DOLAR 5,6851
EURO 6,2939
ALTIN 272,1
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Sağanak Yağışlı

Aynı tavanın balıkları, Aynı kümesin tavukları

17.12.2012
75
A+
A-

Bu köşenin müdavimleri bilirler. Genel olarak çok elzem olmadığı sürece yerel siyasetçilerimize ve yöneticilerimize yönelik eleştirilere yer vermem yazılarımda. Bu noktada siyasi tercihlerine de bakmam kimsenin. Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, bir şeyler yapmaya çalışan, gayret sarf eden, bilinen tabirle “Yöremiz için bir çivi çakmaya çalışan” hiç kimsenin şevkini kıracak, heyecanını köreltecek, azmini eksiltecek bir tavır içerisinde olmamaya azami dikkat gösteririm. Bu sebeple, mahalli bir gazetenin köşesinde yazdığım halde, yazılarımda neden mahalli problemlere yer vermediğime dair eleştirilere de maruz kaldığım olur, dost meclislerinde. Bu günkü sohbetimizde, uzunca bir aradan sonra mahalli bazda yaşanan bazı siyasi gelişmelere değinmek istiyorum.
Aslında geçtiğimiz hafta mahalli gazetelerimizin sayfalarını süsleyen bir kısım haber ve fotoğraflar belirledi de diyebilirim, bu haftaki sohbet konumuzu. Malûm buralar küçük yerler. Şehrin bir başında aksırsanız öbür başında bırakın sesinizin duyulmasını, ağzınızdan saçılan mikroplar bile ulaşıp insanlara bulaşabiliyor. Gördüğüm fotoğraflar, o fotoğraflara ait haberler ve o haberlere dair orada burada yapılan sohbetler, bir anda beni 29 Mart 2009 Mahalli seçimleri öncesine götürdü. Sakarya’nın büyük ilçelerinden biri olan Akyazı’da, o seçim döneminde gerçekten de kıran kırana bir seçim kampanyası yaşandı. MHP- AKP ve Saadet Partisi adaylarının, son dakikaya kadar kafa kafaya sürdürdükleri bir yarış olmuştu o kampanya dönemi.
İşte o kampanya döneminde, MHP Belediye Başkan Adayı ile birlikte zaman zaman katıldığım seçim çalışmalarında, arada bir mikrofonu alıp birkaç kelam ettiğim de olurdu. Yine böyle bir program esnasında yaptığım konuşmamda; bir gün önce birbirlerini “Yolsuzluk yapmak ve haram yemek” iddialarıyla itham eden AKP ve SP sözcülerine atfen, “Biz o kadarını bilemeyiz. Siz birbirinizi daha iyi tanırsınız…” şeklinde bir göndermede bulunmuştum. Bizi dinlemeye gelen kalabalığa hitaben de; “Bakmayın siz onların kayıkçı kavgalarına. Aynı tavanın balıkları, aynı kümesin tavuklarıdır onlar. Farklı tabaklarda servis edilmelerine ya da farklı çöplüklerde eşinmelerine aldanmayın sakın …” ifadelerini kullandığımda, toplantı yaptığımız mekân alkıştan yıkılıyordu sanki. Bu ifadelerim, müthiş bir yankı yapmıştı o zaman siyaset kulislerinde. Hatta adaylardan bir tanesi yanında Belediye Meclis Üyesi adaylarından biriyle beraber karşılaştığımız bir cami avlusunda, “Ya sen bize tavuk demişsin. 40 yıllık horoza nasıl tavuk dersin?” diye sitem etmiş; biz de kendilerine “Yani sadece cinsiyet problemi mi var? Kümesin ortak olduğuna bir itirazınız yok mu?” diye takılmış, gülüşmüştük. Seçimler yapılmış, oy kullanmada ve sandık sayımlarında tespit edilen bir takım usulsüzlükler nedeniyle seçimler iptal edilmişti. Sonrasında seçimler yenilendi. Üzerinden üç sene geçti.
2014’te yapılacak olan Mahalli Seçimlerin gündeme gelmesiyle birlikte, birden bire hareketleniverdi Akyazı’da siyaset arenası. İşte yazımızın başında sözünü ettiğimiz ve mahalli medyamızın manşetlerine düşen haber ve fotoğraf kareleri, bu erken hareketlenmenin ilk alametleri. Bu alametlerden gördüğümüz kadarıyla; kendini horoz zannedenlerde dâhil olmak üzere hepsi, eşindiği çöplüklerden kümeslerine dönmüşler. O dönemin SP’lileri bir süre sonra HAS Partili olmuşlardı. Bugün süsledikleri gazete manşetlerinde ise, o günlerde usulsüzlük ve yolsuzluk ithamında bulundukları AKP’ ye katılım törenleri yer alıyor. Aynı kümeste herhalde birbirlerine sırtlarını dönerek oturuyorlardır. İşte üç yıllık hızlı dönüşümün hikâyesi bu. Belki çok alakalı bulmayacaksınız ama benim aklıma şöyle bir kapak koymak geldi bu hikâyeye:
AYNANIN KARŞISINA GEÇİP GERİDE BIRAKTIĞI 24 SAATİ GÖZDEN GEÇİRDİĞİNDE, UTANMADAN AYNAYA BAKABİLEN İNSANA KISACA “ADAM” DENİR. CİNSİYET FARKETMEZ.
Rabbim, bir ömür boyu utanmadan aynaya bakabilenlerden eylesin inşallah.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.