
EURO 6,3022
ALTIN 268,4
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Hafif Sağanak

CUMHURİYETİN TEMELİYİM

29.10.2019
474
A+
A-

Ben bir Türk kadınıyım…

Türkiye Cumhuriyeti’nde doğdum…

Aynı zamanda, ben bir Cumhuriyet kadınıyım…

2019 yılında hala Atatürk’ü, Cumhuriyetin felsefesini, başarısını anlamayanların varlığı beni oldukça üzüyor…

*

Türkler varoluşundan bu yana kadın ve erkek arasında değer açıdan fark görmemiştir…

Erkek kuvvet açısından üstün, kadın yetenek ve hayatı organize etme açısından üstün olmuştur…

Ahenk içinde, bir birine üstünlük sağlamadan saygı ve sevgi ile hayatı kolaylaştırmışlardır…

*

Peygamberimize ilk vahiy geldiğinde, Arap toplumunda süre gelen cinsiyet eşitsizliğinin zirve yaptığı bir dönemdi…

Kadın evde köle, kız çocukları ise diri diri toprağa gömülüyordu…

Kuran’ı Kerim, azmış Arap toplumuna insani özelliklerini kaybettiği bu coğrafyada nizam getirmek üzere gelmiş olmalı…

Çünkü nerde bir azmış topluluk varsa o topluma yol gösterici Yaradan bir kitap, hayatı, eşitliği, adaleti sağlayacak kullanma klavuzu yani bir çeşit anayasa göndermişti…

Fakat tam manasıyla inandıkları kitapları hala özümsedikleri ve anladıkları söylenemez…

*

751 senesinde Çin ve Abbasiler arasındaki savaşta Türkler Arapların yanında yer aldı…

Savaşı Abbasiler kazandıktan sonra önce Karluk Boyu sonra Yağma ve Çiğil Boyları müslüman oldu…

Oğuzlar ve onlarca Türk Boyu ardı ardına İslama geçtiler…

Karluk, Yağma ve Çiğil Boyundan Karahanlı Devleti (840), Oğuzlardan Selçuklu Devleti (1038) kuruldu…

Tengriciliğe inanan Türklerin İslama geçmede sebepleri kendi inançlarıyla Kuran’ı Kerim’in benzerliğiydi…

Varlığı fiziki olarak tanımlanmayan tek Tanrı ve Gökten inen bir kitap onlar için yeterliydi…

Bu inanç sisteminin, kitleler halinde giderek çoğalan milletlerini kontrolünde faydalı olacağı düşünülmüştü…

Kuran’ı Kerim’de anlatılanlar iyi ahlak, adalet, fazilet ve Tanrı’ya ibadet etmeyi düzenliyordu…

Zaten Türkler temel olarak bunları yapıyorlardı…

*

Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve Osmanlı Hanedanının atası olan Osman Gazi, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundandır. Osmanlı Devletini kuranlar, Anadolu Selçuklu Devletine kuvvet vermiş ve ondan kuvvet almıştır…

Osmanlı zamanında Arapların din üzerinde hakimiyeti Türklerin ilk İslamla tanışmalarından uygulamada çok farklılaşsada Vahabilik giderek Türklerin bulunduğu topraklara nüfus etti…

Türkler, Maturidiliğe her zaman daha yakın durmuşlardı, onun içinde Arap Coğrafyası’ndan daha modern hayatları vardı…

Kadınlara Ana, bacı ve eş olarak onlardan daha çok kıymet veriyorlar fakat resmiyette makam ve meslek gerektiren yerlerde kadınların görev alması yine yasaktı…

Kadın eşinden izinsiz evden adım atamaz, yanında yaşlı bir aile büyüğü kadın veya erkek olmadan bir yere gidemezdi…

Kadının görevi çocuk doğurup büyütmek ve kocasının hayatını kolaylaştırmaktan ibaretti…

*

Kadınlar sağlıksız bir şekilde ehil olmayan ellerde evde doğum yapıyorlar bu sebeple canından oluyorlardı…

Doktora perde arkasında görünüyor, muayene olamıyorlardı…

İlk ebe 1843 senesinde mezun oldu…

İlk hemşirede 1912 yılında mezun olmuştu..

