DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur

Başkanlık sistemi ısrarının sebebi

05.12.2012
80
A+
A-

Sonuç alma döneminde ülkenin varlığı ve birliği ağır yaralar alsa da bunu yeterli görmüyorlar. Daha hızlı ve kestirmeden sonuca gidebilmek için kafalarında başka bir düzen var. Başkanlık sistemi dedikleri şey tam olarak budur. Aceleleri bu yüzdendir.

 

YETERLİ SAYI OLSAYDI

 

Son seçimlerde AKP’nin Anayasa değişikliğini referanduma götürebilmek için gerekli olan 330 sayısının altında kalmasının önemine dikkat çekmiş ve bunun ülkeyi büyük yıkımlardan kurtardığını yazmıştık. AKP’nin 330 ve üzerinde milletvekili bulunsaydı Türkiye başkanlık sistemini konuşmakla kalmazdı. Çok büyük ihtimalle şu anda bu düzenlemeyi hayata geçirecek bir referandumu ya yapmıştık veya yapmak üzereydik. Nitekim, böyle bir çoğunlukları olmamasına rağmen meclise bir tasarı getirdiler ve son sınırına kadar zorluyorlar.

 

TÜRK USULÜ !

 

Nedir bu başkanlık sistemi? Niçin bu kadar ısrar ediyorlar? Bu soruların cevabı meclise sevk ettikleri teklifin ayrıntılarında mevcuttur. Başka hiçbir ölçü olmasa dahi sayın başbakanın “Türk usulü başkanlık” hayali her şeyi anlamaya yeterlidir. Dünyada başkanlık ve yarı başkanlık sistemini benimsemiş ülkeleri biliyoruz. ABD başkanlık, Fransa yarı başkanlık uygulamasının en uç örnekleridir. Ancak bu örnekler yetmiyor. Bunların üstünde bir düzen isteniyor ve adına da “Türk usulü” deniliyor. Bu usulün ne olduğunu, ne hedeflendiğini de tekliften çok 10 yıllık uygulamalar ele veriyor.

 

EŞİ EMSALİ YOK

 

Başkanlık sisteminde başkanın yetkileri bellidir. ABD’deki düzende kuvvetler ayrılığı kesin ve keskin çizgilerle belirlenmiştir. Fransa’da benzer bir durum vardır. Ancak sözde parlamenter sistem olmasına rağmen Türkiye’de yürütme de, yasama da ve ne yazık ki yargı da başbakanın iki dudağı arasındadır. Dünyanın hiçbir yerinde eşi ve örneği görülmemiş başkanlık sistemi bizde fiili olarak zaten mevcuttur. Cumhurbaşkanın kim olacağına, görev süresine, Meclis Başkanından komisyon başkanlarına, Genelkurmay Başkanından Kuvvet Komutanlarına, Yüksek Yargı ve özerk kurumların başkanlarından sivil toplum örgütü yapılanmalarına, müsteşar, genel müdür ve hatta spor federasyonu başkanlarına kadar kimin nereye geleceğine, orada ne kadar kalacağına karar veren tek otorite başbakandır. Hatta bazen muhalefet partilerine genel başkan ve milletvekili seçmeye yeltenecek kadar işi ileri götürdüklerine de ibretle şahit olduk. Düzen buna göre kurulmuştur. Yine de her hangi bir aksaklık olmasın diye bürokraside göreve getirilenlerin kararnamesiyle birlikte kendi el yazısıyla istifa dilekçesini de peşinen almak gibi insan onurunu da hiçe sayan bir uygulama yapıyorlar.

 

PADİŞAHLARIN BU KADAR YETKİSİ YOKTU

 

Bütün bunlar yetmiyor. Daha da ileri gitmek ve yaptıklarına Anayasal statü kazandırmak için çabalıyorlar. Bunun neresi başkanlık sistemi? Bunun neresinde kuvvetler ayrılığı var? Bunun neresi demokrasiye, hukuka ve vicdana uyuyor? Türk usulünden eğer Osmanlı düzeni kast ediliyorsa, padişahların bile bu kadar imkanı ve yetkisi yoktu. Yani bu beklenti Türk usulüne de uymuyor. Bu düpedüz Arap Sultanlarının düzenidir ki, bunun adına başka şey deniliyor.

 

BİRSEL HEDEFLER HER ŞEYİN ÖNÜNDE

 

MHP Grup toplantısında Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli de başkanlık sistemi tartışmalarına değinmiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Ülkemizin biriken meseleleri, yığılan sorun başlıkları umursamazlığın mahzenine bu siyaset ekolü tarafından bırakılmıştır. Buna karşılık Başbakan’ın bireysel hedefleri, menfaat arayışları her şeyin önüne geçmiştir. Parlamenter yapının zenginlikleriyle iktidar olan Başbakan ve partisinin, mevcut sistemi başkanlık modeliyle değiştirme iştah ve inatları anormal bir seviyeye gelmiştir. Türkiye’nin kaderi adeta Başbakan Erdoğan’a bağlanmıştır. Türk milletinin sanki Başbakan Erdoğan’dan başka şansı ve seçeneği kalmamıştır. Varsa da, yoksa da bu siyaset simasının ne olacağı, hangi makam ve sistemle istismarlarını sürdüreceği konusu her meselinin üzerine çıkmıştır.”

 

AMAÇ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

 

Sayın Bahçeli, AKP tarafından TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sunulan başkanlık sistemi teklifiyle ilgili de çok çarpıcı analizlerde bulunmuştur: “Önerilen sistem, başkanlık modelinin aslına ve ruhuna aykırılıklarla doludur. Birinci olarak, AKP’nin projelendirdiği bu modelde, başkana genel siyasetin yürütülmesinde ihtiyaç duyduğu konularla ilgili başkanlık kararnamesi çıkarma yetkisi verilmektedir ki, bu da çok ciddi sorunlara yol açabilecektir. Mesela ABD başkanlarına, Kongre’yi anlamsız ve fonksiyonsuz kılacak kararname çıkarma yetkisi verilmemiştir. Bunun tek istinası ise Latin Amerika ülkelerindeki yönetim modelleridir. İkinci olarak, AKP’nin başkanlık sistemi düşüncesinde, başkan büyükelçileri, yüksek mahkeme üyelerini atama yetkisine TBMM’ne takılmadan sahip olacaktır. Üçüncü olarak ise, başkanın parlamentoyu hiçbir gerekçe yokken feshetmesi söz konusudur. Şayet Başbakan Erdoğan başkanlık makamına oturursa, istediği an ve fırsatta seçimleri yenilemeye karar verebilecektir. AKP’nin başkanlık sisteminden maksadı demokrasi veya yönetimde etkinlik ve verimlik değildir. Buradaki gizli niyet ve amaç yönetim modeli adı altında rejim değişikliğidir. Başbakan Erdoğan, meşruti monarşinin tekrar kurulmasını ve kendisini de seçilmiş sultan olmasını beklemekte ve bunun için gayret göstermektedir.”

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.