DOLAR 5,7304
EURO 6,3749
ALTIN 277,3
BIST 100.088
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Hafif Sağanak

Bereketsiz Bunlar

29.05.2014
65
A+
A-

Orhan Karataş

Milletin, büyük desteklerle üç defa tek başına iktidara taşıdığı AKP’nin Türkiye’yi 12 yılda getirdiği nokta, yoksulluk, yolsuzluk ve bölünmenin her tarafı sarması; yalan, talan ve ihanetin tek ve değişmez gerçek olmasıdır. Bahane ve mazeret üretmede, mağdur ve mazlumu oynamada dünya çapında üne sahip olmaları; ele geçirdikleri devletin bütün imkanlarını ve havuz kurup satın aldıkları medyayı sonuna kadar kullanarak yıldırma, gizleme, susturmayı tek ve değişmez yöntem olarak izlemeleri, bu gerçeği değiştirmiyor.

Meğer kendilerini tarif ediyormuş

Daha önce başkaları için yaptıkları bütün yakıştırmalar, bütün kafa karıştırma oyunları ayaklarına dolanmıştır. Sayın başbakanın seçim meydanlarında muhalefet partilerine ve özellikle MHP’ye sataşırken, “bunlar bereketsiz. Bunların gittiği yerde herşey kuruyor” dediğini hatırlıyorum. Meğer kendilerini tarif ediyormuş. Yaptıkları her yakıştırma ibret verecek biçimde kendilerine uydu. Yalan, talan ve ihaneti ne kadar tırmandırıp, milleti kandırmakta ne kadar başarılı oldularsa, ülkenin bereketi aynı ölçüde kesildi. AKP döneminde öyle şeyler yaşadık ki, tarihte eşi benzerine rastlanmamıştır. Dağı taşı kuruttular. Bu bereketsizliğin bedelini Türk milleti ağır ve acı şekilde ödüyor. Göller, barajlar kurudu. Yaklaşan yaz aylarında İstanbul’da içecek su bulamama tehlikesi baş gösterdi. Yaşamadığımız felaket kalmadı. Tamamen bir ihmal sonucu olduğu anlaşılan Soma’daki faciada tarihin en büyük kayıplarını verdik. Üniversite olimpiyatları düzenleme kalkıştılar kışın en ağır şekilde yaşandığı Erzurum’a kar yağmadı. Taşıma karla Olimpiyat düzenlediler. Bereketsizliğin bu kadarının tarihte bir başka örneği yoktur.

Aralarına baraj koydular

İlahi adalete olan inancımız her zaman tam ve kesindir. Asla şaşmayacağına iman edenlerdeniz. Hatta, öteki tarafa kalmadığı da oluyor. Sayın başbakanımız kendilerinden önceki koalisyon döneminde başbakanlığın bulunduğu sokakta alınan güvenlik önlemlerini kast ederek, “milletle aralarına duvar ördüler” diyordu. Bugün bırakın sokağı, başbakanlığın bulunduğu mahalleye neredeyse kimse giremiyor. Milletle aralarına duvarı bırakıp aşılmaz setler çektiler. Şimdi de tamamen özel şartlarda ve hiç kimsenin yanına bile yaklaşamayacağı özel saraylar yaptırıyorlar. Sayın Başbakan 2 bin korumayla dolaşmak zorunda kalıyor ve yine de protestolardan kurtulamıyor.

Kavgalı olmadıkları kimse kalmadı

Yine milletin zihnini bulandırmak ve MHP’yi kötülemek için sayın başbakan şunları söylüyordu: “Bunlar meclise girecekler rahat durmayacaklar. Bugünün HDP’si o zamanın BDP’si de girerse hergün kavga edecekler. Biz bunlarla mı uğraşacağız, işimize mi bakacağız?” Aradan yıllar geçti. Kavga etmekten milletin meselelerine vakit bulamayan partinin kim olduğu, bugün en küçük bir endişeye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktı. AKP’nin arakasındaki büyük çoğunluğa rağmen, TBMM tarihinde görülmemiş biçimde toplu hücumlarla kavga etmediği, davalık olmadığı bir tek parti ve neredeyse bir tek milletvekili kalmadı. Bırakın partileri, kurumlar arasında bile kavga etmedikleri istisna cinsinden bir tek yer bırakmadılar. Bunun sonucu olarak ülke, tarihinin en büyük gerginliklerine, çatışmalarına ve tehlikelerine sahne oldu.

