Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Çok Bulutlu

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

20.05.2020
A+
A-

Şol Gökleri kaldıranın, donatarak dolduranın, Ol ! deyince olduranın ! Doksan dokuz adı ile..

Allah ve Resulünün yolunu yol eyleyen, ömrü hayatını Türk İslam Ülküsü için feda eyleyen, uğrunda her türlü çileyi çeken, hayatı boyunca tavizsiz yaşan, Acunun tutkusu; BAŞBUĞ TÜRKEŞ ! Türkeş ki ! acun ona tutkulu, o davasına tutkulu. Bu bir sevda ve kavganın vücut bulduğu ölümsüzleşmiş beden. O beden ki uğrunda binleri feda ettiren ve bir nesle adını veren TÜRKEŞ. Doğan balaların, yiten sevdaların, yeşeren yeni umutların adı TÜRKEŞ.  Cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i her yönüyle, kaleme almış olan değerli Ülküdaşlardan Allah razı olsun. Rahmetli Başbuğumuzu bizlere aktaran, anlatan ve emanetlerine sımsıkı sarılan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanımı; Bilge Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ beyefendiye, Yüce Allah’tan;  hayırlı,sağlıklı,uzun ömürler dilerim. Allah Devlet beyimizi başımızdan eksik etmesin inşallah. Bu yazımda sizlere Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in bilinmeyen veya az bilinen yönlerini yaptığım araştırmalar dahilinde aktarmaya çalışacağım. Gönüllerde taht kuran, o ebedi sevdanın Başbuğuna rahmet olsun. Ruhu şad mekanı cennet olsun !

ALİ ARSLAN ; ALPARSLAN OLUYOR

Başbuğ Türkeş ! Başbuğ Türkeş ! Sensin Alparslan’lara  eş !

Başbuğumuza ana, babası tarafından Ali Arslan ismi bırakılır. Kıymetli babası kulağına ezan okuyarak Ali Arslan ismini bırakır.  25 kasım 1917 de Kıbrıs ta Dünya’ya gelen Başbuğumuz isminin Alparslan oluşunu şu şekilde aktarır. ‘’ Rüştiye de Osman Zeki Bey adında ki öğretmenim var idi, Türkiye’den gelen bir hava esiyordu. Herkese bir de Öztürk’çe isim veriliyordu. Mesela ; Ahmet Selçuk gibi. Hocam bana da senin adın Alparslan olsun dedi.’’ İyi bir eğitim alan Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ ; Arslan adıyla ortaokula başlayıp, Alparslan adıyla mezun olur. Öyle bir Arslan ki acun ona Başbuğ demektedir.

KULELİ ASKERİ LİSESİNDE KAYIT YAPTIRAMAZLAR !

Türkiye sevdası ile yanan Başbuğun yüreği, daha fazla dayanamaz ve ailesini de ikna ederek, Türkiye’ye gelerek İstanbul’a yerleşirler. Kuleli Askeri Lisesine kayıt yaptırmak ister. 3 Haziran 1933 tarihinde ailesine bu isteğini beyan ederek babası ile kayıt işlemleri için yola koyulur. Hadi Bey isimli binbaşı ve Muzafferettin Bey isimli Fransızca öğretmeni kayılar ile ilgilenir. Muzafferettin Bey ; ‘’ Siz Türk değilsiniz ! sizi kaydedemeyiz ‘’ derler. Başbuğumuzun kıymetli babası Ahmet Hamdi Bey sert bir tavırla ;

-Beyefendi biz Türk oğlu Türk’üz !

-Ama pasaport İngiliz pasaportu ! der Muzafferettin bey

-Kabahat sizin ! bizi İngilizlerin eline bıraktınız !  der Ahmet Hamdi Bey.

Kayıt işlemini yapmazlar ve Başbuğumuz ve babasını geri gönderirler. Akabinde Mareşal Fevzi ÇAKMAK ve vekil Sırrı beyin yardımları ile Başbuğumuzun kayıt işlemleri gerçekleşir.

