DOLAR 5,8971
EURO 6,5140
ALTIN 282,7
BIST 93.729
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Bugünün Milli Mücadelesi

06.09.2013
54
A+
A-

Banu Doğan

“Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir” sesi önce Amasya’dan yükseldi. Dedi ki Amasya, “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Sonra Erzurum… “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz!”

1919’un yaz aylarında Amasya ve Erzurum’dan yükselen milli ses, Eylül’de Sivas’tan yankılandı. 4 Eylül-11 Eylül tarihleri arasında Sivas’ta Milli Mücadele için düzenlenen kongrede alınan kararlar tarihe yazıldı.

“Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür, parçalanamaz. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekûn kendisini savunacak ve direnecektir. İstanbul hükümeti harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır. Manda ve himaye kabul edilemez.”

Mustafa Kemal’in başlattığı bu kutlu dava zaferle sonuçlandı. Bu davanın içinde zekâ, azim, kararlılık ve en önemlisi vatan aşkı vardı. Bütün dünya bir araya gelse yeniden şahlanmış Türk’ü alt edemez, bileğini bükemezdi. Öyle de oldu.

Aslında tarih tekerrürden ibaret değil. Tarih; içinde örnek alınması gereken kişiler, olaylar ve sonuçlarla dolu. Tarihin önemi, geçmişte başımıza gelen olaylardan sonuç çıkarmayı ve gidişatın devamını öngörebilmeyi sağlamasından kaynaklanıyor. Objektif gözlerle okunan tarihten bazı öngörüler çıkarmak da zor değil. Oturup tekerrür etmesini beklemekten ziyade, tarihten geleceği aydınlatabilen yorumlar çıkarmak gerekiyor.

Bugünlerde dünya tarihi Ortadoğu’da yaşanan çalkantıları kaydediyor. Bir Türk devleti olarak diğer Türk devletleriyle birlik ve beraberliği ön plana alması gereken ama batıya yaklaşıp, batı gibi olmaya çalışırken doğuyu da kaybeden Türkiye de zor durumda. Hatta bu gidişle ateşin tam ortasında kalmak üzere…

‘Dış politikada sıfır sorun’ yaklaşımının başarısızlığı ve anlamsız bir şekilde ‘değerli yalnızlık’ gibi bir saçmalığa dönüştüğü bugünlerde iktidara sahip olanlar hata üstüne hata yapıyor.

İkinci Dünya Savaşı yıllarından Sovyetlerin çöküşüne kadar olan süreçte pasif kalan Türkiye’ye, o yıllardan kalan hataların üstüne yeni hatalar yaptırılıyor.

Hangi ülke dış politikada herhangi bir ülke ile sorun yaşamak ister? Elbette ülkelerin dış politikaları sorunsuzluk üzerine kuruludur. Ancak mevcut iktidarın dış politikada sıfır sorun diye ortaya çıkıp yaptıkları, sadece Türkiye’yi değil, Türk ve Müslüman başka ülkeleri bile zora soktu.

Ülkelerin belirli kırmızı çizgileri, hedefleri ve öncelikleri vardır. Diğer ülkelerle ilişkilerinde ön planda o hedef ve öncelikler olmalıdır. Ermenistan’la sorun yaşamamak için Türk Azerbaycan’ı harcamak, ABD ile müttefik kalmak uğruna Müslüman ülkelere saldırı çığırtkanlığı yapmak hangi milli sorunun çözülmesine fayda sağlayabilir?

Uluslararası İlişkilerde savunma sistemi tamamen değişti. Şimdi artık mermimizin olmadığı zaman süngüyle vatan toprağını koruyamayız. Artık vatan aşkıyla vatanı savunmanın yolu yöntemi daha çetrefilli bir hal aldı. Dolayısıyla Sivas Kongresi’nden çıkıp, çizmeleri giyip tırnaklarıyla kazıyarak vatanı koruyan, kurtaran atalarımızın torunları olarak şimdi yeni duruma göre koruma yöntemleri geliştirmeliyiz.

Artık vatan savunması, jeopolitik, demografik, sosyolojik, psikolojik, politik bilgi sahibi olmayı gerektiriyor. Şimdi artık korumak için geç kaldığımız Türk cumhuriyetlerini ve onların Türkiye ile bağlarını korumak için uzun vadeli çalışmalar gerekiyor. Ve her geçen gün zararımıza işliyor.

Bunlardan çok daha önemlisi, içimizden çıkan ama düşmandan daha tehlikeli olan, bu vatanın bütünlüğünü bir şekilde bozmak için yemin etmiş, canla başla çalışanlara karşı dikkatli olmak, onların yaptıklarının sonuçlarını önceden görebilmek, iyi analiz etmek ve onları durdurabilmek gerekiyor.

Bu vatanın diline, dinine, bayrağına, bütünlüğüne, kültürüne, eğitimine, ruhuna, her şeyine sahip çıkmak, bunlara zarar verenleri bertaraf etmek, bu uğurda çalışmak bugünün Milli Mücadelesi’dir.

Türk’ün bileği yine bükülmemeli, bükmeye çalışanlar yine bozguna uğramalıdır. Sivas Kongresi’nin ruhuyla, vatan aşkıyla…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.