DOLAR 5,8925
EURO 6,5027
ALTIN 280,6
BIST 95.258
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

AKP’ye Oy Vermek PKK’yi Güçlendirmektedir

16.09.2013
57
A+
A-

İsmail ÖZDEMİR

Başbakan Erdoğan 2012 yılının Kasım ayı içerisinde “gerekirse idamı tekrar getiririz” dediğinde herkes bu meseleye kilitlenmiş, hatta birçok AKP yandaşı gazete ve yazarlar bu meseleyi “halk istiyor” şeklinde sunarak terörist başını muhatap alan yorumlarda bulunmuşlardı. Aradan geçen bir ayın ardından Aralık ayı içerisinde aynı Başbakan Erdoğan bu kez, aynı terörist başı ile görüştüklerini ifade etmişti.

PKK konusunda AKP toplumdan tepki göreceğine inandığı ve bildiği bir adım öncesinde kendisine hem zaman hemde hareket alanı kazandıracak bu türden girişimleri arada sırada uyguluyor. Topluma, toplumun gerçek düşüncesi ve hissiyatı konuşturulup, kendi fikir ve anlayışının kabul gördüğünün hazzı yaşatılırken ve bununla toplumu oyalanırken, gerçekte yapılanan toplumun itiraz edeceği, kabul etmediği ve asla etmeyeceği meseleler oluyor.

Böylelikle insanlar ikilemde kalırken, hatta düşünceler ağızlardan dökülüp derin tartışmalara dalarken, “iktidar yanlış yapmaz kardeşim bak daha dün ne dedi” türünden AKP’yi savunan sözler iktidar yandaşları tarafından propaganda aracı olarak kullanılırken, yapılanlar karşısındaysa şüpheler artarken, yani dahası toplum müthiş bir biçimde oyalanırken, AKP-PKK ortaklığı çoktan yol alıp istediği hedefe doğru ilerliyor.

Bugünlerde yine aynı senaryo ortalıkta dolaşıyor. PKK’nın zaten yapmadığı çekilmeyi durdurduğu, buna karşın Başbakan Erdoğan, Bülent Arınç ve bazı AKP’lilerin PKK karşı sözde sert tepkileri! Mesele PKK’nın sınır dışına çıkıp çıkmadığı konusu, malum uzunca bir süredir bu meseleyi dillendiriyoruz. PKK’nın sınır dışına çıkması yada silah bırakması gibi bir konu söz konusu olmaz çünkü özellikle bu iki mesele PKK’nın kendisine sigorta olarak gördüğü meselelerin başında geliyor.

Şimdi buna rağmen AKP “demokratikleşme paketi” adı altında adım atmaya kalkıyorsa ve bu paketin asıl muhatabının da PKK olduğu her hali ile ortadaysa, düne kadar PKK’ya karşı söyledikleri sözde sert sözlerin aslında hiçbir geçerliliği yoktur.

Zaten geride bıraktığımız Cuma günü içinde ne olduğu açıklanacağı ifade edilen paket, birden vaz geçilip şimdi içerisinde bulunduğumuz yeni haftaya erteleniyor, BDP’liler tarafından İmralı’ya götürülerek terörist başının onayına sunuluyor ve oradan gelecek görüşlerin ne olduğu bekleniyorsa, AKP tarafından atılacak sözde demokratikleşme adımların Türk Milleti’ni ilgilendiren bir yanının bulunmadığı ortadadır.

Hedef doğrudan PKK ve terörist başının taleplerinin hayata geçirilmesidir. İkinci aşama denilen bu ihanet döneminde yapılacaklar, PKK’nın taleplerinin yasalaştırılması ve tümüyle meşrulaştırılmasıdır. Anadilde eğitimden tutun, yer adlarının değiştirilmesine, yerel yönetimlerle ilgili meselelerden el alın, seçim kanunu ile ilgili pek çok konuya varıncaya kadar ki meselelerin tümü PKK’yı memnun etmek için hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Tek mesele yerel seçimlerin oldukça yaklaşmış olması. AKP artık seçim atmosferinde PKK’nın istediği türden atılacak her adımın kendisine eksi olarak döneceğini ve önemli bir oy kaybı yaşayacağını bildiğinden bazı konuları seçimlerden sonrasına bırakmak istiyor.

BDP’li Aysel Tuğluk’un Taha Akyol’a yazdığı mektupta bir konunun önemi kendileri açısından ite burada ortaya çıkıyor. Tuğluk “Savaş seçeneği önümüzdeki bir kaç yılda işlem dışıdır.” derken aslında Türkiye’nin girdiği seçim atmosferini işaret ediyor ve bu atmosferde tarafların bir birini azami ölçüde “idare edeceğini” belirtiyor.

BDP ve terör örgütü PKK çok iyi biliyor ki sözde Kürdistan’a ulaşabilmek için AKP’de en az kendileri kadar istekli ve bu hedef ölçüsünde de zaten buluşmuş durumdalar. Dolayısıyla AKP’nin önümüzde bulunan seçimlerle dolu birkaç yıl için kayba uğraması demek PKK’nın Kürdistan hayalinin sönmesi ve tükenmesi demektir. Bunun için PKK AKP’ye ve AKP’de PKK’ya muhtaçtır.

Terörist başının BDP’lilerle yaptığı görüşmesinde basına sızan tutanaklarda söylediği “AKP’yi on yıldır iktidarda tutan benim” sözü işte bunun için önemli.

AKP-PKK ortaklığının kaldıramadığı, baş edemediği tek mesele ise MHP ve Devlet Bahçeli’dir. Süreç denilen ihanetin başladığı günden bu zamana kadar durmadan, yorulmadan ve gerçekleri haykırmaktan asla geri kalmadan Türk Milleti buluşan MHP’nin bu anlamdaki son durağı Elazığ idi. “Kardeşlik” diyerek haykıran on binler Elazığ’dan tek yürek olarak haykırdı ve üstüne basa basa “PKK bizim temsilcimiz değildir, AKP’nin yaptıklarını onaylamıyoruz” dediler.

Türk Milleti AKP’yi bu gidişle iktidar koltuğundan indirecektir. AKP’ye verilen her oyun aslında PKK’ya gittiğini Türk Milleti tam olarak idrak etse, bırakın iktidarda kalmaya bu ülkede yaşamaya dahi birileri cesaret edemez. Kendilerini var edenlerin okyanus ötesindeki coğrafyasına doğru kuyruklarını kıstırıp tıpış tıpış yol alırlar. Merak etmeyin, onunda zamanı gelecektir!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.