Bedelini hep birlikte ödüşoruz

Hangi birini sayalım? Kırılan rekorları anlatmaya kalkışsak günler, haftalar sürer. Türkiye’de köylü ve çiftçi yok olma noktasına geldi, üretim durdu. Tarım sıfırlandı. İşsizlik rekor üstüne rekor kırarak katlandı. Sonra masa başında rakamlarla oynayarak, bu gerçekleri değiştirmeye başladılar. İş bulan, yoksulluktan kurtulan olmadı, ama rakamlara bir gecede tersini söyleterek milletle alay ettiler. Bir zamanlar dünyada kendi kendine yeten birkaç ülkeden biri olan güzel vatanımızda hayvan ithal ediyor ve dünyanın en pahalı etini tüketiyoruz.

Yolsuzluk ve rüşvet patladı

Seçim meydanları ve bindirilmiş kıtalara atılan nutukların bir değişmez konusu da “hortumu kestik, vurgunları önledik” efelenmeleriydi. Kimin hortumunu kestiler, hangi vurgunu önlediler bunu bu millet 12 yıldır bir türlü öğrenemedi. Meğer burada da kendilerini anlatıyorlarmış. Nerelere hortum bağlandığı, hangi talanların yaşandığı, kimlerin zengin edildiği, kimlerin ballı kredilerle servet ve unvan sahibi olduğu gazetelerde tefrika, televizyonlarda dizi oldu. Deniz Feneri, Şaban Dişli olayı, gemi filoları, Ali Dibo’lar, Bakan çocuklarının marifetleri, Ofer, Oger ve Dubai Şeyhlerine yapılan peşkeşler, belediyelerde ortaya çıkan hırsızlıklar, arka arkaya patlayan yolsuzluklar tarih sayfalarına AKP’nin yüksek icraatları olarak geçti. Bırakın Türkiye tarihini, dünya tarihinde eşi emsali görülmemiş, duyulmamış ve duyan herkesi hayrete ve dehşete düşüren yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortalığa saçıldı.

En acısı ihanet

İşin en hazin tarafı ise bölücülük ve terör konusunda yaşananlardır. Açlığa da, yoksulluğa da, bereketsizliğe de çare bulunur, ama ülke elden giderse bunun çaresi yoktur. AKP ile birlikte bu tehlike had safhaya çıkmıştır. Habur rezaletleri, Oslo pazarlıkları ve İmralı canisi ile sürdürülen pazarlıklar ihanetin geldiği noktanın acı göstergesidir. Bebek katiliyle görüşülmediğini söyleyip bunu şeref meselesi yaptılar, sonra dönüp kendi sözlerini kendileri yalanladılar. PKK’lı katiller kan dökerek elde etmeye çalıştıkları her ne varsa, tamamını çok daha fazlasıyla masa başında elde ettiler. Bebek katilinin yattığı yer bir parti genel merkezine dönüştü. Ülkenin belli bir bölümünde devlet yok edildi ve kontrol tamamen bu katil sürüsün eline geçti. Şimdide kaçırılan çocuklar için PKK uzantılarından himmet bekliyorlar. Buna karşılık milli bayramlarımızı, andımızı unutturdu, “ne mutlu Türküm diyene” sözünü yasakladılar. TC. ibarelerini resmi dairelerden söktüler. Kıbrıs’ta yeni bir Habur tezgahlandığını, Ermeni iftiralarının kabulünün yolunun açıldığını yine içimiz sızlayarak izliyoruz.

Sıfır sorundan sırf soruna

“Sıfır sorun” diyerek çıktıkları yolda dış politikanın nasıl bir sorunlar yumağına dönüştüğünü, itibarımızın nasıl yerlerde süründüğünü, Obama’nın eline sopa alarak Türk başbakanına ayar verdiğini bu millet ve bütün dünya hayretle izliyor. Ülkeyi 36 etnik yapıya ayırıp bunun üzerinden siyaset yürütmenin sonucunu bugün sokaklar gösteriyor. Ve 12 yılda geldiğimiz noktayı “Soma, TOMA ve Koma” kelimeleri özetliyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.