Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Gök Gürültülü

Can Azerbaycan konusunda can sıkanlar!

YILDIRAY CiCEK
Twitter: Yildiraycicek9 Instagram: yildiraycicek1944
02.10.2020
A+
A-

Türk medyasında “Ermeni taraftarlığı” yapanları görünce, Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın, BBC’de Dağlık Karabağ meselesinin tartışıldığı programa katılması ve BBC sunucusu Sackur’un onu âdeta rezil etmesi gözümün önüne geliyor. Ermenistan Başbakanı Paşinyan katıldığı o programda “Artsakh ismi binlerce yıllıktır” deyince, BBC sunucusu Sackur “Sayın Başbakan, sizin binlerce yıllık tarihinizi inceleyemeyiz” karşılığını vererek salvolarına başladı. Ve bugüne ait gerçekler üzerinden Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tasarısını hatırlatarak, “Açıkça ‘Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarından Ermeni güçlerin acilen, tamamen ve koşulsuz çekilmesini talep ediyor” diyerek devam etti. Ermenistan’ın “işgalci güç” olduğunu belirterek “Siz kesinlikle bir barış elçisi değilsiniz” dedi.

Elin yabancı sunucusu bile bir haksızlık ve adaletsizlik karşısında Ermenistan Başbakanı’na ders veriyor. Bizdeki bazı medya mensupları da ortadaki haksızlığı, işgali dile getirmeyi bırak, Türkiye ve Azerbaycan arasında mesafe oluşturma gayretindedir.

 

Mesela sözde Atatürkçü Can Ataklı “Bir cephe de Azerbaycan’da açılmasın” başlıklı yazısı içinde “Demeçler, açıklamalar, sert eleştiriler şu anda kamuoyunda sempati yaratıyor olabilir. Ancak Türkiye’nin bugünkü ortamda Azerbaycan-Ermenistan sürtüşmesine aktif olarak girmemesi gerekir. Yine bir maceraya girme hevesinde olduklarını fark ediyorum. Tabii iktidarın bu tür şeylere ihtiyacı var aslında. Toplumun önemli bir kesimi bu tür hamasi çıkışlara destek verir, bunlar çok hoşuna gider. Ancak Türkiye’nin yeni bir askeri cepheye tahammülü olmamalı. Şu anda zafer çığlıkları atılıyor olabilir ama inanın bir süre sonra yine aynı şekilde ‘Yanlış yaptık, keşke içine dalmasaydık’ türü itirafların gelmesi kaçınılmazdır. Vakit yine geç olmamalı” şeklinde cümleleri kurabildi.

Can Ataklı bu yazısında resmen “Azerbaycan’ı yalnız bırakın, Ermeni işgalindeki topraklar ve Ermenilerin saldırıları karşısında Azerbaycan Türkleri için bir cephe açmaya değmez. Yarın Azerbaycan’a sahip çıkmaktan dolayı pişman oluruz. Vakit geç olmadan Azerbaycan’ın yanında görünmekten vazgeçelim” diyordu.

Tepkiler çığ gibi büyüyünce utanmadan bu sefer “Sanki bu krizde Ermenistan’ın yanında yer almışım da Azerbaycan’a karşı tutum içindeymişim gibi yayınlar yaparak beni hedef gösterdiler. Şu kadarını söyleyeyim. Yazımda Azerbaycan’a karşı hiçbir şey yok” diyebildi.

Sözde Atatürkçü dedim. Çünkü Can Ataklı, Atatürk’ün Azerbaycan’a verdiği değerden ve önemden bihaberdir…

Can Ataklı “Bugün Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden sancağı çekerken ellerimin birtakım hissiyat ve teessürat ile mütehharrik olduğunu duyuyorum. Filhakika sancağı çeken benim ellerim idi. Ellerimi tahrik eden, bugünkü bayrağa müşterek olan bütün Türkiye halkının hakiki ve samimi kardeşlik hissiyatı idi” (14.10.1921) diyen Atatürk’ten habersizdir.

