DOLAR 5,7375
EURO 6,3553
ALTIN 277,9
BIST 103.072
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

Ali Kerküklü: Kerkük’ü Kimseye Yamamayın!

14.02.2013
117
A+
A-

ALİ KERKÜKLÜ

Türkiye’nin susarak izlediği hayati konulardan birisi de hiç şüphesiz Kerkük, Tuzhurmatu, Telafer gibi 3 milyon Irak Türkmeninin bulunduğu bölgelerde yaşananlar. ABD’nin 2003’te Irak’ı işgalinden sonra, arkasına Amerikan ordusunu alan Barzani ve Talabani, çoğu Türkmenlere ait olan bölgeleri işgal etti.

Kürt grupları, Türkmen şehri Kerkük’ü zorla ele geçirmek için son yıllarda uyguladığı sistemli çabalar herkesin malumudur. Tapu ve nüfus daireleri yakılmış yıkılmış, tarihi Türk mezarları parçalanmış, Türkmenler zulümlerle yıldırılmaya çalışırken Kürt bölgeleri, Türkiye, İran ve Suriye’den 700 bin Kürt Kerkük’e yerleştirilmiş, Türkmenler ancak dillerinden, kültürlerinden hatta evlatlarının canlarından feragat etme şartlarıyla Kerkük’te kalabilme hakkına sahip olmuşlardır. Kürt grupların, tek ortak nihai hedefi Türkmenleri Iraktan çıkarmak ve bölgede bulunan petrol yataklarına hâkim olma hesabıdır. Türkmenler, zengin petrol yatakları üzerinde yaşıyor. Ama Petrol Türkmenlerin baş belâsı olmuş, insanlarına felaket, kan, ölüm ve gözyaşı getirmiştir.

Herkes bilmelidir ki, Kerkük’ün Kürtleştirilmesi ise bu adımların en önemlisidir. Kerkük’ün Kürtleştirilmesinin kabul edilmesi halinde Kürt grupların “büyük Kürdistan”ının dört yöne (Irak, Türkiye, İran ve Suriye) genişlemesinin önündeki en zorlu engel ortadan kalkmış olacaktır.

30 Kasım 2012 tarihinde Ümit Özdağ’ın “ Neden Kerkük’ü tartışıyoruz” yazısında:

“Irak’ın Kuzeyinde bir Kürt devleti, Kerkük petrollerine sahip olmadan yaşayamaz. Kerkük’ün Barzani tarafından işgalinin hukuken de gerçekleşmesi durumunda Barzani’yi hiçbir güç Irak içinde tutamaz. Irak’ın Kuzeyinde bağımsız Kürdistan kurulur. Kerkük petrolleri üzerinde oturan bir Kürdistan’ın Türkiye’nin güneydoğusu üzerinde oluşturacağı cazibe açıktır. AKP’nin PKK’yı tatmin ve taviz üzerine kurulu politikasının ortaya çıkardığı ve güçlendirmeye devam ettiği ayrışmacılık ve ayrı millet bilinci ile Irak’ın Kuzeyinde ekonomik cazibe merkezi haline gelen bir Kürdistan birleşince, sizce Türkiye’nin birliğini devam ettirmek mümkün olur mu? Kerkük bundan dolayı da önemlidir ve Irak’ın toprak bütünlüğü içinde kalmalıdır. Oysa Ankara susarak, Barzani’yi cesaretlendiriyor.”

Hem Araplar hem de Kürtler Türkmenleri Irak’ta Türkiye’nin bir uzantısı ve beşinci kolu olarak görüyorlar. Irak rejimleri hemen hemen her devirde Türkmenleri potansiyel bir tehlike olarak gördüler. Ki Irak Türkmenleri, Irak devleti kurulduğundan beri devleti­ne, toprağına ve bayrağına sadık bir toplum olarak şerefli bir geçmişe sahiptir. Türkmenler Irak’ta hiçbir zaman ayrılıkçı bir siyaset gütmemiş, isyana kalkışmamış, devletine karşı silah çekmemiş ve Irak askerini öldürmemiştir. Savaşlarda vatanını şereflice savunmuş ve ülkesi uğruna binlerce şehit vermiştir. Türkmenler Irak’ın parçalanmasına karşı olan ve Irak’ın toprak bütünlüğünü en çok savunan ve ülkesini seven insanlardır. Bunlar zaten Türkmenlerin doğasında var.

Ama ne yazık ki, yıllarca Irak Türkmenleri, Irak rejimleri tarafından baskı, zulüm, işkence, asimilasyon, etnik temizlik, katliamlar ve zorla göçe tabi tutulmuşlardır. Şimdi de aynısını Kürtler yapıyor.

Türkiye’nin Irak ile yaşadığı sorunların acısını, Irak rejimleri hep Türkmenlerden çıkardı. 1 Mart Tezkeresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından reddedilmesi üzerine ABD, öfkesini yine Türkmenlerden çıkardı. ABD, Türkmen şehri Kerkük’ün Kürtleştirilmesi­ne ve Türkmenlere etnik temizlik yapılmasına destek verdi. 2003 yılında Kerkük Kürtler tarafından işgal edildi, yakılıp yıkılıp ve yağmalandı, tapu ve nüfus daireleri yakıldı ve Kerkük’e yüz binlerce Kürt ithal edildi.

