DOLAR 5,8808
EURO 6,5190
ALTIN 281,4
BIST 94.137
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Bütün Çapulcular AKP Sayesinde Toplandı

24.07.2013
90
A+
A-

İsmail Özdemir

Ortadoğu Bölgesi’ni kendileri adına nihai hedefe ulaştırıp, tüm petrol ve su kaynaklarını kontrolleri altına alabilecekleri yapılanmaları ülkelerin başına getiren, İsrail’in güvenliğini sağlamak isteyen ve sözde dört parçalı bir devlet kurmak isteyen ABD ve emrindeki AKP, istediği sonuca oldukça yaklaşmış durumda.

Bu sonuçta bizi bekleyen son, böyle gidilmesi halinde kesinlikle “bölünmeden” başka birşey olmayacak. Zira AKP’nin eline tutuşturulan ve onunda PKK, Barzani, bebek katili, BDP’lilere sorarak ilerlediği adresin başka bir yere çıkması mümkün değildir.

Aylardır “barış” ifadesini dillerine dolayıp “analar ağlamasın” diyerek milletten hakikati gizlemeye çalışanların artık maskesinin düştüğünü, tüm çirkinliklerinin ve nasıl bir şeref yoksunu olduklarının meydana çıktığını, her yönüyle Türk Milleti’ne karşı yapılan “ihanetin” kesin bir biçimde görüldüğünü anlamış bulunuyoruz.

Geçmişte önce “Almışlar ellerine bir kağıt parçası dolaştırıyorlar. Yok efendim BOP Eşbaşkanlığı görevimiz varmış da…İspatlarlarsa biz herşeye varız. Yok ispatlayamazlarsa alçaktırlar, namussuzdurlar…Bu kadar da ağır konuşuyorum…” diyerek 34 ayrı yerde BOP’da görev yaptıklarını ifade etmelerine karşın, yine BOP’daki yaptıkları namussuzlukları gizleyenlerin, ardından PKK ile yürüttükleri pazarlıklarla ilgili bu sefer ”Dört kez bizim bunlarla (terör örgütü) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir” şeklinde meydanlardan çığıranların, şeref ve adamlıktan ne anladıklarını daha sonra PKK ile müzakere yürüttüklerini bizzat kendilerinin açıklaması ile anlaşılanların Türkiye’yi getirdiği nokta tüm çıplaklığı ile karşımızda duruyor.

Yıllardır “dört parçadan oluşan devlet” sözünden bahseden ve kuruluşunda bunu nihai hedef olarak belirleyen PKK’nın ardından, ABD’nin BOP’a hayat vermesiyle birlikte Recep Tayyip Erdoğan ve bölgesel ortağı çapulcu Barzani içinde nihai hedef olarak benimsendiği anlaşılan düşüncenin hayat bulması adına yürütülen çalışmalarda adım adım sona doğru yaklaşıyor.

Bu anlamda sürekli atıf yapılan ancak sadece sözlerde ve bazı satır aralarında kalabilen ve dört parçalı sözde Kürt devletinin ilk adımı olarak tüm çevreler tarafından dillendirilen “Ulusal Kürt Kongresi” ilk toplantısını geride bıraktığımız gün yaptı. Dört parçadan ve dört ayrı bölgeden oluştuğu ifade edilen kongreye 38 Kürt oluşumunun katıldığı ifade edildi. Irak’ın kuzeyinde yapılan toplantıya ev sahipliği yapan ise uzunca bir süredir bu kongreyi dillendirerek özellikle uluslar arası kamuoyuna sunan Barzani oldu.

Geride bıraktığımız Nisan ayının son günlerinde “Kürdistan’ın dört parçasının katılımı ile ulusal bir kongrenin yapılmasından söz etmek için koşullar her zamankinden daha uygundur” diyerek, bugünleri hedeflediklerini ortaya koyan Barzani’ye o dönemde bu çağrıyı yapması için PKK’dan yoğun bir talep ulaşmıştı. 20 Nisan 2013 tarihli Irak’ın kuzeyinde çıkan “Sivil” isimli dergiye açıklamada bulunan terör örgütünün Kandil’deki yeni elebaşısı Cemil Bayık “Kuzey Kürdistan’daki gelişmeler Güney üzerinde büyük etki yaratacak. Biz sayın Mesut Barzani’den, önderliğimiz (Öcalan) tarafından başlatılan bu sürece daha fazla destek vermesini istiyoruz. (Bu desteğin) sadece basın açıklamaları ile sınırlı kalmaması, kendilerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekiyor. Biz bunu herkesten bekliyoruz ama gözler daha çok Sayın Mesut Barzani üzerindedir. Sayın Barzani’nin ulusal kongrenin gerçekleşmesi için gerekli adımları atmasını bekliyoruz. Eğer bu adımlar atılırsa, Kuzey Kürdistan da bundan fayda görecek.” çağrısında bulunmuş ve böylesi bir kongrenin toplanması halinde PKK’nın elinin Türkiye’de daha da güçleneceğini birincil derecede kaynaklardan açıklamıştı.

Bu açıklamalara daha genel bir şekilde baktığınızda ise kongre için olgunlaştığı ifade edilen şartların baş mimarının AKP ve başındaki isim olan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu anlarsınız. Şimdi durup yeniden düşünmek gerekiyor birçokları için; işin sonu gerçekten barışa mı, yoksa ihanete ve bölünmeye mi varıyor…

Emin olun AKP’deki birçok isim bugünden itibaren medyanın karşısına geçecek ve birçok yandaş medya kuruluşu da onlardan aldığı mesajla “Ne var bunda, olursa olsun, toplanırsa toplansın. Bakın kaç aydır silahlar konuşmuyor, cenaze gelmiyor, barış geliyor.” türünden cümlelerle, sanki beyinleri yerinden alınıp içine başka birşey konulmuşçasına açıklamalar yapacak, kendilerini kurtarmaya çalışacaklardır. Ormanda tecavüze uğrayan Polyanna misali AKP’den gelen bu içerikteki açıklamalar artık mide bulandırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Ulusal Kürt Kongresi’nin nihai amacının “Dört parçalı bir devletin, dört farklı ülkeden yani Irak, Suriye, İran ve Türkiye’den toprak alınarak ortak sınırlar oluşturulup kurulabilmesi” olduğu daha önce birçok kez ifade edilmişti. Şimdi bu hedef için çalışanların ve yıllar sonra ilk kez bu yönde atım atanların akıllarına gelen ilk konu “şartların Türkiye’den başlayarak olgunlaştığı” ise bunu Türk Milleti’nin iyi düşünmesi gerekir. Kendi vatanının bölünmesiyle sonuçlanacak, bin yıldır her türlü duyguyu, zorluğu, mutluluğu ve gururu beraber yaşadığı kardeşini silip atabilmesi, buna onay vermesi mümkün olurmu?

AKP neyi düşünürse düşünsün, neyi yapmak isterse istesin, Türk Milleti onay vermediği sürece buna muvaffak olamayacaktır. Bunun iyi anlaşılmış olması gerekirken nedense boşveriliyor. Üstelik Ülkücülerin “son sözümüzü henüz söylemedik” dediği ortadayken bu boşvermişlik bir anda en büyük kabusları olur, bizden söylemesi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.