DOLAR 5,7845
EURO 6,3850
ALTIN 271,5
BIST 108.869
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

Ayıplı Başbakan!..

02.12.2014
55
A+
A-

Gerek iktidardan gerekse muhalefetten, tarihi, siyaseti, bizi ve Türkiye’yi tanımayanlar, Devlet beyin Tunceli ziyareti konusunda yalan yanlış konuşuyorlar. Herkese, her şeyi beğendirmek zorunda değiliz! Allah indinde makbul, kul nazarında samimi bir iş yapıldığından kimsenin şüphesi yoktur.
Başbakan, MHP Lideri Devlet Bahçeli’den bütün Tunceli halkının gözüne bakarak hitap etmesini beklediyse bunu memleketin cahili olduğu için yapmıştır.
Yok, eğer gerçeği biliyor da siyaset gereği böyle konuşuyorsa bu da “biz”i bilmediğindendir.
Bir kere AKP’nin okşayarak şımarttığı terör örgütü, bölgedeki etkinliği sayesinde, yerli halkın Devlet beyi dinlemesine müsaade etmezdi. Bu güvenlik şartlarında kepenk kapattırabilen örgüt, Devlet Beyin esnaf ziyareti yapması halinde “sokağa çıkma yasağı” ilan eder ve vatandaşı üzerdi.
Devlet bey, Tunceli’ye gitme kararı alırken, halkı olası bir tehditten uzak tutmak için programını esnek bırakmış ve “önce devletim ve milletim sonra partim ve ben” düsturundan uzaklaşmamıştır.
Valilik ziyareti ise elzemdi. Eğer hükümet, vatandaşından sonra kendi valiliğini de örgütün insafına terk etmişse bunu da yaşayıp görmek gerekirdi.
Dolayısıyla, Devlet beyin Tunceli ziyareti, olağan demokratik katılım açısından yeterince doyurucu olmasa da eylemsel güç ve siyasal denetim bakımından son derecede değerli bir gezi olmuştur.
MHP, Tunceli’ye vekil çıkarmaya değil, “sözünü söylemeye” gelmiştir. Evet, konuşmanın dinleyici kitlesi biraz “dinamik”tir; ancak bu durum, parlamenter sistemin ruhuna aykırı değildir. “İletişim çağı”na da uygundur. Ayıplı olanlar, utanması gerekenler, Tunceli halkını Türk siyasi tarihinde ilk kez telaffuz edilen “12 İmam bizim her şeyimizdir” sözünü, doyasıya alkışlamaktan mahrum bırakanlardır.
Ayıplı olanlar, dünyanın en misafirperver kurumu olan Cem Evlerini, silahlı örgütlerin insafına terk ederek geleneksel ev sahipliğini ifa etmekten mahrum bırakanlardır.
Devlet bey, Ülkücülerin kendisini dinleyicisiz bırakmayacağından emin olarak Başbakanın restini görmüştür. Konuşma metni, siyasi bir mesaj değil, Türk Milletine verilmiş kalıcı bir ders niteliğindedir.
Bundan sonra hiçbir MHP’li, Aleviler ve masumiyetleri hakkında art niyetli konuşmalara izin vermeyecek ve Ülkücüler, kardeşlik türküsünü daha gür bir sesle söyleyeceklerdir.
Dolayısıyla, Tunceli’de Devlet Bahçeli’yi yalnız bırakmayan Ülkücüler, bir film seti dekoru olarak değil, bu eğitici programın, irade sahibi “talip”leri olarak orada bulunmuşlardır.
“Erdoğan, Bahçeli’yi ölüme gönderdi” zırvasını seslendiren HDP cephesi, eğer Devlet Bahçeli’nin Tunceli’de başına bir şey gelebileceğini düşündülerse onlar da “bizim ve hayatın” cahilidirler.
Oradaki “Bin Bozkurt” son nefesini vermedikçe hiç kimse Devlet beyin kılına bile dokunamazdı. Tunceli mitingine katılan herkes bunu böylece biliyordu. Güvenlik birimleri bu yönde bir cahil sataşmaya karşı caydırıcılık sağlamak amacıyla güne bir hayli gösterişli hazırlanmışlardı.
Bazı açık ve gizli Kürtçüler, “MHP’nin gerilimden oy devşirmek için” Tunceli’ye gittiğini ifade eden beyanlarda bulundular. Bu da bir siyasi cehalet örneğidir. MHP gerilim yaratmak istese, batıda ve güneyde bunu çok daha rahat yapardı.
Milliyetçi Hareket Partisi, bugüne kadar gerilim ve kargaşa çıkmasın diye yani halkın ve emniyet güçlerinin can güvenliği için bölgede “inadına bir faaliyet” yürütmemiştir. Davutoğlu’nun bunu anlamaktan uzak, ayıplı ve tahrik edici sözleri, biraz da bu yüzden bu çapta bir tepkiyle karşılanmıştır.
MHP’nin Tunceli Programı, “3 Mayıs 1944 Milliyetçilik Olayı”nı hatırlatan tarihi yönüyle:
1- Milliyetçi Hareketin, devletin ruhuna ve kamu yönetimi ilkelerine bağlılıktaki kararlılığını,
2- Ülkücü hareketin, silahlı tehditlere asla boyun eğmeyeceğini,
3- MHP’nin milli birliğe ve Alevi toplumun değerlerine olan bağlılığını,
4- MHP liderinin oportünist ve sıradan bir siyasetçi olmadığını,
5- MHP divanının acil organize olabilme kabiliyetini,
6- Bin Bozkurt’un Türkiye’nin her yerine rahatlıkla ve kısa sürede intikal edebileceğini,
7- MHP ile Ülkü Ocaklarının uyumlu çalışmasındaki başarı düzeyini,
8- Ülkücülerin her türlü tehlikeyi göze alarak yola çıkma disiplinini,
9- Ve icabında şehadete koşma kararlılığını göstermesi bakımından önemlidir.
Başbakan ateşle oynamaktan vazgeçmeli, devletin emniyet müdürlerinin sokakta vurulduğu bir coğrafyada, rakiplerini sorumsuzca tahrik edeceğine, ülkenin “her yerini, herkesin gideceği” hale getirerek “ayıplı başbakan” olmaktan kurtulmalıdır.
Şükrü Alnıaçık

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.