İşte Alparslan TÜRKEŞ böyle bir sancılı sürecin içinde, bu tür sorunlar ile karşılaşarak başlar eğitime. Mücadele azmi ve kararlılık adeta Alparslan Türkeş’in karakterine nakşolmuştur.

 

TÜRKEŞ SOY İSMİ

Bütün Dünya kurban olsun! Türk’ün Başbuğ Türkeş’ine !

Soyadı kanunu çıktıktan sonra ; Başbuğumuzun babası  Ahmet Hamdi Bey, nüfus müdürlüğüne gider. ‘’Koyunoğlu’’ soy ismini almak istediğini beyan eder. Lakin görevli memur ‘’Olmaz Öztürk’çe kullanmalısınız, herkes Öztürk’çe kullanıyor’’ diyerek o dönemlerin Türklük rüzgarından bahsediyor. (Neden o dönem diyorum çünkü 1944 de bu esen Türklük rüzgarı adeta suç ilan ediliyor) Başbuğumuz ve babası tarih kitaplarına bakarak, önce Altay soy ismini istiyorlar. Lakin Altay soy isminin seçildiğini öğrenince TÜRKEŞ soy ismine karar veriyorlar. Bildiğiniz gibi Türkeşler Orta Asya da İli nehri vadisinde bulunan Türk boyudur. Yarı göçebe hayattan, yerleşik hayata geçmekte yardımcı olan boydur. İşte Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ de, almış olduğu soy isme layık bir şekilde, ömrünün son nefesine kadar hareket etmiştir.

ASTEĞMENLİĞİNİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TASDİK EDİYOR

Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ 30 Ağustos 1938 tarihinde, asteğmen olarak Harp okulundan mezun olur. Asteğmenliğini Mustafa Kemal ATATÜRK tasdik etmiştir. Alparslan TÜRKEŞ ; M.Kemal ATATÜRK imzası ile asteğmenliğe yükselir. Bu kararnameyi Başbuğ sakladığı beyan eder. Harp okulunun akabinde piyade olduğu  için; İstanbul’a piyade okuluna gider ve 9 ay piyade ve atış eğitimi yapılır.

ISPARTA DA BEKLEYEN KISMET

Piyade eğitiminden sonra, kura işlemi gerçekleşir. Başbuğ Türkeş’e kurasında Kars vilayetimiz çıkar. Lakin arkadaşı Emin EREMEN Kars’a gitmek için Başbuğ Türkeş’e ısrarcı olur. Akabinde Başbuğ ve arkadaşı yerlerini değişir, yani becayiş işlemi yapılır. Sevdanın ilk kıvılcımı Isparta’da Başbuğu bekler. İlk eşi olan Muzaffer hanımla ; 5 Eylül 1939 da nişanlanır. 14 Ocak 1940 da evlenirler.

Ayzıt isminde bir kız çocukları olur Başbuğumuzun ve Ayzıt’ın isim babası Sayın Hüseyin Nihal ATSIZ beyefendidir. Başbuğumuzla mektuplaşan daimi olarak iletişim halinde olan Atsız Bey bu şekilde Başbuğ’a evlatlarının isim önerilerinde bulunur.

1940 yılında; Türk Silahlı Kuvvetlerinde, teğmen olarak görev yapan Alparslan TÜRKEŞ; Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara adasında görev alır. 1944 Türkçülük Turancılık Davasında; görev yeri Erdek’ten alınıp, İstanbul Tophane Askeri ceza evinde ; sorgulaması yapılmadan, tutukluluk emri yüzüne okunur bu şekilde tutuklanır. İşte Başbuğ Türkeş’in 1944 Türkçülük Turancılık davasında bu şekilde yerini alır.

9 ay 10 gün hapis yatan Başbuğ Türkeş; tabutluk denilen işkenceye burada tabi tutulur. Tırnakları da aynı şekilde burada çekilir. Türk Milliyetçiliğini bir slogandan öteye taşıyan Alparslan TÜRKEŞ saçının telinden, tırnaklarına kadar Ülkücülüğün cefasını çeken ve ömrü hayatı boyunca, bu cefadan yakınmamıştır. Uğrunda her şeyini feda ettiği Ülkücülük son nefesine kadar bir şeref nişanesi olmuştur.

