DOLAR 5,8247
EURO 6,4856
ALTIN 279,4
BIST 94.896
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

AKPye büyük operasyon

18.12.2013
65
A+
A-

Muharrem Bayraktar

AKP döneminde, bugüne kadar siyaset üzerinde operasyonlar “kasetler vasıtasıyla” yapılırdı. Çok kalleşçe ve ahlaksızca yapılan bir operasyon şekliydi bu. Gizli kayıtlar, gizli çekimler, yasa dışı yayın şekilleri mide bulandırıcı bir şekilde arzı endam eder, siyaset ve emniyet erbabı “yok edilmesi gereken bu muhalif siyasetçi ve militer yapının” başına gelen rezaleti keyifle seyrederdi.
“Kaset icat oldu mertlik bozuldu” diyeceğimiz türden olan bu maskara operasyon biçimleri, AKP iktidarının baş tacı yaptığı operasyonlar oldu. Bu şekilde parti genel başkanları görevden ayrıldı, vekiller siyaseti bıraktı, generaller kabuğuna çekildi.
Dün yapılan ve hepimizin şaşkınlık içinde izlediği “AKP karşıtı operasyon” gösteriyor ki karşımızda artık “sadece” kasetle değil yargı ile de operasyon var.
Yani bel altı değil bel üstü mücadele “dönemine de” girdik.
Görünen o ki yılardan beri iktidar baskısı ile sümenaltı edilen yolsuzluk soruşturmaları artık bir bir ortaya çıkacak.
Görünen o ki “Deniz Feneri” yolsuzluğunda hükümetin kanatları altına “hırsızların” yandaşı olanlar için yargı düğmeye basmış durumda.
Operasyondan gelen ilk bilgiler dehşet verici:
“Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, işadamı Ali Ağaoğlu, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Bakan Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Çağlayan, Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Barış Bayraktar, Halka Bankası Müdürü Süleyman Aslan, işadamı Ali Ağaoğlu’nun da aralarında bulunduğu 20 kişi gözaltına rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla gözaltına alındı.
Neler neler yok ki suçlamalar arasında:
TOKİ’de, Marmaray’da bakan çocukları vasıtasıyla rüşvet alınması, rant yolsuzlukları, yerel yönetimlerin imara açmadığı arazilerin rüşvetle bakanlık üzerinden illegal olarak imara açılması, Fatih Belediyesi’nin sit alanındaki arazilerin bakanlığın gücünü kullanarak illegal olarak imar ve inşaata açılması.
Marmaray projesine ciddi zarar vereceği halde rüşvet karşılığında bazı arsalara imar ve inşaat izni verilmesi de suçlamalar arasında.
Verilen mesaj açık:
“Hükümetin her tarafından pislik damlıyor, dikkat edin, bunun arkası gelir, sadece bakan çocuklarına değil başbakan çocuklarına dayanan yeni operasyonlar gündeme gelebilir. Ayağınızı denk alın. Yediğiniz her halttan haberimiz var.”
Sebep ne olursa olsun dünya yolsuzluk liginde şampiyonluğa koşan Türkiye’nin, içerde siyasi baskılarla bu pisliği bugüne kadar gizlemesi büyük bir ayıptı. Şimdi düğmeye basıldı ve ucunda elbette “siyasi dizayn” olan operasyonlar başladı.
Bu ülkede askeri etkisizleştirirken “bağırsakları temizliyoruz” diyenler, bakalım şimdilik “bakan çocukları, belediye başkanları ve üst düzey bürokratlara” uzanan yolsuzluk operasyonu için de aynı şekilde “siyasetin bağırsaklarını temizliyoruz” diyecekler mi?
Başbakanın tavrını merak ediyoruz. Siz bu satırları okuduğunuzda muhtemelen bir açıklama yapmış olacak. Eğer “aramızda hiçbir kirli ismin barınmasına izin vermeyeceğiz” demişse bilin ki bu operasyonun “daha yukarılara uzanmaması için” izni kendisi verdi ve bu hengâmede bazı isimleri harcayıp “temiz lidere” oynayacak. (Bu ihtimal hayli zayıf)
Ya da “bize karşı komplo kurdular, Ergenekonvari bir saldırıyla karşıyayız” (operasyonu yürüten savcı Ergenekon eski savcısı Zekeriya Öz!) mealinde o bildik açıklamalarından birini yaparsa işi zaten bitti demektir. Böylece savcıların görevden alınması için daha önce yaptığı manevralara girişecek ve kızılca kıyamet o zaman kopacak.
Son söz: Böyle bir operasyon için sadece “iç dinamiklerin” düğmeye basmasıyla harekete geçilmesi imkânsız. Cemaat denilen olgu bu senaryoda “sinek vızıltısı” kalır ve elbette taşeronluk görevi var.
Ucu Cenevre Konferansı’na, Cumhurbaşkanlığı seçimine hatta “Şanghay Beşlisine bizi de alın” yalvarmalarına uzanan ciddi küresel bir süreç bu.
Ne diyelim keyifle izliyoruz.!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.