DOLAR 5,7510
EURO 6,3906
ALTIN 272,5
BIST 109.178
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

Bütçenin perişanlığı

12.12.2012
77
A+
A-

Orhan Karataş

Bütçe görüşmeleri Türkiye’nin perişan halini acı şekilde bir defa daha gözler önüne serdi. Zaman sınırlaması, konuşma sıraları ve bütün karartma gayretlerine rağmen, 2013 yılının çok daha zor, çok daha sıkıntılı geçeceği gizlenemedi.

EĞİTİM

Öncelikle bütçe rakamlarının ne söylediğine biraz yakından bakalım. Bakanlık bütçelerinde en yüksek artış Milli Eğitim’de görülüyor. Ayrıntılar, bu artışın kaliteye yönelik olmadığını gösteriyor. Üç tane dört olarak ifade edilen ve önü arkası düşünülmeden dayatılan sistemin uygulamada görülen büyük eksiklerini gidermek için yeni harcamalar yapmak kaçınılmaz olmuştur. Bakanlık bütçesindeki artışın temel sebebi budur. Buna artan personel ihtiyacı ve bunun getireceği külfet de eklenirse, eğitimde değişen bir şeyin olmayacağı kendiliğinden ortaya çıkar.

SAVUNMA HARCAMALARI

Bütçe de dikkat çeken bir diğer husus istihbarat, savunma, güvenlik ve örtülü ödenek harcamalarındaki yüksek artıştır. Başka hiçbir göstergeye ihtiyaç olmadan sadece bu kadarı bizi neyin beklediğini anlamaya fazlasıyla yeterlidir. Kendi elleriyle Türkiye’yi bir ateş çemberinin tam ortasına attılar. En yakın olduğumuz, en iyi dostluk kurduğumuz komşularımızla savaşın eşiğine geldik. Bunun ekonomik yönden de ağır bedelleri olduğunu bütçe gösterdi. İçinde bulunduğumuz durum sadece savunma harcamalarını arttırmakla kalmadı, terörü de kamçıladı. Çünkü bölücü hainler bu ateş çemberinden faydalandılar ve faydalanıyorlar. Bu tablo beraberinde, istihbarat ve hatta örtülü ödenek harcamalarını da şimdiye kadar görülmemiş şekilde arttırıyor. Yani, AKP’nin teslimiyetinin, yanlışlarının ve beceriksizliğinin bedelini, şehit olarak canıyla, bütçe yükü olarak malıyla Türk milleti ödemek zorunda kalıyor.

EKONOMİNİN İMDAT ÇIĞLIĞI

Harcamalardaki anormal artışa rağmen yatırım ve üretim kalemlerinin sınırlı kalması önümüzdeki yılın ekonomik anlamda da çok sıkıntılı geçeceğini belgeliyor. Dünya ve özellikle Avrupa’daki ekonomik daralmanın devam etmesinin Türkiye’ye yansımalarının olacağı iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir. Buna yatırım ve üretimin olmamasına dayalı olarak büyümenin durması da ekleniyor. Daha dün açıklanan rakamlar 2012 hedeflerini tutturmanın imkansız olduğunu, özellikle sanayi üretiminin eksilere inmesinin beraberinde büyük sosyal sorunlar da getireceğini ortaya koydu. İthalat ve ihracat arasındaki uçurumun borçlanmayı ve faizleri olumsuz etkileyeceği de düşünülürse, sıkıntının boyutları çok daha kolay anlaşılacaktır.

AKP MİLLETVEKİLLERİNE SORULAR

Bütçenin ortaya koyduğu bu acı gerçekler konuşmalara da yansıdı. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli doğal olarak ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve tehlikeleri öne çıkardı. Hükümete uyarılarda bulundu. AKP’li milletvekiline kendi içlerinde bir muhasebe yapmaları için şu soruları sordu: “Üç yıl önce, Demokratik Açılım veya son haliyle Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ilan edilmiştir de terör saldırılarında bir azalma olmuş mudur? Sözde Kürt sorunu veya Kürt kardeşlerimin sorunları sözlerinin bir faydası görülmüş müdür? İmralı’ya yüz sürmenin, Oslo’da masaya oturmanın, Habur’daki karşılama törenlerinin acıdan ve milletimizi hayal kırıklığına uğratmaktan başka herhangi bir sonucu yaşanmış mıdır? Verilen kararlılık mesajlarına, atılan adımlara, yapılan görüşmelere rağmen askerimizin, polisimizin, korucumuzun ve masum sivil vatandaşlarımızın şehadeti önlenebilmiş midir? Şu ibretlik manzaraya bakınız ki, müebbet cezaya çarptırılmış bir terör suçlusu fiilen siyasi aktör haline gelmiştir. Kandil’i İmralı’dan sevk ve idare eder bir statüye çıkmıştır. Bu Türk devleti adına utanç değildir de nedir?”

DERS

MHP lideri, sıfır sorun hikâyesinin vahim sonucu olarak Türkiye’nin bölgesinde tüm tehlike sinyallerinin kesiştiği, istikrarsızlıkların kol gezdiği bir ülke haline geldiğini gerçeğinin altını çizdi. Peygamberimize karikatür yoluyla yapılan hakaretten dolayı özür dilemekten imtina eden NATO Genel Sekreterinin iki aydan beridir değişik fırsatlarda Türkiye’yi korumaktan bahsettiğini hatırlattı ve “Büyük Türk milleti son yurdunda yardım, himmet, himaye ve korumayla bulunmamış, böylesi bir zilletle bağımsızlığını elde etmemiştir. Bizi korumaya almak kimin haddinedir? Bizim korunmamızı temin etmek kimin yapabileceği bir şeydir? Türkiye manda ve himaye altında alınmıştır da bizim mi bilgimiz olmamıştır?” sözleriyle bu duruma sebep olanlara unutamayacakları bir ders verdi.

HAYAL KIRIKLIĞI

Sayın başbakanın konuşmasında bütün bunlara ne diyeceğini, bu soruları nasıl cevaplandıracağını merakla bekledik. Ancak, yeni tek taraflı rakamlar, içi boş övünmeler, ülke ve dünya gerçeklerinden uzak değerlendirmelerle konuşmasını tamamladı. Umut veren, heyecanlandıran tek bir kelime dahi duyamadık. Hiç olmazsa yeni yılda müjdeli bir haber bekleyen esnaf, çiftçi, emekli, dar gelirli yine hayal kırıklığına uğradı. Yanılgı ve ümitsizlik sadece ekonomik alanda olsa, buna şükredeceğiz. Ülkenin varlığı ve birliğine yönelik olarak bugüne kadar yapılan büyük ve affedilmez yanlışlardan dönüleceğine dair de bir işaret göremedik. Bizi asıl tedirgin eden budur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.