 

27 MAYIS VE TÜRKEŞ

Kurmay Albay Alparslan Türkeş, 1958 yılında Elazığ’da görev yaparken, aynı Tümen’de bulunan Kurmay Binbaşı Talat Aydemir’den ‘’cuntaya’’ girme daveti alır. 1960 yılında Darbenin Kudretli Albayı Alparslan TÜRKEŞ olur. Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ ve 27 Mayıs sürecini daha detaylı bir şekilde bir diğer yazı dizimizde sizlere aktaracağım. Bu yazımızda ise siz değerli Ülküdaşlarıma bilinmeyen veya eksik bilinen hususlardan bahsedeceğiz.

 

 

GÜRSEL KOMİTEYİ TERK EDİYOR

Sıhhat gibi sorunlarını öne süren Gürsel, izne ayrılarak İzmir’de tatil yapacağını belirtir. 27 Mayıs görüşmelerini en ateşli vaktinde ayrılır. Dolayısıyla Liderlik yapısı;  karakteristik özelliği olan Başbuğ Türkeş komiteyi idare eder. Fiili başbakanlık ve müsteşarlık buradan gelir. Kendisine sonsuz güveni olan Gürsel, Başbuğa işin yükünü bırakır.

MENDERES’İN KAÇIRILMA TEKLİFİ

20 Mayıs’ta Ankara’ya Hindistan Başbakanı Nehru gelir. Plan şudur ; Esenboğa havalimanında Adnan MENDERES için kaçırılma planı yapılır. Üstü açık araçta Başbakan Nehru ve Menderes halkı selamlarken Menderesi o esnada kaçırılması  teklifi komite heyetine sunulur. Menderes’in kaçırılma teklifi İhtilal komitesine geldiği vakit Başbuğ Türkeş olaya itiraz eder. Başbuğ TÜRKEŞ; Yurt dışından gelen bir Başbakan’ın huzurunda bir Türk Devlet başkanına bu işlemin yapılmasının, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin kamuoyunda hoş karşılanmayacağını ve itibar sarsılmalarına sebep olacağını beyan eder. İşte TÜRKEŞ duruşu budur !

TÜRKEŞ DP’Yİ UYARIYOR

İhtilal öncesi Alparslan TÜRKEŞ DP’yi uyarmıştır.1944 Türkçülük Turancılık olaylarında birlikte olduğu Said Bilgiç’i Türkeş uyarır. Yönetimden askeriyenin memnun olmadığını, eksikler ve sorunlar olduğu beyan ederek açıkça olmasa da gerekli uyarıyı yapmıştır. Bu uyarıyı o zaman DP yönetimi dikkate almazlar ve akabinde 27 Mayıs 1960 gerçekleşir.

Darbe sonrasında Celal BAYAR ve Adnan Menderes’i ziyarete giden TÜRKEŞ, muazzam bir saygı çerçevesinde, karşısındakilere saygı ile yanaşmıştır. Kan dökülmemesi için büyük çaba göstermiştir. Hiçbir zaman bu çizgisinden taviz vermemiş ve ne Bayar’a, ne de Menderes’e zerre bir saygısızlık yapılmasına, müsaade etmemiştir. Menderes’i ziyaret eden Türkeş; Sıtkı Ulay ve Fazıl Akkoyun ile beraber giderler. Güleç bir tavırla Başbuğ’u karşılayan Menderes şunları söyler :

‘’ Muhterem Albayım, biz iki siyasi parti olarak; saç saç, baş başa birbirimizle çok çetin bir mücadeleye girmiştik. Çok sert bir çatışma içine düşmüştük. Bundan nasıl kurtulabiliriz, bu durumu nasıl çözebiliriz, diye akşamları yatağımda düşünüyordum. Bir çıkış yol bulamıyordum. Ordunun müdahalesi iyi oldu bu  bakımdan inşallah memleket için hayırlı olur. Size yardımcı olmak isterim. Arzu ederseniz, kendi sesimden teybe kayıt verebilirim. Arzu ederseniz kendi el yazıla bir bildiri yazıp size vereyim..’’

