ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİHİ TEZİ VE TÜRK DİLİ

ATATÜRK’ÜN TÜRK TARİHİ TEZİ VE TÜRK DİLİ           

              (KAZIM MİRŞAN HOCAMIZ)

“Tarihimiz mührü sökülmemiş bir hazine.”
Cemil MERİÇ

     Türklerin ilk tarihi ve dili üzerinde önemli araştırmalar yapan merhum Kazım MİRŞAN hocamız bu konuda en çok yol alan ve mesafe kat eden önemli bir bilim adamı ve Türkolog olarak karşımıza çıkmaktadır.

     Türkiye’de Üniversite çevreleri ve akademisyenlerimiz merhum Kazım MİRŞAN hocamızın ortaya koyduğu bilimsel verilerle desteklenen çalışmalara hep burun kıvırmışlar ve işi çok başka mecralara, yani yokuşa sürerek, yüce Türk milletinin çağlar öncesi tarihini ve kültürünü inceleyen bu önemli çalışmaları görmemezlikten gelmişlerdir.

    Çin’de bir Tümenlik Türk’ü olarak Kulca’da dünyaya gelen ve Çin’ce, Rus’ca ve Göktürkçe olmak üzere, Türkiye Türkçe’si, İngilizce, Almanca ve Latince gibi batılı dilleri çok iyi konuşan analitik düşünce yeteneğine İnşaat Mühendisi merhum Kazım MİRŞAN hocamız Türk dili ve tarihine önemli eserler (52) kitap bırakarak ahirete intikal etmiş Türk tarihi açısından önemli bir figür olarak görülebilir.

    Gelin hep birlikte doğu ve batı kültürlerini çok iyi analiz ederek Türk milletinin arkaik dönem başta olmak üzere, ilk tarih araştırmalarını yapan ve önemli deliller ortaya koyan yakın bir tarihte kaybetmiş olduğumuz merhum Kazım MİRŞAN hocamızın ilham aldığı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi büyük bir şahsiyetin açmış olduğu yolu takip ederek Türk milletinin Orta – Asya steplerinden Anadolu’ya olan ilk yolculuğunu burada ki dip kültürün oluşmasını sağlayanların Türklerin olduğunu işaret etmesi önemsenecek bir durumdur.

     Kazım Mirşan hocamız; Ulukem, Baykal Lena, Altay, Talas, Moğolistan, Başkurdistan, İskiteli, Val Camonica, Anadolu, İsviçre, Etrüsk, Yunanistan, Makedonya, Fransa, Portekiz, Pra Mısır ve İskandinavya yazıtlarını okumakla kalmamış, Türklerin takvimlerini de ortaya çıkararak balbalların (Mezarlar) tarihlerini de tespit ettiştir. Kazım MİRŞAN hocamız elimden geldiğince erken Türk gramerini de yazmıştır. Batılı bilginlerin bütün iddialarının aksine bugün dünyada kullanılan alfabelerin hepsinin temeli Türkler tarafından 18 bin yıl öncelerinden beri geliştirilen tamgalara dayanıyor.

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Anadolu’da ki ilk çağlarda ki dip kültürümüzü arastırmak için on yılda tam 26 arkeolojik kazı çalışmaları yaptırmıştı ve bu kazılara “Milli Kazılar” demiştir. Atatürk’ün vefatından hemen sonra Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün başlatmış olduğu Türk tarih tezi okullardan kaldırıldı ve yerine, biz Türkler Anadolu’ya 1071de geldik  masalını temel alan Yunan ve Roma tarih tezini okutur hale geldik, halbuki Atatürk’ün bu Yunan ve Roma tarih tezine karşı Türk, tarihi tezini okullarda okuturmuştur.

     Türklerin alfabetik yazıyı geliştirdiği çağlardan daha geç çağlarda Sümerler, Hititler ve çok daha sonraları Çinliler tarafından geliştirilen hiyerogliflerden bir alfabetik yazı gelişmemiştir, çünkü bu çağlarda artık diller kendi karakterlerine kavuşmuş durumdaydı.Türklerin Avrupa’da ki ayak izleri Romanya’da ki Attila hazinesi yazıtları, Proto – Bulgar yazıtları, Yunanistan’da ki Attika yazıtları, Sırbistan”daki Vinça-n Tartaria yazıtları, İtalya ve Avusturya’da ki Etrüsk yazıtları, Fransa’da ki Glozel yazıtları, Pra – Portekiz yazıtları, Başkurdistan yazıtları ve İskandinavya yazıtları ile biz Türklerin Avrupa’da bıraktıkları ayak izlerini tanıtmış bulunuyorum.

