DOLAR 5,7635
EURO 6,4130
ALTIN 276,2
BIST 98.082
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Bu böyle gitmez

02.07.2013
50
A+
A-

Orhan Karataş

AKP ile artık daha fazla gidilemeyeceği, ısrar etmenin hiç kimsenin, hiçbir şartta hesabını veremeyeceği çok ağır sonuçlar doğuracağı artık kesin olarak ortaya çıkmıştır. Ülke gün geçtikçe kötüye gitmektedir. Bu durumu elbette herkes gibi AKP’yi yönetenler de görüyor. Ancak onlar bu gidişi durduracak tedbirler almak yerine, kalan zamanı en iyi şekilde değerlendirerek, ülkeyi bu durumlara getiren güdük zihniyetlerini, bozuk niyetlerini biraz daha ileri götürebilmenin ve sonu almanın telaşına düşmüş durumdalar. Bu durum doğal olarak vahameti daha da arttırmaktan, tehlikeyi daha da yakınlaştırmaktan ve ülkenin geleceğini daha fazla karartmaktan başka bir işe yaramıyor.

Sorun yumağı

Spordan sanata, Üniversitelerden yargıya, iş dünyasından medyaya bugün Türkiye’de sorun yumağına dönüşmemiş tek bir kurum, tek bir müessese kalmamıştır. Türkiye’nin her yerinde sokaklar kaynamaktadır. Huzursuzluk artmış, kamplaşma büyümüştür. Başbakanın her sözü yeni bir gerginlik, yeni bir ayrışma vesilesi olmaktadır. Üniversitelerdeki diploma törenlerinde bile bu ayrışmanın acı ve ağır sonuçlarını görüyoruz. Okullarını bitirip, yarınlara hazırlanan gençler, ümitsizliklerini, çaresizliklerini ve bütün bu olup bitenlere karşı itirazlarını her şeyin önüne koyuyor ve her fırsatta haykırıyorlar. Çocuklarının en önemli, en heyecanlı gününü paylaşmaya gelen aileler, kendilerini yeni bir gerginliğin ortasında buluyorlar.

Dehşet dengesi

Diğer taraftan bölücü güruh hayal bile edemeyeceği imkanlara kavuşmuş ve AKP’yi teslim almıştır. 63 akıl fukarasının 3 aylık çabası ve hazırladıkları rapor, daha çok şımarmalarından, daha çok azmalarından, daha çok ihanet etmelerinden başka bir işe yaramamıştır. İktidarla aralarında nasıl bir dehşet dengesi olduğunu Türk milleti ibretle ve kızgınlıkla izliyor. En haklı taleplere, en masum isteklere, elindeki devlet gücüyle en sert ve acımasız şekilde karşılık veren hükümet, PKK’nın meydan okuması, fiili durum oluşturması, ülkenin belli bir bölgesinde devleti yok sayması karşısında, tek bir kelime dahi etmemektedir.

Tarihin en sancılı dönemi

Türkiye içeriden ve dışarıdan kuşatılmıştır ve Cumhuriyet tarihinin en sancılı dönemini yaşamaktadır. AKP sayesinde felaketin kıyısına kadar gelmiştir. Ülkenin bu perişan hali karşısında sesi çıkan, itiraz eden, ümit veren ve dik duran tek lider Sayın Devlet Bahçeli, tek parti MHP kalmıştır. Hafta sonu Antalya’da katıldığı Geleneksel Kartal Yaylası Yörük Türkmen Şenlikleri’nde yaptığı konuşmada ve dün parti genel merkezindeki basın toplantısında, bu ülkenin sahipsiz olmadığını, bu milletin AKP’ye mahkum kalmayacağını net ve açık şekilde bir defa daha ilan etmiştir.