Lakin Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ Menderes’in bu tekliflerini kabul etmez. Zorla yaptırıldığının düşünülme ihtimali olacağı için, imza ve teyp kaydını almaz. İşte Türkeş duruşu budur. Tamamen Türk Milletinin ve Türk Devletinin akıbeti için hareket eden, Alparslan TÜRKEŞ bu şekilde idare eder.

Başbakanlık müsteşarlığı ve fiili Başbakanlık yapan; Darbenin Kudretli Albayı Alparslan TÜRKEŞ.

 

27 Mayıs bildirisini Türkeş radyodan okuyor.

BAYAR VE MENDERES İSVİÇRE’YE GÖNDERİLSİN

Başbuğ Alparslan Türkeş; Celal BAYAR ve Adnan Menderes’in İsviçre’ye gönderilmesini teklif eder. Bütün masraflarını karşılamak ve oradaki yaşamlarını da idame ettirecek kolaylığı sağlamak şartı ile. Çünkü gündem karılık ve her yerde DP lileri direklere asalım, gibi uç seslerin yükselmesi gündemi gergin bir duruma getirişti. Başbuğ da bu durumun sakinleşmesi içi İsviçre teklifini Gürsel’e sunar. Yalnız bu teklif komite tarafından kabul edilmez.

BAŞBUĞ TÜRKEŞ YASSIADA’YA HİÇ GİTMEDİ

Alparslan Türkeş, Yassıada’ya hiç gitmedi. Bunun da iki sebebi olduğunu beyan eder. Bu sebepler şunlardır ; Ada komutanı olan Tarık GÜRYAY dan hoşlanmamasıdır. İkinci durum ise oradaki insanların hal ve vaziyetlerini görmek istememesi. Ada içinde neler olduğunu merak eden Türkeş , sanık kılığında kişiler gönderir. Oradaki bilgileri ve istihbaratı alması için. Çünkü Başbuğ hiçbir zaman idam veya kan dökme gibi olaylara meydan bırakmadı ve sert bir şekilde itiraz etti. Menderes idam edilirken Türkeş Hindistan da sürgünde idi. Mektuplar yazarak idama karşı çıktığını defalarca bildirmiştir. Lakin itirazları komita tarafından kabul edilmemiştir.

DP mahkeme tarafında  kapatılmıştır. MBK tarafından kapatılmamıştır. Kongre sürecinde toplanılmadığı ileri sürülerek kapatılmıştır. Türkeş hiçbir zaman ne CHP ne de DP tarafında olmamıştır. Sadece üzerine düşen vazifeyi yaparak süreci idare etmiştir.

 

TASFİYE VE SÜRGÜN

14’lerin tasfiyesi ; 27 Mayıs darbesi yapıldıktan sonra, komite üyelerinin bir an önce İnönü ve yönetimini koltuğa oturtma hevesleri başlıyor. Gerdeğe girecek erkek sevinciyle o haberi bekliyor İnönü. Hatta darbe sonrası Darbenin Kudretli Albayı Türkeş’e tebriklerini sunmayı ihmal etmiyor Sayın İnönü. Türkeş ve arkadaşları seçimden yana ve daha bir çok eksiğin olduğunu belirterek İnönü iktidarını reddediyor. Ne DP’ye ne de CHP’ye göz kırpmayan Türkeş demokrasinin sekteye uğratılmamasını beyan ediyor. Türkeş ve arkadaşlarının İnönü’yü direk iktidara getirmek istememeleri komite arasında bölünmeye sebep olur. Komiteye eni bir baş arayanları uyaran Türkeş, Millî Birlik Komitesindeki bölünenlerin baskıları ile, Gürsel tarafından evine gönderilen bir yazı ile tasfiye edilir, emekliliğe sevk olunur. Dar bir sıkı yönetim tatbikinden geçen Türkeş ve arkadaşları akabinde sürgüne gönderilir. Bu sürgün ve tasfiyenin tek sebebi ; DP yöneticilerine insan dışı muamele edilmesine müsaade etmeyişi, İnönü ve ekibini direk iktidara getirtmek istemeyişi; seçim istemeleri.

