DOLAR 5,7501
EURO 6,3645
ALTIN 275,7
BIST 101.144
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Parçalı Bulutlu

AKP’nin Yalanları PKK’nın Elinde Eriyor

26.07.2013
68
A+
A-

İsmail ÖZDEMİR

Suriye’de PKK’nın tıpkı Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi kendine kazanılmış bölgeler elde etme çabası bir kez daha nasıl bir bataklığa saplandırıldığımızı gösterdi. Herşey arap saçına dönmüş durumda. Kendini tümüyle tüketen AKP, adeta Türkiye’yi de tüketebilmek için elinden ne geliyorsa onu yapıyor.

Suriye’de gelişen hadiselerden ve bununla paralel olarak Barzani çapulcusunun ev sahipliğinde yapılan “Ulusal Kürt Kongresi” çalışmalarından açık bir şekilde anlıyoruz ki, PKK’nın 1978 yılındaki ilk kuruluşunda aldığı kararlar ve ortaya koyduğu hedefler ne ise bugün de onların arkasından gittiğidir. Bir başka deyişle AKP’lilerin iddia ettiği gibi PKK hedeflerinden vaz geçmemiştir. Yolunu ve yönünü değiştirmemiştir.

PKK, 27 Kasım 1978’de yaptığı ilk kongresinde almış olduğu “Türkiye, Suriye, Irak ve İran topraklarının bir bölümünde Kürdistan adı verilen sosyalist bir devlet kurmak” karar ve hedefini hala sürdürmektedir. O zamandan bu güne değişen PKK için hedef olmamış ancak yöntemler değişmiştir. Bunu en net biçimde bugünlerde görüyoruz.

Dün Ne Söylendi, Bugün Ne Oluyor?

Sözde barış süreci denilerek AKP tarafından terörist başı ve PKK’lı teröristlerin muhatap alınarak başlatılan dönemde; “terör bitecek, teröristler silah bırakacak, teröristler sınır dışına çekilecek, örgüt bu süreç içerisinde günden güne eriyecek” görüşleri başlangıçta topluma karşı söylenmişken, şimdi geldiğimiz noktada; örgüte olan katılımların rekor seviyelere ulaşarak sayısal mevcudiyetini artmış, sınırın dışına sadece yaşlı ve hasta olan teröristlerini çekmiş, yeni dönemdeki yeni koşullara göre militanlarını yeniden eğitmiş, özellikle kent merkezlerinde yeniden yapılanma faaliyetlerine hız vermiş ve bunda da önemli yol kat etmiş, Irak’ın kuzeyinin ardından Suriye’deki koşulları da değerlendirerek buradaki kuzey bölgelerde birçok alan kazanmış olması AKP’nin ne büyük bir çelişki içerisinde olmasını göstermekle birlikte Türkiye’yi ne derecede büyük bir tehlikenin içerisine attığını da göstermektedir.

Daha kısa ama net bir ifade ile söylemek gerekir ki; bugün geldiğimiz noktada PKK’nın kazanımları günden güne artmışsa ve hala da artmaya devam ediyorsa, Türkiye ise her anlamda günden güne kaybediyor, otoritesini yitiriyor, sınırı başından başlayan “otonom ve de facto” hareketleri hız kazanmaya çalışıyorsa, şöyle bir geriye dönüp birilerinin yüzüne tükürmek geliyor içimizden… Neden mi? Nedeni gayet açık, çünkü dün biz bugünlerin gelebileceğini, durumun tehlikesini söylediğimizde yüzümüze baka baka utanmadan, sıkılmadan, “barış ve silahların susması” laflarını ağzına dolayanların ve hatta bizleri terörün bitmemesini istemekle itham edecek kadar alçalanların sözleri hala kulaklarımızda da ondan.

Hani birilerinin “süreç” diyerek çıkılan yolda kaybeden olmazdı? Hani herşey Türkiye’nin istediği gibi olacaktı? Hani terör bitecek ve Türkiye’nin tüm bölge üzerindeki etkisi artacaktı? Han PKK günden güne eriyecekti? Bugün geldiğimiz yer, bu söylenenlerin hangisinin işaret ettiği yerdir, düşünün…

AKP’nin bu dönem içerisinde yapacağı en büyük yanlış, PKK ile yürütülen müzakereleri ve yakınlaşmasını göz önünde bulundurup, Türkiye’deki tüm koşulların Suriye’den daha ileri olduğunu düşünüp, PKK’nın kolu olan PYD’nin Suriye’de kendisine alan kazanıp özerkli gibi bir model elde etme çabasına ses çıkarmamak olur. Daha da ileri gidelim, bunun yanlıştan ziyada büyük bir “ahmaklık” olacağını ifade etmek gerekir. Ancak bugünlerde medyadaki bazı iktidar yanlısı isimlere bakıyorsunuz, kimileri bu yönde görüş beyan ediyorlar. Anlaşılacak bir durum değil… Ne kullanıyorlar, ne alıyor yada ne çekiyorlar da böylesi bir kafayı yaşıyorlar doğrusu bizlerde anlamakta zorlanıyoruz.

ABD’den PKK’ya Silah Yardımı

İşin bir başka boyutu bölgeye “fitne ve fesadı” yayarak sonrasında bunu kendi projesinde yönetme gayreti içerisine giren ABD’nin neler düşündüğüne de bağlıdır. Geride bıraktığımız günlerde ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin E. Dempsey’in bizzat kaleme aldığı ve Pentagon’dan ABD Kongresi’ne gönderdiği bir mektuba göre Washington, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetinin yakın zamanda devrilmesini artık hesaba katmıyor. Pentagon, Suriye hükümetini devirme amaçlı bir müdahalenin pahalıya mal olacağını rapor ediyor ve ABD’nin Suriye’nin bölünmesine yönelik stratejilerin izlenmesinin daha doğru olacağı öneriyor. Bunun içinde muhalif gruplara yapılan yardımların artırılması gerektiği ifade ediliyor.

Yani işin özü ABD, Suriye’de Esad’a karşı askeri bir operasyon yapılmasının mümkün olmadığını, bunun kendi kayıplarını artıracağını düşündüğü için Suriye’de başını PKK’nın kolu olan PYD’nin çektiği tüm ayrılıkçı grupları silah ve mühimmat dahil her yönden destekleyeceğini ifade ediyor.

Dış İşleri Bakanı “sınırımızın yanı başında de foctoya izin vermeyiz” türünden sözlerle bugünlerde konuşuyor da, acaba ABD’li mevkidaşına ne der, bunu da merak ediyoruz. Hoş, AKP’nin bu konuda yapacaklarının Irak’da yaşananlardan farklı olabileceğini düşünen olur mu hiç?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.