DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Alman Plakalı DHKP-C

28.05.2014
57
A+
A-

Şükrü Alnıaçık

Almanya devleti, vatandaşlarına ne kadar anayasal bir şefkat gösterse de Alman istihbaratı, velev ki müttefiki olsun;Alman olmayanlara karşı en az Hitler kadar vicdansızdır.

Onlar ki; Rusya’da Bolşevik İhtilali çıkıp da Türklere Bakü’nün yolu açılınca Ermenilerden milis oluşturarak Türk kuvvetlerine saldırtmaktan geri durmamışlardı. Dertleri Bakü Petrolleriydi.

Bugün Amerikancı bir iktidarla mücadele ederken, tarihi menfaatler eksenine oturarak Alman istihbaratının oyununa gelmeyecek kadar tecrübeliyiz. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!” derken de bu tecrübeyle konuşuyoruz. Irkçılık filan yapmıyoruz.

“Sünni” Halife II. Abdülhamid’le mücadele ederek onu tahttan indiren İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Aleviler arasında muhabbet seviyesine varan bir hedef birliği vardı.

Enver ve Talat Paşalardan sonraMustafa Kemal Paşa’nın da Hacı Bektaş Dergâhını ziyaret etmesi, Alevilerin İstiklal Harbine ve Cumhuriyet rejimine olan bağlılıklarını pekiştirdi.Birbirinden farklı tarihi olaylar yaşamaları nedeniyle devlete olan mesafeleri birbirinden farklı olan Alevilerin çoğu, uzun süre Atatürk’ün partisi olarak gördükleri CHP’yi desteklemeye devam ettiler.

CHP’den ilk kopuşlar, MHP’nin selefi olanCKMP’ye doğru gerçekleşti.Ziya Gökalp’in diğer öğretilerinin temelinde yer alan “dayanışmacı halkçılık” düşüncesi, nihayet hayata geçirilecek ve Milliyetçilik-Halkçılık ayırımı belki de bu şekilde ortadan kalkacaktı. Ancak ne yazık ki bu gerçek uluslaşma ve demokratik atılım,bugüne kadar gerçekleşemedi.

1950 seçimlerinden itibaren Sünni oyları bloke ederek üç kez seçim kazanan DP ideolojisinin, 27 Mayıs askeri darbesine rağmen AP ile yoluna devam etmesi, Alevilerin 1960’larda alternatif siyaset arayışlarını da beraberinde getirdi. 1960’lar Sovyetlerin, etkin işçi sınıfı bulamadığı tarım ülkelerinde etnik gruplar için uygun sloganlar ürettiği yıllardı.

Sosyalizmin “iktisadi eşitlik” vaadi, Marksist maddeciliğin Sünni merkez karşısındaki sert duruşuyla birleşince Alevi gençlerin sol silahlı örgütlere olan ilgisi daha da arttı.

Dünyanın hiç bir ülkesinde ideolojik mücadele, bir dış müdahale neticesinde etnik temele oturmadıkça bizdeki kadar can almaz. Yani 12 Eylül öncesinde her iki taraftan da “öldürülen, şehit edilen genç” sayısını artıran faktör, ideolojik mücadelenin, zaman içinde etnik ve mezhepsel zemine doğru sürüklenmiş olmasıdır. Bu konuları bugün daha sakin bir şekilde değerlendiriyoruz.

Derin doğu siyaseti olan batılı devletler, doğuda kendilerine asker olacak etnik grupları ararlar ve yokluğun gözü kör olsun, ne yapar eder bulurlar.

Almanlar daher ne kadar geç kalmış olsalar da bu oryantalist beşinci kol arayışına katılmışlardır.İngilizler’leFransızlar’ın Kürtlere oynadığı yıllarda savaş mağlubu olarak yaralarını sarmakla meşgul olan Almanya, işçi göçü sonrasında ülkesindeki Alevi örgütlenmelerine çeşitli kolaylıklar sağladı.

12 Eylül’den sonra Almanya’ya kaçan ve Alman makamlarına “siyasi mülteci” rolü oynayan bazı silahlı örgüt mensupları, Alman istihbarat örgütü BND tarafından derhal envantere alındılar.

Kayzer Wilhelm’den beri, Almanya’nın 125 yıllık DrangNachOsten (Büyük Doğu) politikası, Türkiye’yi bir tarım ülkesi olarak arka bahçe yapmak ve ona makine satmaktı. Bir gemi dolusu buğday veya krom gidecek, karşılığında birkaç Mercedes ve BMW gelecekti.

Almanya’nın Alevilerden bu yöndeki beklentisi,derin sivil hizmet ve militanaskeri faaliyetti.

Fransa’nın İngiltere’nin, ABD ve Rusya’nın 1900’lerin başında Ermeniler üzerinden yapmaya çalıştığını,şimdi de Almanya Aleviler üzerinden yapmaya çalışıyordu.Dün kendisini hürmetle yâd ettiğimiz şehidimiz Gün Sazak’ın da katili olan Dev-sol’un, 10 yıl uyuduktan sonra 1990’larda “Alman plakalı”DHKP-C olarakhortlamasının sebebi budur.

Milliyetçilik, aile fertlerinizle “göz temasını”kaybetmenize asla izin vermez. Aynı milletten olduğunuz, farklı düşünen insanlarla kucaklaşmak için attığınız her adım, eli kanlıkatillere atılmış isabetli bir mermi değerindedir.

Diliyle, kültürüyle Aleviler, bizim öz kardeşimiz olduğuna göre…Bugünküinsanihedefimiz:

1- Türk demokrasisini, 1946’dan beri devam eden mezhebe göre tulum oy, inanca göre ucuz siyaset ilkelliğinden kurtarmak üzere”millet gerçeğini demokratik hayata tatbik etmek”tir.

2- Alevi kardeşlerimizin, nefes almak, Türk siyasetine nefes vermek için namlulara, barikatlara, molotoflara ve yabancı istihbarat örgütlerine ihtiyaçları olmadığını gösterecek şekilde kardeşlerimizle Ahmed Yesevi nezaretinde kucaklaşmaktır.

Unutmayınız ki;hemAKP’yemağduriyet fırsatı veren askeridarbecilik; hem debinlerce cana mal olansiyasi terörizm, “sandık yoluyla iktidar umudunun kaybolduğuyer”de başlamaktadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.