Komite arasında Türkeş’in Turancı olduğu, Türkçü olduğu için 1944 de tabutlukta işkence ve yargılanmaların olmasını daima dile getirmişlerdir. Turancı yönüne dikkat çekerek Türkeş’in uzaklaştırılmak istenmiştir.  MBK 38 kişidir, 13 Kasım 1960 operasyonu ile 14 kişi sürgüne gönderilir.  Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’ye sürülür. 19 kasım günü tutuklu bulunduğu Mürted Hava Üssü’nden Esenboğa havaalanına getirtilip, oradan ailesi ile birlikte yurt dışına gönderilir. 22 Şubat 1963 tarihinde Türkiye’ye döner. Bu süreçte yine zorluklar ve çileler Türkeş’i yalnız bırakmaz. Hayatı hep böyle fırtınalı geçen Başbuğ Türkeş ; Cihan Başbuğudur !

Alparslan Türkeş’in Hindistan’da sürgünde olduğu yıllarda, Basın kendisiyle alakalı haberler verebilmek için, adeta yarış halindeydiler. Türkeş’in gelen ve giden mektupları tamamen sansürden geçiyor ve gazetelerde çıkan haberlerine de yayın yasağı bırakılıyor. Yeni İstanbul gazetesi ise Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in, tabiri caizse sözcülüğünü yapmıştır o sürede.

Sefaim duyar ellerden

Başbuğum düşmez dillerden

Sen gideli bu illerden

Gönlüm viraneye döndü

Başbuğ Alparslan Türkeş’in bahsetmeye çalıştığım bu fırtınalı sürecin ‘Bir kısmı’ idi. Elimden geldiğince kendi hatıralarını kaynak alarak, aşığı olduğumuz Türkeş; asra baş kaldırmış ve Acun onun mücadelesi karşısında adeta hayret içerisinde kalmıştır. Biz Milliyetçi Ülkücü Hareketin neferleri olarak her daim, Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetlerine sadık kalacağız. Bu emanetler Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları çatısında ve altında birleşen sendika ve vakfımızdır. Hayat tarzını şiar edindiğimiz Başbuğ Alparslan Türkeş; işkence ve çileden yılmamıştır. Ahlakı ve dürüstlüğü ile nam salan Türkeş ; Türk töresini ve İslam ahlakını yaşayan ve yaşatan örnek bir kişilik idi. Rahmet Olsun Başbuğuma. Bu sevdanın ve kavganın sahibine rahmet olsun.

25 Kasım 1917 tarihinde, Kıbrıs Lefkoşa da dünyaya gelen Türkeş; 4 Nisan 1997 tarihine kadar 80 yıllık hayatına 80 asırlık mücadele ve eylem kazandırmıştır. Fikrimiz aksiyon hareketidir diyen Cennet Mekan Başbuğ Alparslan Türkeş ; bu aksiyonu kendi hayatında ve Ülkücü Hareketin mazisine sığdırmıştır.

Milyonlar bir ağızdan ; diyor Başbuğlar Ölmez!

Milliyetçi Ülkücü Hareketin sesi ve nefesi olmaya ant içen Milliyetçi Ülkücü gençlik olarak ; Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in izinde, Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ beyefendinin emrinde; Partimizin ve Ocağımızın hizmetinde Son nefer! Son Nefes! Son damla kana kadar mücadele edeceğiz!

Cennet mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ruhu şad olsun

Ruhuna El fatiha..!

 

ERTUĞRUL SUBAŞI

  20.05.2020

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.