Sayın Bahçeli sağduyulu, vatansever, gerçek Atatürkçü, ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana bütün CHP’li vatandaşlarımıza tarihi bir çağrı yapmıştır. Bu çağrıyı dikkate almaları, hem ülkeye, hem de kendi partilerine yapabilecekleri en büyük iyilik olacaktır.

Türkiye’nin beka seçimi için 18 gün kaldı. İyi düşünmek, doğru karar vermek ve ülkenin aydınlık geleceğine katkı yapmak için son viraja girildi. Biz her ne kadar Türk milletinin vereceği kararın cumhurdan yana olacağını biliyor olsak da, özellikle zihni bulanık olan, zilletin algı operasyonlarına kapılan ve hâlâ karar verememiş kardeşlerimizin de katkısı ile bu kararın çok daha yüksek, çok daha kesin olmasını bekliyor ve istiyoruz.

ZİLLETİN MARİFETLERİ

Kimin nerede durduğu, ne yaptığı, ne istediği artık açık ve kesin bir hal almıştır. Hiç kimsenin, “bilmiyordum, anlamamıştım, yanılmışım” deme hakkı yoktur. Zillet, bu ülkenin felaketi için çırpınıyor. Bir defa daha ve altını çizerek, bunun bir siyasi iddia değil, zilletin sözcülerinin açıklamalarının ortaya koyduğu kesin bir gerçek olduğunu hatırlatmak istiyorum. Zillet; PKK ve FETÖ ile iş birliği halindedir. CHP ve İP’in inkar etmeleri bir şeyi değiştirmez. Kandil, zillet için seferber olmuştur. HDP, açık ve aleni şekilde zillet için çırpınmakta ve her imkânı ile çalışmaktadır. YPG-PYD zilletin koruması altındadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun YPG güzellemeleri Türk milletinin dikkatinden kaçmamaktadır. İP, susarak bütün bunları kabullenmekte ve yol vermektedir. Hiç kimse bu yazdıklarımızın tek kelimesine, hatta tek harfine dahi itiraz edemez. Tamamı doğrudur, tamamı ispatlıdır, tamamı zilletin kirli yüzünü ifşa etmektedir.

DIŞARIDAN EL OVUŞTURANLAR

Zilletin nasıl bir tehdit ve tehlike olduğunu anlamak için bunlar yetmiyorsa, dönüp dışarıya bakılmalıdır. Tıpkı içeride olduğu gibi, bu ülke ve milletle meselesi olan dışarıda her kim varsa, tamamı için zillet bir ümit kapısıdır. ABD’sinden Almanya’sına, Fransa’sından Yunanistan’ına, Esad’ından Sisi’sine kadar bu ülke ile meselesi olanların zillete sahip çıkması, destek vermesi bir tesadüf müdür? Hepsi ellerini ovuşturarak zilletin kazanmasını bekliyor, bunun için çabalıyorlar. Sonuç almaları durumunda ne olacağı bellidir. Hendekler yeniden kazılacak, belediyeler ihanetin ve bölücülerin hizmetine sunulacaktır. Sistem tartışmaları ile birlikte bir kriz ve kaos ortamı oluşturulacaktır. İstikrarsızlık ve belirsizlik tetiklenecek, ekonomi ve sosyal hayat felce uğratılacaktır.

YA BEKA, YA BELA

Sayın Devlet Bahçeli, her konuşmasında, zilletin oluşturduğu bu tehlikeye dikkat çekiyor ve uyarılar yapıyor. Daha dün Yozgat’ta, “Şimdi bizim karşımızda iki seçenek vardır. Ya hep birlikte olacağız, ya da hep birlikte yok olacağız. Ya beka diyeceğiz, ya da belaya razı olacağız” derken tam da bunu kast etmiştir. Nitekim, konuşmanın ayrıntılarında her şeyi açıkça ortaya koymuş ve Türk milletinin doğru karar vermesi için zilletin gerçek yüzünü bir defa daha ifşa etmiştir. Normal şartlarda birbirlerine selam vermeyecek olanların, zillet kafilesinde buluşmaları bir tesadüf değildir. Bunların nasıl bir araya geldiklerini anlamak için, yaptıkları kirli ittifakın ayrıntılarına dikkat etmek yeterlidir. Sayın Bahçeli’nin de belirttiği gibi, PKK’nın siyasi uzantılarıyla hareket etmekten gocunmuyorlar. Belediye meclis üyelikleri üzerinde kirli pazarlık yapıyorlar. Belediyelerde yeni bir çukur ve hendek siyasetine kapı aralıyorlar. HDP; Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Bursa gibi büyükşehirlerde belediye başkan adayı çıkarmamıştır. Buralarda neden aday çıkarılmadığını da, “Kürdistan’da kazanacağız, batıda ise AK Parti ve MHP’ye kaybettireceğiz” diyerek izah etmiştir. Bu açık ve kesin ihanet açıklamasına zilleti oluşturan partilerin hiçbirinden en küçük bir itiraz gelmemiştir. Bu başlı başına bir rezilliktir ve PKK yandaşlığıdır. İhanete ortak olmaktır.

HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Neresinden bakılırsa bakılsın, 31 Mart bir dönüm noktasıdır. Çok ciddiye almak, sıkı durmak ve zillete geçit vermemek zorundayız. Bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana olan herkese sorumluluk düşmektedir. Milli bekamız bıçak sırtında, milli güvenliğimiz diken üstündeyken, başka hesaplar yapamayız, başka beklentileri öne çıkaramayız. “Önce ülkem” demek ve bunun gereğini yapmak bir mecburiyet haline gelmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu seçimlerde özel bir misyon üstlendiğini ibretle izliyoruz. Bir taraftan YPG’yi aklamaya uğraşırken, diğer taraftan milliyetçilik nutukları atıp, “ülkücü kardeşlerim” çağrıları yapıyor. Bu bir akıl tutulmasıdır. Ülkücülerin aklıyla alay etmektir.

BAHÇELİ’NİN, CHP’LİLER ÇAĞRISI

Sayın Devlet Bahçeli, CHP’ye oy veren vatandaşlarımıza şu tarihi çağrıyı yapmıştır: “Atatürk’ün CHP’sinin PKK’lılarla bir araya geldiğini görmek bu partinin geçmişi açısından utanç kaynağı, rezalet yumağı, yüz kızartıcıdır. Kılıçdaroğlu’nun çizgisi Kuvayı Milliye değil olsa olsa Kuvayi İnzibatiye’dir. Sağduyulu CHP seçmenlerine açık çağrımdır. Bu Kılıçdaroğlu’ndan kurtulun, CHP’ye çöreklenmiş defolu siyasetçileri sırtınızdan atın. Atatürk’ün posterlerini bebek katilinin kanlı ve karanlık resimleriyle yan yana getirenden CHP’li olmaz. Hani diyorlar ya “CHP’nin yanlışları Ağrı Dağı’nı da aştı” diye. Ne Ağrı Dağı, bunların yanlışı Everest’i geçti Everest’i. CHP’ye oy veren vatandaşlarım kimsesiz değildir. Cumhur İttifakı onları da kucaklayacaktır.”

Sağduyulu, vatansever, gerçek Atatürkçü, ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana bütün CHP’li vatandaşlarımızın bu çağrıyı dikkate almaları, hem ülkeye, hem de kendi partilerine yapabilecekleri en büyük iyilik olacaktır.

ORHAN KARATAŞ