DOLAR 5,8751
EURO 6,4640
ALTIN 281,9
BIST 95.563
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Başbakanlık Ağlama Duvarı Değil İcra Makamıdır

03.12.2013
67
A+
A-

Fikri Atılbaz

Evet, yanlış okumadınız Başbakanlık ağlama duvarı değildir. Sızlanma yeri değildir. Hele bir takım kanunsuzlukları yapan terbiyesizleri hoşgörüyle karşılayıp, “ne şiş yansın ne kebap” türünden sorularla geçiştirecek bir makam hiç değildir.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP’nin Diyarbakır’da düzenlenen 1. Gençlik Meclisi Kongresi’nde dışarıda asılı olan Türk bayrağının indirilmesini eleştirerek, “Siz nasıl olacak da Türkiye’deki demokratik parlamenter sistem içerisinde siyaset yapacaksınız. Bizim bayrağımıza tahammül edemeyen bir anlayış bir zihniyet bu ülkede politika yapabilir mi?” demiş.

PKK gençlik şöleni havasında yapılan “1. Gençlik Meclis Kongresi”nde salonun içinde her şey faul, hep ofsayt vardı; ancak orada olaylara müdahale edecek hakem yoktu. Yasal bir gözle baktığımızda baştan aşağıya kanunsuzluk kokan bir tablo vardı salonda.

Kandil’deki kampların sinevizyon gösterisinde yer alması, içerinin PKK paçavralarıyla süslü olması, BDP Genel Başkanının terörist kıyafeti, PKK’yı halk olarak tanımlamaları, her şey ama her şey tek tek cevaplanması, suç duyurusunda bulunulmasını gerektiren olaylardır.

XXXXXXX

Başından sonuna kadar olay olan kongre’nin hiçbir yerini eleştirmeyen, konuşmayan, gereğini yapmayan, suç duyurusunda bulunmayan Başbakan Erdoğan, konuştuğu yer Muğla olunca, yani Türkiye’nin batısı olunca, birden bire bayrak aşkı kabarmıştır. Utanmasa aylar önce ayaklarının altına aldığı milliyetçiliği, başının üstüne koyacak. Hal böyle olunca Erdoğan, onca hukuksuzluğu, kanunsuzluğu normal karşılamış, bir tek bayrak üstünden siyaset yapmıştır.

PKK’ya her istediğini vereceksin, bebekkatilinin posterleri neredeyse TBMM’ye asılacak, hala Rabia işareti yapıp, bayraktan dem vuracaksın, yok öyle bir şey. Nedir bu iş? Başbakan Erdoğan bayrağı indirenlere sadece soruyor, siz nasıl politika yapacaksınız? Vallaha siz bu kafayla onların dağlarda “gerilla alanı” kurmasına, politika yapmalarına her türlü müsaade eder, destek verirsiniz. Boşu boşuna bayrak istismarı yapmayın! Yalanlarınıza Türk Milletini ortak etmeyin.

Başbakan Erdoğan yine o anlamsız hizmet milliyetçiliğinden bahsetmiş, şimdi giriştikleri kavgaya bakılırsa, Erdoğan’ın bunu sıkça kullanmasının nedeni, cemaatin “Hizmet hareketi” sıfatını ele geçirmek için olabilir. Yine tek tek diye sıralamış. Bir tek bu teklerin; Türk Milleti, Türk Vatanı, Türk Bayrağı, Türk Devleti olduğunu söyleyememiş. Nasıl söylesin ki; artık Türk’ü inkar etmeye başladılar. Türk’ü yok saymaya çalışıyorlar. Bu zihniyet o teklerin başına Türk kelimesini getirebilir mi?

XXXXXXX

Erdoğan, “Çünkü biz Türkiye partisiyiz, bütün Türkiye’ye hitap eden, 81 vilayetten oy alan bir partiyiz. Dicle’nin kenarında ya da Çine Çayı’nın kenarında bir kuzuyu kurt kapsa hesabı bizden sorulur. Biz böyle bir hassasiyet içinde olmalıyız” diyor. Kim kimden ne soruyor sayın Başbakan? 13 yaşında kıza tecavüz eden tecavüzcü sapıklar serbest kalıyor… Sokakta aç çocuklar var… Deniz feneri vakası hala Almanya’da bile hukuk skandalı… Gemiler, gemicikler amuduyla gidiyor… Fahişeler, kadın kılıklı erkekler… Kız çocukları satılıyor… Yetimlerin hakkı yeniyor… Siz hala hikaye anlatıyor Çine Çayı’nın kenarında bir kuzunun kurt tarafından kapılmasından söz ediyorsunuz.

İnsanımızın evleri soyuluyor. İstanbul’da günlük kiralanan 15 bin evden söz ediliyor… Bu rakam doğruysa utanın. Zinayı suç olmaktan çıkaran AKP iktidarı yerin dibine geçmeniz lazım. Bu işteki dahlinizi bir düşünün. Ülkede açlık baş göstermiş, asayişsizlik mesafe kaydetmiş, ahlaksızlık sınır aşmış, adaletsizlik Türk Milletini canından bıktırmışken, sizin hala kuzuyu kurt kaparsa sorumlusu biz oluruz hikayesi anlatmaya devam etmeniz, hiçbir anlam ifade etmiyor.

Bayrağı indirenlere, mülakata girmiş öğrencilere sorar gibi sormuş; “Siz nasıl olacak da Türkiye’deki demokratik parlamenter sistem içerisinde siyaset yapacaksınız.” Hepsi bu mudur? Başka bir diyeceğiniz, harekete geçireceğiniz devletin kolluk güçleri yok mu, adalet mekanizmasına bir suç duyurunuz yok mu? Evet, yok, ne acıdır ki yok.

Siz kuzuları kapan, kurttan söz edin. Ne kadar inandırıcı… Konuştuğunuz alanda da bir kadın bağırıyor, açım, iş istiyorum. Esad’ı unutan iktidar gözünü derhanelere dikmiş bulunmakta. Aynı Esad’a taktığı gibi, dershanelere fena halde taktı, o düşünceyle yatıyorlar, o düşünceyle kalkıyorlar… Erdoğan hikaye anlatmaya devam ediyor. PKK almış başını gidiyor. Peki nereye kadar?

Bu oyun mutlaka bozulmalı! 30 Mart Akp’den ve dolayısıyla PKK’dan kurtuluşun ilk bölümü olmalıdır.

Sağlıcakla kalın!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.