Kerkük Türk’ün kaderidir

Sayın Bahçeli’nin her sözü Türk milletinin yüreğine su serpmekte ve ümitlerini arttırmaktadır. Sadece içeride değil, dışarıda da yankı bulmakta ve karşılık görmektedir. Nitekim, yıkım sadece içeride değildir. AKP’nin varlığını fırsat bilen herkes gibi Kuzey Irak’daki peşmerge bozuntuları da Türkmen varlığı üzerinde bir soykırım yürütmektedirler. Sayın Bahçeli, bu durumu, “Filistin’den Myanmar’a kadar uzanan geniş bir coğrafi sahada yaşanan mezalim ve mütecavizlikleri ağzından düşürmeyen Başbakan Erdoğan, sıra Türkmenlere gelince nedense üç maymunu oynamakta, suskun kalmayı tercih etmektedir. Unutulmasın ki, Kerkük Türk’ün kaderidir. Tuzhurmatu Türk’tür, Türk olarak yaşayacaktır. Türkmeneli; Türk’ün şeref tacıdır, iftihar simgesidir ve damarlarında akan tertemiz kanıdır. Türkmenlik; bayraktır, bağlanıştır, vefadır, tarihtir, kültürdür ve sadakat nişanesidir. Ve saldırgan niyetler, teröristler, Türkmen kanından geçinen vampirler yaptıklarının hesabını gün gelecek vermek zorunda kalacaklardır. Türkmen kardeşlerimiz merak buyurmasın, Türk milletinin gözü, gönlü, aklı ve duası kendileriyledir.

Ne Başbakan Erdoğan, ne kardeşi Barzani, ne de bir başkası bu gerçeği değiştiremeyecektir.” Sözleriyle değerlendirmiştir.

PKK’ya 35’nci madde tavizi

Ülke yangın yerine dönmüşken, AKP’nin Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’nci maddesini gündeme getirmesinin bir tesadüf olmadığı yine sayın Devlet Bahçeli’nin şu tespitleri ile ortaya çıkmıştır: “Hükümetin tasarısında iç tehditlerin artık kalmadığı ve tamamen dikkatlerin dışarıya verildiği anlaşılmaktadır. 35’nci maddenin bu yeni hali açıkça PKK’ya ve bölücü çevrelere bir tavizdir. Oslo’dan İmralı’ya kadar teröre sunulan ödünlerin ileri bir adımıdır. AKP hükümeti iç tehditlerin bittiğine nasıl ve hangi verilerle karar verebilmektedir? Terör sorunu sona ermiş midir, bölücülük tehdidi kalkmış mıdır? Türkiye huzura kavuşmuş, dirlik ve düzene ulaşmış mıdır? Takdir edeceğiniz üzere, bu sorulara verilebilecek en ufak olumlu bir cevap dahi yoktur. Nihayetinde İç Hizmetler Kanunu’nda yapılması gündemde olan değişiklik bölücü teröre bir ikramdır, bir ödüldür. Hükümet sarsıla sarsıla, eğile büküle her gün biraz daha acziyet ve mahkumiyet içinde hainleri memnun etmiş, gönül ve heveslerini okşamıştır. PKK bastırmış, zorlamış, dayatmış Başbakan ve hükümetinden yeni bir taviz koparmıştır. Hiç kimse yapılması planlanan bu değişikliği demokrasinin gereği olarak izah etmeye kalkışmamalıdır. Türkiye’de iç tehdidin sonlandığını söylemek tam bir akıl tutulmasıdır.”

Mutlaka hesap sorulacak

Neresinden bakılırsa bakılsın, hangi konu ele alınırsa alınsın varılan yer aynıdır. AKP ile geçen 11 yılın sonunda milli birliğimiz, milli kimliğimiz, bölünmez bütünlüğümüz ve milli varlığımız korumasızlığa ve savunmasızlığa terk edilmiştir. Ancak, hiç kimse sayın Bahçeli’nin şu sözlerini unutmasın: “Bu hainliklerin, bu kepazeliklerin, bu düşmanlıkların hesabı mutlaka sorulacaktır. Türkiye bölücülere yem edilmeyecektir. Türk milleti, AKP-BDP ve PKK’ya kurban verilmeyecektir. Milli birliğimize ambargo koymaya çalışan kim olursa olsun, karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaklardır.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.