Can Ataklı aynı şekilde Atatürk’ün, Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof’a söylediği “Azerî Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz gibi olduğu için onların dileklerine ulaşmaları, özgür ve bağımsız olarak yaşamaları bizi çok sevindirir. Türk’ün mutluluğu ve haksızlığa uğramışların kurtuluşu yolunda Azerbaycan Türklerinin de, kanını dökmeye hazır bulunduklarına dair açıklamalarınız işgalcilere karşı Türk’ün ve haksızlığa uğramışların gücünü artıran çok değerli bir sözdür. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükûmetinin, iki kardeş millet arasındaki bağ ve ilginin daha sağlam ve dayanıklı bir şekle konulmasına bütün gücüyle çalışacağını ve bu konuda size gereken her türlü yardımları yapacağını arz ederim” (15.10.1921) şeklindeki Azerbaycan sözlerinden habersizdir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni kuran Mehmet Emin Resulzade’ye Azerbaycan Türkçesi ile gönderdiği “Mehemmed Emin Bey, men dünyaya senden üç sene erken göz açmışam. Ancag bütün Türk aleminde Türkün istiglal bayrağını sen galdırmışsan ve bayrag enmesin deye, men senin elinden alıb Türkiye üzerinde dalğalandırmışam. Enmez demişsen bu bayrag, enmeyecektir” şeklindeki tarihi mesajından da sanırım habersizdir.

Can Ataklı sırf AKP hükümetinin her şeyine karşı çıkmak uğruna artık her konuda saçmalamaktadır.

Soydaşlık, kardeşlik Can Ataklı için bir şey ifade etmiyor diye Azerbaycan’a sırtımızı dönüp, yalnız mı bırakacağız. Olur da, bir adam ancak Can Ataklı kadar can sıkıntısı olabilir.

Can Azerbaycan “Tek millet, iki devlet” anlayışının değerli bir unsurudur.

Can Ataklı’nın takıntı ve saplantıları için canımızdan vazgeçecek değiliz.

Türk devleti de milli sorumluluğun gereği olarak Can Azerbaycan’a sahip çıkmaktadır.

Bir de sicili FETÖ-PKK övgüleriyle dolu Levent Gültekin isminde yazar-yorumcu var. O da Can Ataklı gibi konuşmuş “Dünyanın neresinde bir kriz/yangın varsa iktidar eline benzin alıp o yangına koşmayı aktif dış politika zannediyor. Suriye, Libya, Akdeniz şimdi de Azerbaycan… Üstelik hepsinde de ülke ciddi yara aldı” ifadelerini kullanmış, sonra bununla da yetinmeyip yine Twitter hesabından “‘Kardeş Azerbaycan’ diye bir türküdür dolaşıyor ortalıkta. Azerbaycan niye bizim kardeşimiz diye kendinize sordunuz mu? ‘Onlar da Türk’ diyorsunuz muhtemelen. Peki ne demek Türk?” ifadelerini kullanarak saçmalamış…

2014 yılında televizyon ekranlarından “Bunu şundan söylüyorum: Türkiye’de hapiste olması gereken o kadar insan var ki, elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Bu anlamda Öcalan’ın cezaevinde kalması başlı başına haksızlık bu durumda. Öcalan’ın eğer bu saatten sonra gerçekten bir barış, kardeşlik ortamı oluşacaksa, Öcalan›ın içeride kalmasının hiçbir anlamı yok” diyen bu zirzop, Türkiye- Azerbaycan kardeşliğine saldırıyor. On binlerce kişinin katilinden “kardeşlik” çıkarıyor ama kan ve soy bağımız Azerbaycan’a sahip çıkılmasını ve Azerbaycan Türkleriyle olan bağımızı sorguluyor.

 

Ermenistan’daki Ermeniler inanın bunlar kadar Ermenicilik yapamıyor. Elin yabancı sunucuları, yorumcuları ortadaki bir adaletsizliği, haksızlığı ifade ederken bunlar da Ermenileri nasıl kurtarırız derdindedir. Can Ataklı’nın takıntı ve saplantıları bunları yapmaya müsait, Levent Gültekin’in Kürtçülüğü de zaten Ermenicilik yapmakta buluşur, bu da onun için doğaldır.

Bu ve benzerleri ne yaparsa yapsın Türk devletinin Azerbaycan’a sahip çıkması kardeş olmasının gereğidir. Kardeşe sahip çıkılırken uğruna ölüm bile göze alınır. Belki de Levent Gültekin, Can Ataklı gibiler kardeş gördükleri Ermenilere sahip çıkıyordur.

YILDIRAY ÇİÇEK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.