DOLAR 5,8762
EURO 6,4704
ALTIN 282,2
BIST 95.507
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Ateşkes yaptık,Silah bırakmayacağız

27.07.2013
59
A+
A-

PKK cephesinden yükselen seslere bakacak olursak, PKK’nın silah bırakmadığı, bırakmaya da niyetli olmadığını görüyoruz. Nitekim silahları ile birlikte topraklarımızı terk edecekleri söylenen terör örgütünün silahlı gücünü daha da artırdığına dikkat çekiliyor. Zaten, bu kanatta son yapılan açıklamalarda da “Biz Hükümet ile sadece ateşkes ilan etti, silah bırakacağımızı söylemedik” deniliyor.

PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Sabri Ok’un, Deutsch Welle İngilizce servisi tarafından yayınlanan açıklamasında “Hükümet 15 Ekim’e kadar adım atmazsa, alınan ateşkes kararı bozulacaktır. Öcalan’ın talimatı da bu yöndedir” diyor. Tüm savaşçıların Kandil’de olduğu, gerektiğinde silah gücü ile isteklerini yerine getirme başarısını göstereceklerine dikkat çekiyor. Aba altından sopa gösteriyor.

TERÖR ÖRGÜTÜNDEN İSTEKLER

Ortada bir gerçek var. Başbakan “Çözüm süreci”nin iyi işlediğini söylüyor. Ancak, ortadaki gerçekleri görmezden geliyor. Terör örgütü ve destekçileri her gün yeni bir istek ve tehdit ile ortaya çıkıyor. Adeta devlet ile oyun oynuyorlar. Bütün bunlara karşı da sessiz kalınıyor. PKK ve yandaşları artık ne istediklerini, bu isteklerin neler olduğunu sıralıyorlar ve “Adım at” diyorlar. Öyle görünüyor ki, beklenen adımların atılmaması halinde daha da güçlenen PKK yeniden silaha sarılacak.

Etrafımız ateş çemberine döndü. Kuzey Irak, Suriye kaynıyor. Bağımsız Kürt Devleti’nin temelleri atılıyor. Türkiye ve İran da buna katılıyor. Terör örgütü açık açık “Silah bırakmayacağız ve çekilmeyeceğiz” diyor. “Öcalan serbest bırakılmadan barış sağlanmaz” diyor. Ana dilde eğitim istiyor, tüm KCK ve PKK’lı tutukluların serbest kalmasını talep ediyor. “Seçim barajı indirilsin” deniliyor. Güneydoğu’nun tamamen Kürt gruplara bırakılmasını ve bunun da anayasa ile teminat altına alınmasını şart koşuyor.

Talepler bu kadarla da sınırlı değil. Doğu ve Güneydoğu’ya karakol ve baraj yapımlarının durdurulması, koruculuğun dağıtılması, var olan karakolların boşaltılıp, asker ve güvelik güçlerinin geri çekilmesi de istenenler arasında yer alıyor. Özetleyecek olursak Başbakan’ın bu konuda böyle bir adım atmasının büyük bir risk taşıyacağını da görmezden gelemeyiz.

ÇÖZÜM MÜ, ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ?

Başbakan “Bizim terör örgütü ile pazarlığımız yoktur” diyor ama bu barış sürecinin de bu koşullar altında hedefine nasıl ulaşacağını söyleyemiyor. İki taraf arasında tam bir çelişki yaşanıyor. Bu gelişmelere baktığımızda ortada bir “çözüm” değil, tam bir “çözümsüzlük” olduğu görülüyor.

Görüşümüzü sizlerle paylaşalım:

Başbakan Erdoğan, seçimlere kadar çatışmasızlık ortamını sağlamaya çalışacak. Çünkü terör örgütü ile başlatılan sürecin ikinci aşamasını ağırdan alıyor. Bunu zaman kazanma olarak da görmek mümkün. Süreci de kendi kontrolü altına almaya çalışıyor. Bu oyuna terör örgütü gelir mi bilmiyoruz. PKK kanadından yapılan açıklamalar ve “Adım at” baskısı ve tehditleri Başbakan’ın bu oyununa terör örgütünün gelmeyeceğini ortaya koyuyor. Zaten yapılan açıklamalarda da “Biz, Başbakan’ın atacağı adımları artık ciddi görmüyoruz” deniliyor. Ateşkese “evet” diyenlerin, şimdi silah bırakmaya “hayır” demesinin altında yatan gerçek de budur.

PKK’YI KİMLER BÜYÜTTÜ?

PKK’nın bugün daha da büyümüş olması, Türkiye sınırları dışına taşması, Suriye’deki iç savaşla belirleyici bir konuma taşınması, bugünkü AKP Hükümeti’nin baştan bu yana takındığı yanlış politikalar sonucudur. Artık, Kürt sorunu Türkiye’nin dışında, dış güçlerin de sorunu haline gelmiştir. Bir yerde üstünlük elimizden çıkmıştır. Bunu da bugünkü hükümetin yanlış politikalarına bağlamak gerekiyor. Özellikle Suriye politikalarındaki yanlışlıklar, Türkiye’yi böylesine sıkıntılı bir dönem içine sokmuş bulunuyor.

Kuzey Irak’taki oluşma ses çıkarmadık. Kandil’deki şer odaklarını dağıtamadık. Şimdi, Kuzey Irak’taki kol Suriye’ye kadar dayandı. Türkiye kolu ile birlikte üç tarafımız çevrilmiş oldu. Bunu, terör örgütüne yakın kaynaklar da bu şekilde ifade ediyor. “ Türkiye’nin 3 tarafı deniz, 3 tarafı Kürtlerle çevrilmiş durumda bulunuyor” deniliyor.

Sürecin başarılı olamaması halinde, PKK yandaşlarının sokaklara taşacağı, gösteri ve yürüyüşlerle dünyanın dikkatini çekmeye çalışacakları ve bu konuda da yoğun bir çalışma içine girildiği de bize gelen haberler arasında yer alıyor. Gelecekte çok daha sıkıntılı ve kritik günler yaşamaya hazır olmalıyız

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.