DOLAR 5,7628
EURO 6,3950
ALTIN 277,9
BIST 94.638
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Bir ekmek bir battaniye bir de Haç

Geçen hafta Cuma namazına gidenler, camilerde ayarlanmış vaaz ve hutbelerle “Bir ekmek, bir battaniye” kampanyasını duymuşlardır. Bu kampanyaya yardım ve destek olanlar dikkat etsinler, ameller niyetlere göre ama yapacakları yardım geçmez benden söylemesi…

İktidar “bir Allah kuruşuna kadar…” dini, imanı ve İslam’ı hatta camileri kullanmaya devam ediyor. Büyük çoğunluğunu rantla, bir kısmını da baskı ve korku ile yanına aldığı basın yayın grupları ile gerçekleri saptırmayı başardı. Haçlı dünyasının organize ettiği Suriye rejimini yıkma, topraklarını parçalama eylemine ev sahipliği yapma işi, tam gaz devam ediyor.

Şimdi diyeceksiniz ki “Kardeşim kanallarda izliyoruz, Suriyeli mültecilerin hali ortada… Kadın çoluk, çocuk bunlara yardım etsek ne olur?” Evet halksınız. Bunlar bizim insanlarımız, her şeyleri ile bize benziyorlar çünkü Müslümanlar.

İşte Esat’ın askerleri diye öldürülenler de aynen bunlar gibi, bizim insanımız. Üstelik “Tayyip’in kahramanları” tarafından öldürüldükten sonra, başları koyun gibi çocuklara kestirilen o insanlar da bunlar gibi öz be öz, kardeşlerimiz.

Hiçbir sorunları yokken daha isyan henüz başlamamışken Türkiye’de çadırlar kuruldu. Adeta “gelin!” diye yalvarıldı, sonra isyancıların tehditleri ve bizimkilerin vaatleri ile gelip çadırları doldurdular. Amerika başta olmak üzere Batı Türkiye’yi satınca, Davutoğlu Ahmet’in derin stratejisi sökmedi ve iktidarın elinde patladı.

Yaklaşık iki yüz bin insana, kış ortasında bakmak hayli zorlaştı. Bu sebeple iktidar camilere dadandı. Daha önce buraya toplanan insani yardımlar ve vatandaştan alınan kurbanlar “isyani” yardıma dönüşerek Haçlı şövalyelerine kurban edildi.

Hâlbuki bu isyancılara Türkiye ev sahipliği yapmasaydı, ellerine silah vermeseydi bugün mülteciler evlerinde olacaktı. Karakol ve devlet daireleri basılmayacak Esat’ın ordusu da bu isyanları bastırmak için kışlalarından çıkmayacaktı. Yani Esat kardeş olarak kalacak, kalleş ilan edilmeyecekti.

Ama kalleşin kim ve kimler olduğunu tarih daha doğru yazacaktır. İsrailli bir yetkili “…Artık Suriye İsrail için bir tehdit değil, Esat devrilmese bile aldığı darbelerden ötürü isyanlardan başı ayıkmayacak ve İsrail bir tehlikeden daha kurtulmuş olacaktır…” dedi.

Şimdi bilmem kalın kafalı olanların, jetonu köşe ve dini, milliyeti karışık olanların Suriye olaylarını artık doğru görmesi mümkün olur mu?

Olmadıysa biraz daha kör gözlerine sokalım gerçekleri:

Şu anda bırakın Suriye’yi, Türkiye’ye bakın… Mülteci gelmeden çadırları kurulmuştu dedik ya, bu çadırlara o gün “öküzün trene baktığı bakıp ne işe yarayacağını düşünmeyenler” bugün olanları görmüştür.

Hah… İşte ülkemize kurulan patriotların da ne işe yarayacağını, yakında görürüz. O zaman camilerde yardım toplarken “bir ekmek, bir battaniye” diye dilenilmez. “Bir ekmek, bir battaniye bir de toprak” denecek ama iş işten, çoktan geçmiş olacak…

Daha savaşmadan toprağını “NATO toprağı” diye ecnebilere teslim edenlerin oyunlarına alet olmayalım. Camilerde ekmek ve battaniye dilendirenlerin ellerinde ki Haçı, boyunlarında ki Yahudi ödülünü görelim…

“Bir hırka, bir lokma” edebiyatı ile gelenlerin Haçlı adına “bir ekmek, bir battaniye bir de Haç” dedikleri gün gibi ortada…

Yusuf KARACA

ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.