Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Çok Bulutlu

Çare, “Evet betonlaşıyoruz” deyip, yıkmaktır!

Çare, “Evet betonlaşıyoruz” deyip, yıkmaktır!
26.01.2020
A+
A-

Yıllardır vıdı vıdı edip duruyoruz..

“Bilim adamları uyarıyor, deprem geliyor..”

Bir kulağımızdan girip, diğerinden çıkıyor..

Bir küçük sallanıyoruz..

Ardından tekrar gündeme alıp, “Bakın bakın, deprem geliyormuş” diyor, iki gün tartışıp, tekrar unutuyoruz..

Sorun, şu hükümet, bu hükümet sorunu değil..

Sorun şu partinin kazandığı belediye, bu partinin kazandığı belediye sorunu da değil..

Sorun, devlet olma sorunu..

Sorun, çalıştay düzenleme, konferans tertipleme, seminer verme, açıklama yapma sorunu değil..

1999’dan sonra yaşadığımız depremlerde sürekli şahit olduğumuz üzere..

1999 öncesinde yapılan binaların yıkılma oranı ile..

1999’dan sonra yapılan binaların yıkılma oranlarını kıyasladığımızda..

Arada 1’e 100 gibi büyük bir farklılık var ise..

1999 sonrasında depreme dayanıklı inşaat yapma noktasında değiştirilen mevzuat gereği..

Depreme dayanıksız inşaat yapma çok çok zor hale getirdi..

Rakamlarda bunu görüyoruz..

1999 sonrasında yaşanan her depreme bakın..

Yıkım var ise..

Hemen tamamı, 1999 öncesinde yapılan binalar..

“Deprem, deprem, deprem” diyerek.

Olayı önce gözümüzde çok büyütüp..

Sonra da..

İçinden çıkılmaz hale getirmenin alemi yok..

Yapacağımız şey basit..

Yapacağımız, çalıştay düzenlemek değil..

Konferans vermek değil..

Televizyonlarda saatlerce vıdı vıdı etmek hiç değil..

1999 öncesinde yapılan binaların tümünün elden geçirilip..

Sadece 1999 öncesinde yapılmış olmaları; ben diyeyim % 40 riskli olduğunu ispatlar kabul edilip..

Siz deyin “1999 öncesi yapılması, kafadan, % 50 riski zaten karşılar” kabulü yapıp..

Bir de..

1999 öncesinde yapıldığı halde..

Binada kolon kesme..

Üzerine sonradan kat atma..

Yetersiz beton/demir kullanma..

Veya teknik adamların tespit edeceği hataların olduğu tespitleri yapılır yapılmaz..

Bunları işkembeden sallamıyorum..

Bire bir yaşadığımız depremlerde yıkılan binaların durumundan yola çıkarak bu ihtimalleri önceliyorum..

Hatta..

Deprem bile olmadan yıkılan Kartal’daki bina ve çevresindeki binaların durumlarından yola çıkarak bu sonuca varıyorum..

Tespitler yapılıp, riskli binaların kapılarına mühürler vurulmalı.

“Benim binam.. Senin binan” demeden.

“Kimsesi yok, başka yeri yok” demeden..

“İdare eder, zaten birkaç ay sonra çıkarız” demeden..

Radikal bir kararla..

60 gün, 30 gün süre vererek değil..

Hemen aynı gün tahliyesi sağlanarak..

Ardından o binaların devlet tarafından kentsel dönüşüme tabi tutulmalarıdır..

Bu arada kalacak yerleri olmayanlara da.

Aynen depremde evleri yıkılmış gibi..

Varsa devletin sahipliğindeki binalarda.

Devletin mülkiyetindeki binalar yeterli olmazsa, diğer imkanlar seferber edilerek..

Gerekirse göçmenlere yapıldığı gibi geçici şehirler kurularak.

Veya 

Çadırkentlerde barınmaları sağlanarak..

Sonrasında da..

Yıkılıp, yeniden yapılan binalara yerleşimleri sağlanmalı..

Diyeceksiniz ki, şimdi bu niye yapılmıyor?

Çünkü devlet güçlü değil..

Çünkü siyasi partilerden birisi bunu yapmaya kalktığında..

Hemen rakip parti, itiraz ediyor.

“Rant için yapılıyor” itirazında bulunuyor..

“Aslında binalar sağlam, yandaş müteahhitlere para aktarmak için tezgah kuruldu” deniliyor..

Çünkü medyamız ahlaksız..

Her yapılan iyi işe, çamur atılıyor..

Çünkü insanlarımız kışkırtılıyor..

“İktidar malınızı gaspetmek istiyor” algısı oluşturuluyor..

Çünkü insanlarımızın mal sevgisi istismar ediliyor..

Ve bugünkü tablo ile karşı karşıya kalıyoruz..

6,8’lik depremde, Elazığ’da 5 bina.. Malatya’da (küçük ölçekli) 25 binanın ceremesini, tüm Türkiye çekiyor..

Topu topu Elazığ’da 5 bina..

Malatya’da da 25 bina..

82 milyonu kilitledi, hepimiz enkaz altında kalan insanlara üzülüyor, onların dertleri ile dertleniyoruz..

Oysa..

Elazığ’da bu işe başladığımızı düşünelim..

5 bina nedir ki?

5 bina yıkılmış..

Oysa önerdiğim komisyon, 50 binayı tespit edip, onları hemen tespit tarihinde mühürleyip, boşalttırsa idi..

Elazığ’ın.. Elazığ Belediyesi’nin.. Türkiye’nin.. O 50 binayı yıkıp, yerlerine çok daha sağlamını yapma gücü yok muydu?

Aynısı, Malatya için de geçerli..

25 bina yıkıldı ise..

Malatya için de, 100 riskli bina tespit edilip, anında mühürlenip, yıkılsa ve yerlerine yeni inşaatların yapılması sağlansa idi.

Devletin buna gücü mü yoktu?

AK Parti’si, CHP’si, MHP’si, İP’i, SP’si..

Herkes ortak karar almalı.

“Bu konuda taviz yok” demeli..

İş zamana yayılmamalı..

Kimseye rant oluşturulmadan, devletin hakemliğinde..

Hızla bu işler kotarılmalı..

Çalıştaylara verdiğiniz paralar da cebinizde kalmalı..

Saatlerce, televizyonlarda yapılan gereksiz muhabbetlere de gerek kalmamalı..

Bir yerde kentsel dönüşüm yapılacağı zaman.

“İktidar yandaşı müteahhide rant aktarılıyor” diye, ahlaksızca yayınlar yapanların kulaklarından tutulup..

Dersleri verilmeli..

Bir bölgede eski binalar yıkılıp, arsalar toplanıp birleştirildiğinde, yeni inşaatlar yapılmak istendiğinde..

Hemen ahlaksızlar devreye girdiğinde.. “Her yer beton, her yer inşaat!” diye, bildik laflar edildiğinde..

Bu ahlaksızlar deşifre edilmeli, “Sen çadırda mı oturuyorsun, ahlaksız? Sen de betonda oturuyorsun. O insanların da, sağlam binalarda oturma hakkı yok mu?” diye, soytarılardan hesap sorulmalı..

Ki..

Depremleri böyle tartışmaya, devam etmeyelim..

Ali Karahasanoğlu

Yazının Devamı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.