Batıdaki kadın mesleki alanda ileri giderken bir el İslam dinine aykırı diye kadınların sosyal hayata katılmasını engelliyordu…

Şahitlikleri sayılmıyor, sözü evdeki en küçük erkekten bile daha önemsiz olarak yer buluyordu…

Osmanlı’da sistem tamamen erkek yönetimi üzerine kurulmuş ama gelişen çağda kadın yanlış algılanan din ile çağın gerisinde bırakılmıştı…

Sadece Trablusgarp ve Balkan savaşında doğru dürüst hemşirelerimizin olmayışı sebebiyle binlerce asker hayatını kaybetmişti…

*

İşte Atatürk bu ortamda büyümüş ama kadını asla ikinci planda görmemişti…

Bu sistemin değişmesi gerektiğini gençlik yıllarında farketmişti…

Zaman asla geriye gelmeyecek bir olguydu…

O zaman yapılması gereken Türk kadınını bulunduğu çağa taşımak hatta yapabilirse daha ileri götürmekti…

*

29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin ilan edilmesiyle kadın özgürleşmiş, Türk kadını hakettiği yere gelmiştir…

Cumhuriyet‘in bir felsefesi vardı…

Kadın; çağdaş, erkekle haklarda eşit, insani ilişkilerde katılımcı, toplumsal açıdan barışı sağlayıcı hayatın içinde aktif yer almak…

*

Hiçbirşey çok kolay olmadı, devrimler sancılı geçsede adım adım gerçekleşti…

17 Şubat 1926 yılında Medeni kanun kabul edildi…

Kadın bu haklarla dört duvar arasından kurtulmuş Avrupa’daki kadınlardan bile daha önce kanuni haklara sahip olmuştu…

Kuşkusuz bu hakların en başında kademeli olarak Türk kadınına seçme ve seçilme haklarının verilmesidir…

Bu yasa ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti 1930’larda çağdaşlık ve eşitlik konusunda birçok Avrupa ülkesinin de ötesindedir…

Avrupa’daki kadınlar bizimle aydınlanmıştı…

3 Nisan 1930’da kadınlara belediye seçimlerine katılmak hakkı tanınmıştır…

Bunun akabinde 26 Ekim 1932’de Türk kadınına muhtar, köy ihtiyar kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkı tanınmıştır…

Ve bu halkayı tamamlayan 5 Aralık 1934’de kadınlara milletvekili yani Seçme ve Seçilme Hakkı’nın tanınmasıdır…

Dini nikah ile 4 eşe kadar evlenen erkek artık tek eş ile evlilik akdini resmi kanunla imzalayacaktır…

İlk resmi nikah 18 Şubat 1926 da kıyılmıştır. Bu bile başlı başına kadınlar için büyük bir Cumhuriyet kazanımıdır…

Cumhuriyet kavramı bilime, sanata, kültüre ve ekonomik gelişmeye verdiği önemin yanı sıra Türk kadının bu alanlarda kendilerini ispat etmesiyle ancak mümkündür…

*

Atatürk 1925 Kastamonu konuşmasında;

İnsan topluluğu, bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insanlardan oluşmaktadır. Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim. Diğerini göz ardı edelim de, kitlenin tamamı ilerlemiş olabilsin? Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve gelişme sahalarında ve yenilikle birlikte mesafe almak gereklidir.” demiştir…

*

Türkiye Cumhuriyeti ancak mevcut yapısal değerlerini tüm toplumsal katmanlara yayarak evrensel ve uygarlık düzeni üzerine kurulan yapısını güncel ve sağlam tutabilir…

Ne yazık ki Cumhuriyet’in özünde olmasa da uygulamasında oluşan hatalar da vardır…

Herşeye rağmen Cumhuriyet Türk kadınına bir çok ilki de yaşatmış ve yaşatacaktır…

Türk kadını Cumhuriyetin kuruluşunda temeldir, gelişmesinde harç, yükselişinde demir ve afetlere karşı da kurtarıcı olmuş ve olacaktır…

“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.” 

Mustafa Kemal Atatürk

 

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!

 

LEYLA DÜZEL

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.