Bugün Türkmenlerin varlığını tehdit eden terör ve şiddet politikalarının sürmesi karşısında, Türk hükümetinden hiçbir ses çıkmaması ve bu duruma sessiz kalması gerçekten düşündürücüdür. Türk Hükümeti feryadımızı gerçekten duymuyor mu? O zaman elinizi yakamızdan çekin, bedel ödemekten gücümüz kalmadı!

Türkiye’nin kırmızı çizgisi Kerkük ne oldu? Bugün Kerkük’ün kilit noktaları silahlı Kürt grupların denetiminde. Türkmenlerin Kaderini Kürt gruplarına teslim etmek insani, vicdani ve ahlaki mi?

Bölgede Türkmenlerin önemi ve değerini bilmeyenlere sesleniyoruz! Sakın ha petrol için Kerkük ve Türkmenleri Kürt bölgesel yönetimine kimse yamamaya kalkışmasın, Türkmenler ne olup bittiğini çok iyi biliyorlar. Bu tezgahlanan oyuna izin vermezler ve tarafta olmazlar.

Kimliğine, diline, kültürüne, tarihine, milli varlığına ve birliğine sahip çıkmak, her Irak Türkmen’inin en kutsal görevidir. Ayrıca Türkmenler hedefini bilen ve davasına inanan yeni bir nesil yetiştirmek, başkalarından medet umma yerine kendi başının çaresine bakmak zorundadır.

Hem Irak’ın toprak bütünlüğü bağıra bağıra savunuluyor hem de Irak Merkezi Hükümeti’nin bilgisi ve izni olamadan doğrudan bölgesel Kürt yönetimi ile petrol ve ticaret anlaşmaları yapılıyor. Yani Türkiye, Irak Anayasa’sına aykırı olarak Irak’ın bütünüyle değil küçük bir parçasıyla petrol anlaşmaları yapıyor.

1976’da çıkarılan 101 no’lu ve 1987’de çıkarılan 272 no’lu kanunlara göre, ham petrol, doğalgaz ve petrol ürünlerinin Irak’tan ihracat ve ithalatına yetkisi olan tek kurumun Irak Milli Petrol Şirketi (SOMO)’dur. Kürt yönetimi tarafından Türkiye’ye yapılan petrol ihracatı ve Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ulaştırılması Irak kanunlarına göre “yasadışı”dır. Irak’ta bulunan petrol ve doğal gaz, sadece Iraklı Kürtlerinin malı değil tüm Irak halkının malıdır. Madde 111 göre: Irak’ta bulunan petrol ve doğal gaz, çeşitli bölge ve vilayetlerde yaşayan bütün Irak halkının malıdır. Türk Hükümeti Irak kanunlarını bilmesine rağmen yasadışı olarak Kürt yönetimi ile petrol anlaşmaları yapıyor. Irak halkına ait petrol ve doğal gazı Mesut Barzani ve Celal Talabani’yi zengin etmek için uluslararası pazarlara ulaştırıyor. Kimin malı kime satılıyor? Şayet aynısını Irak Hükümeti yapsaydı Türkiye ne yapardı? Türkiye’nin bu politikası Irak halkını hem Türkiye’ye hem de Türkmenlere düşman ediyor. Bu politika yüzünden silahsız Irak Türkmenleri yakında yine ağır bedeller ödeyecekler. Türkmenlerin başı belaya girdiğinde onları kim koruyacak? Geçmişte olduğu gibi, kimse.

Bilindiği gibi ülkeler arasında iyi komşuluk ilişkileri büyük önem taşır, ülkeler komşularıyla ilişkilerini karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalarak sürdürürler. Türk Hükümeti’nin komşu ülkelerle ”Sıfır sorun” politikası, herkesle çatışma politikasına dönüştü.

Gazeteci-yazar Cengiz Çandar, Radikal gezetesinde 7 Eylül 2012 tarihli “Ortadoğu Statükosu Bozulunca” yazısında: “Türkiye’nin şu andaki dış politika görüntüsünün “komşularla sıfır sorun” ile ilgisi kalmadı. Tam tersine, “sorunsuz sıfır komşu” politikasına dönüştü. Mesut Barzani başkanlığındaki Irak Kürt bölgesel yönetiminden gayrı (bu da ayrı bir ironi) Türkiye’nin sorunsuz tek bir komşusu yok. Tüm komşularıyla ağır sorunları var.”

Irak’ın toprak bütünlüğü Türkiye için önemlidir deniliyor!!!! Ama Türkiye komşuluk ilişkilerini Irak Devleti ile değil dört ülkenin toprağını ( Irak, Türkiye, İran ve Suriye) içine alan Kürt devleti kurmak isteyen Mesut Barzani ile geliştiriyor. Nasıl bir çelişki bu? Bunun adına da politika deniliyor… Türkiye’nin komşu ülkelerle “sıfır sorun” politikası bu mudur?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.