SON DAKİKA

Bir berber, bir berbere, gel beraber!..

Bu haber 14 Mart 2019 - 12:15 'de eklendi ve 3.000 kez görüntülendi.

Tekerleme şöyle:

“Bir berber, bir berbere.. Gel beraber, bir berber dükkanı açalım demiş.”

Uyarlarsak.

Bir çocuk pornocusu, “Ben avukatım ama.. Bir yılda 3 bin liracık parayı ancak kazanıyorum” diyen hukukçu abisine.. (“Çocuk pornocusu” ifadesini ben demiyorum.. 4 yıl birlikte iş yapan, milyon dolarlık işi birlikte kotaran arkadaşı, dostu, abisi söylüyor. Ben de onun dediğini aktarmış oluyorum.)

“Gel seninle çok temiz bir iş yapalım” demiş.

5 yılda bir, adaylığını açıklayıp, Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na soyunan hukukçu abimiz de, “Çok merak ettim. Nedir bu temiz iş.. Başımıza devlet kuşu mu konuyor, ne!” demiş..

Çocuk pornoculuğu ile suçlanması bir yana, aynı zamanda hukuk fakültesine de sahte belge ile kayıt yaptıran bu uzman çavuşluktan emekli olmuş kişi (uzman çavuşluk hikayesi de kişinin kendi anlatımından) demiş ki, “Kayseri’de bir şeker fabrikası var.. Şeker gibi bir iş.. Bu şeker erimeden, cepleri doldurmamız lazım..”

Sormuş; işi kotaracak abi, “Şekeri eritmeden, nasıl cebe dolduracağız?”

Pazarlamacı teklifçi anlatmaya başlamış:

“Benim danışmanlık hizmeti verdiğim bir şirket var. Adı Samaş.. Samaş’ın bir patronu var. Adı, Talat Sam. Talat abim, oğluna, altınlı pastalı bir düğün yaptırmak istiyor. (İnternette “Altınlı pastalı düğün” diye aranırsa, kolaycacık bulunur.) Altın pastalı düğün yapmanın tek çıkar yolunun da, bir dönem iş yaptığı Kayseri Şeker Fabrikası’ndan 50 milyoncuk bir vakumlama ile olabileceğini düşünüyor. İşte biz bu işi organize edeceğiz!”

Beypazarı’nda bir süre Belediye Başkanlığı yapmış olsa da..

Hukukçu kimliği olsa da..

Abimiz olayı kavrayamaz..

“Hımmm. Tam anlamadım ama.. Süreç içinde anlarız herhalde” der işin kendisini ilgilendiren bölümünü düşünmeye başlar..

Şimdilerde şizofren olduğu hatırlatılarak, “Bakmayın siz ona. İtibarsız birisidir” diye suçlanan danışman şirketinin sahibi, emekli çavuşumuz, izah etmeye başlar..

“Sen sadece işin Ankara ayağını halledeceksin abi.. Dosyaya vekalet falan koymaya gerek yok.. Kimse çakmasın, anladın.. Anladın di mi, kanka” demiş..

Koymuş önüne dosyaları..

Kanka, bakmış dosyalara.. “Bunlar çok kabarık dosyalar. Benim hukukçuluğum 35 yıla merdiven dayadı ama.. Bu işlerden pek anlamam. Asliye ticaretten hakim abilerimiz var, bir yemek ayarlar, onlara gösteririm bunları..” demiş..

Devamla sormuş: “İyi de, benim kazancım ne olacak bu işten?”

Emekli çavuş, danışman, iş teklifçisi, bir koltuğunun altında otuz karpuz taşıyan şizofren, “Kanka sen işi hallet.. Paranın lafı mı olur” cevabını vermişse de..

Yedirilecek yemeğin faturasını düşünen asgari ücretliden az kazanan avukatımız ısrarcı olmuş..