    Yani bugünkü Avrupa medeniyetini kuranların yazı yazmasını bilen Türkler olduğu ispat edilmiş durumdadır. Batı bilginlerinin en büyük hatası Türklerin aşağılanmasına vesile teşkil edecek şekilde, Kül – Tegin anıtının M.S. (732)’de ve Bilge Kağan yazıtının (734)’de dikildiğini kabul etmiş olmalarıdır. Bizans tarihçisi Menander, Kül – Tegin’nin ölüm tarihini M.S. (575) olarak veriyor. Türük takvimine göre de aynı tarihi elde ediyoruz. Çin kaynaklarda ki tarihler Çin saltanat takvimine göre yazılmıştır. Bizim bugün kabul ettiğimiz takvime göre değil? El Taberi, ”Resuller ve Hükümdarlar Üzerine Bilgiler” kitabında şöyle diyor: ”Ali bin Muhammed”in bildirdiğine göre, Kuteybe, Nizek ile bir anlaşma yaptıktan sonra M.S. (705) yılında Baykent’e doğru yola çıktı. “Arapların M.S. (707)’de Buhara’yı, M.S. (711 – 712)’de Semerkant”ı küçük çapta ordular ile aldıkları da biliniyor.”

     Bu duruma göre Çin kaynakları Kül – Tegin devrini anlatırken Kore denizinden Hazar denizine kadar uzanan coğrafyada Çin dışındaki bütün devletlerin “Türk devletinin boyunduruğu altında bulunduğunu belirtiyor.”

Nasıl olur da böyle büyük bir Hakan’dan, yani Çinlilerin Sse – Kin dedikleri Kül – Tegin’den Araplar’ın haberi olmaz ve nasıl olur da bu büyük Türk devleti Arapların, kendi coğrafyasının tam ortasında giriştikleri bu  büyük katliamlara göz yumar? Türk töresinde böyle bir şey mümkün değildir, ki Türük (Türk) Bil Hakanları hiç bir zaman böyle katliamlara göz yummamıştır. M.Ö. (517) yılında yazılan yazıtta ilk Türk tarihçisi Önre Bina Başı; ”Bütün Türk Hakanları’nın ülkesini gezdim ve buraya, Türk federasyonunun kuruluşunun 1000.yılını kutlamak üzere geldim” diyor. Ben bunu okudum; tarih nereye gitti? M.Ö. (1517) yılına gitti.

    Oysa bize, ”Sizin tarihiniz Orhun Abideleri ile ve M.S. (734)’de başlar” derler; bu doğru değildir, bunlar bilimsel olarak hiç bir zaman, doğru değildir.” Merhum Kazım MİRŞAN hocamız bu konuda kendi bilgi ve araştırmacı kimliğini ortaya koyarak analitik düşünce yaklaşımı ile önemli tarihi gerçekleri ifşa ediyor. İlk Türk tarihinin bize göre de M.Ö çok eskilere dayandığı ve Anadolu’nun ilk dip kültürünü oluşturan Türklerin (Prof Dr Fahri Sümer) göre de en az 10.000 ile 12.000 yıllık bir tarihten söz etmesi önemsenecek bir durumdur. Şanlıurfa da ki Göbekli Tepe (12.000) yıllık. Merhum Servet Somuncuoğlu kayalarda ki çalışmaları da bu tezi (10.00 ile 12.000) yıllık bir tarihi desteklemektedir. Bu dönemde ki Türk topluluklularının Anadolu’da asimile olduğunu yine şöhretli hocamız merhum Prof Dr Fahri Sümer belirtmektedir. Özellikle Anadolu toprakları üzerinde yaşamış Etrüksler ve Sümerlerin yakın akraba veya aynı kültür dairesinin mensupları olduğunu söyleyebiliriz.

    Bu konunun diğer önemli uzmanları Ord Prof Dr Reha Oğuz Türkkan, Prof Dr Adile Ayla ve Dr Muazzez İlmiye Çığ Subarları M.Ö. 4500 Sümerleri M.Ö (4000 ile 2000) ve Etrükslüleri M.Ö (1200 ile 800) gibi Türk kimliğinin bir parçası olarak tanıtmaları merhum Kazım MİRŞAN hocamızın Türk tarih tezini de haklı çıkarmaktadır. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte ilk Türk Tarih Kurultayı (15 Nisan 1931)Türk Tarih Kurumunun kurulmasıyla birlikte (1931) yılında gerçekleştirilmiş ve Hititler olmak üzere Mu kıtası gibi her şey bilimsel olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından araştırılması için ciddi çalışmalar başlatılması talimatını bizzat kendileri vermişlerdir. (12 Temmuz 1932) yılında kurulan Türk Dil Kurumu sayesinde milli bir kültür oluşturulması ve farklı Türk boylarının lehçeleri ve geçmiş dönem Göktürkçe dediğimiz Orhun abidelerinde ki Runik yazı karakterlerinin çözümü için daha bir çok önemli çalışmalar yapılmıştır.

     “Dil” Yitirilirse; “İl” de Yitirilir, “Dile” ihanet, “Ulusa” ihanettir.

(13.05.1277)

Karamanoğlu “Mehmet Bey” ünlü fermanını vermiş; “Bundan böyle dergahta, bargahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmaya.”

Turan’nın bir ili var
Ve yalnız bir dili var
Bir başka dil var diyenin
Bir başka emeli var.
Türk’lüğün vicdanı
Dili bir vatanı bir
Fakat hepsi ayrılır
Olmasa lisanı bir..
Ziya GÖKALP

Ali KARACA

22.02.2020

İSTANBUL

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.