“Bu işi bir kurala bağlamamız lazım.. Ama vekalet sözleşmesi yapamıyoruz. Dosyaya vekalet koyamıyoruz. Nasıl bir iş bu, ben anlamadım.. Bari bir senet ver de.. Alacağımızı bilelim..” demiş..

Danışman arkadaş uyanık..

“Kolay o.. Ben sana şimdi yanımda getirdiğim dandik bir senedi veririm.. Senin paran garanti olur” demiş.

Yılların avukatı ama.. Garibim, nereden bilsin, adamın kendi ismini yazdırıp, imzayı başkasına attırdığını..

“Oooh. Gelsin milyonlar” diye sevindirik olmuş..

“Tam da kızım doğum yapacaktı.. Ona bir ev alacaktım. Tam zamanında imdadıma yetişti bu sahte senet” demiş.

Muhatabımız emekli çavuş ise..

“İnsanları sevindirmek ne güzel bir şey..” diyerek, kahkahayı basmış..

Ha unutmadan hatırlatayım..

Bakmayın siz ortalıkta dolaşan, hukukçu abimizin mahkemedeki beyanında “Senedi benim yanımda imzalamıştı” sözlerine…

Ne yapacaktı 34 yıllık hukukçu abimiz?

“Sadece karşındaki iş kotardığın adamın değil.. Galiba senin de hukuk diploman sahte.. Senet, dışarda imzalanmış şekilde getirilip, verilir mi hiç? Ne komik adamsın sen. Aldığın senedi, veren kişiye, yanında imzalatmadın mı?” diye güleceklerini düşünerek..

“Hakim beg. İnanın bak.. Senedi benim yanımda imzaladı” demek zorunda kalmış..

Ama, bilirkişi raporları ile gerçek ortaya çıkmış..

Senetteki imza, borçlu gözüken kişiye ait değil..

İşte tam o sırada, 34 yıllık hukukçuluğunun kazanımını konuşturmuş, dosyaya vekalet koymadan avukatlık yapan abimiz; “Bak bende bir tane daha 600 bin dolarlık senet var. Madem diğerinin imzasını sen atmadın.. Ben de bu senedi icraya koyarım” demiş..

Haa bu arada..

Biz de atladık, yaşanan gelişmeleri..

Yavaş yavaş Ankara’ya belediye başkanı olacağını müjdeleyen hukukçumuz, asliye ticaretteki hakim abileri ile yemekleri yemiş..

Yargıtay’daki; dosyanın gideceği dairede kimlerle, neler görüşüleceğinin ince planları yapılmış.

Altınlı pasta ikram edilen düğün sevdasına düşen Talat Sam abimize, Kayseri Şeker Fabrikası’ndan 50 milyoncuk almasının yolunun taşları itina ile döşenmiş..

Ve istenilen karar çıkartılmış..

Şimdilerde sürekli “Aman özelleştirilmesin. Özelleştirilmesin ki, emekli çavuşlar, özel yemeklerle iş kotaran hukukçu abilerimiz, ve dahi oğluna altın pastalı düğün yapmak isteyen işadamlarımız parasız kalmasın” denilen fabrikalardan en önemlisi olan Kayseri Şeker Fabrikası’ndan paralar tahsil edilmiş..

Sıra; kararı aldıranlara para dağıtımına gelmiş..

Oğluna altınlı pastalı düğün yapmak isteyen işadamımız emeline kavuşmuş. Kayseri Şeker Fabrikası’nın kasasından Yargıtay kararı ile tahsil ettiği paralarla 2014’de oğluna o düğünü yapmış..

Emekli çavuşumuz, biraz dolaylı da olsa, erken yaşta milyoner olmanın zevkini yaşamış..

Sıra, “Yavaş yavaş Ankara Belediye Başkanı oluyor” denilene gelince..

Adam fıttıracak hale gelmiş.

“Bak gecenin 4’ünde yazıyorum bu mesajı, çabuk paramı getir” diyecek hale düşmüş..

İşte uzun hikayenin kısa hali bu..

Ali Karahasanoğlu

Yazının Devamı

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.