DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Parçalı Bulutlu

AKP’nin köprü ve yol politikası

AKP’nin köprü ve yol politikası
05.02.2020
3.068
A+
A-

Yabancı şirketlerin yaptığı yüksek teknoloji ürünü köprüler, alt geçitler, otoyollar ya da hızlı trenler; görenleri etkiliyor ve bunları yapanın AKP olduğunu sanarak onu takdirle anıyor. Oysa, bu yatırımların ne tasarımında ne de yapımında hükümetin herhangi bir katkısı yok. Yatırımlar, Yap-İşlet-devret yöntemiyle büyük şirketlere yaptırılıyor. Konsorsiyum adı verilen geçici ortaklıklarla bir araya gelen şirketler, aralarına yüksek teknolojiye sahip bir uluslararası inşaat şirketini de alarak yatırımı gerçekleştiriyor. Bankalardan kredi alınıyor ve bu kredilere devlet kefil oluyor.

Hükümet, yapılan işe karşılık, şirketlere, uzun süreleri içeren işletme imtiyazları ve kar garantileri veriyor. Kar oranı yüksek tutuluyor ve bu karı, yolları-köprüleri kullansa da kullanmasa da halk ödüyor. Hükümet, yalnızca borçlanıyor ve bu borcu halkın üzerine yıkıyor. Çıkarını ve geleceğini göremez duruma gelen halk ise, yol ve köprüleri kullanmasa da, bu büyük eserleri ülkesine kazandıranları! şükranla anıyor.

SÖMÜRGE YATIRIMCILIĞI

Gelişmiş ülkeler, dışarıya açılmanın yoğunlaştığı 19.yüzyılda, gittikleri yerlere çeşitli alt yapı yatırımları yaptılar. Girdikleri azgelişmiş ülkelerde; limanlar, demiryolları, telgraf ve telefon işletmeleri, elektrik üretim birimleri kurdular. Buna zorunluydular çünkü getirdikleri malları satmak, götürülecekleri hammaddeleri taşımak için yollar, limanlar gerekiyordu. İletişim ve enerji, ticaret yapmanın gerekleriydi. Sömürgeler, yatırımcı şirket ölçülerine göre, yatırım yapmaya değecek kadar ‘kalkınmalı’ ve en az düzeyde de olsa pazar durumuna getirilmeliydi. Bu girişime, sömürge yatırımcılığı adı verilmişti.

Dünya Bankası, yukarıda özetlenen sömürgeci yöntemi, 20.yüzyılın ikinci yarısındaki dünya koşullarına uygulamak amacıyla kuruldu. Dünyanın bütün toprakları ve üzerinde yaşayan insanlar, bir merkezden yönetilen pazar ilişkileriyle birbirlerine bağlanacaktı. Buna da Yeni Dünya Düzeni adı verildi.

Dünya Bankasının görevi, bu tür gereksinimlerin karşılanmasına yardımcı olmaktı. IMF, ülkeleri akçalı açıdan bağımlı hale getirirken; Dünya Bankası, bağımlı kılınan ülkeleri pazar durumuna getirecekti. Dünya Bankası eski başkanlarından Eugene R.Black bu durumu, ‘dış yardımla yaptırdığımız yatırımlar, gelişmekte olan ulusal ekonomileri, ABD firmalarının gelişebilecekleri bir tür girişim düzenine doğru yönlendirmektedir’ sözleriyle özetleyecekti.1

Banka, kredi kaynakları yanında, teknik yardım olanaklarıyla da donatıldı ve yalnızca azgelişmiş ülkelere yönelik çalıştı. Ülkelerin yapacağı alt yapı yatırımlarının biçimi, kapsamı, boyutu, yöneticileri ve çoğu kez işi yapacak firmalar bile Banka’ca belirlendi. Bu belirlemelere uyulması koşuluyla kredi verildi.

Dünya Bankası’nın kredi işleyişinde görev almış bir kişi olan Amerikalı Ekonomist John Perkins bu ilişkiyi şöyle anlatıyor; “azgelişmiş ülkelere Dünya Bankası ya da kardeş kuruluşlardan kredi ayarlarız. Kredi asla o ülkenin hazinesine girmez. Enerji santralları, limanlar, dev hava alanları yapılır. Aslında yerel halkın işine pek yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketler kazanır, o ülkelerde birileri de nemalanır. Ülkeler, ödemeleri mümkün olmayan büyük bir borç yükünün altına sokulur. Plan böyle işler”.2

YAP-İŞLET-DEVRET

Dünya Bankası kredisiyle alt yapı yapmanın yerini, son dönemlerde yap-işlet-devret adı verilen yatırım biçimi almaya başladı. Büyük yatırımlarda, küresel şirketlere daha yüksek ve uzun vadeli kar sağlayan bu yöntemde, devlet Dünya Bankası’na değil doğrudan şirkete borçlanıyor. Şirket, yatırımın finansmanı ve yapımını üstleniyor, belirlenen bir süre işletiyor ve süre sonunda devlete devrediyor.

Yap-İşlet-Devret’in ilk uygulamalarını, devret’i olmadan, yüz yıl önce Osmanlı İmparatorluğu uygulamıştı. İmparatorluğun son dönemlerinde yabancı şirketlerle çeşitli imtiyaz sözleşmeleri yapılmış; İstanbul’da Tramvay ve Tünel İşletmeleri, Elektrik ve Gaz İdaresi, Haydarpaşa Liman İşletmesi, İzmir’de Liman İşletmesi, Göztepe Tramvay İşletmesi yabancı şirketler tarafında yapılmış ve işletilmişti.

AKP’nin yol-köprü politikası, çok özendiği Osmanlı uygulamalarına benziyor. 19.Yüzyıl sonları ve 20.yüzyıl başlarında, padişahların yaptığını şimdi AKP yapmaktadır. İstanbul’daki Tünel’i, 1875 yılında İngilizler yapmıştı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü bugün İtalyanlar yapıyor. Haydarpaşa Limanı ve Bağdat Demiryolu’nu 20.yüzyıl başında Almanlar yaparken; İzmit Osmangazi Köprüsü’bugün Fransız ve İsviçre şirketleri planlıyor, İtalyan şirketi yapıyor.

KÖPRÜLER TUZAĞI

Göç alan ve plansız gelişen kentler, arazi rantını gelir kaynağı olarak görenler tarafından yönetildiği sürece; köprüler ulaşım sorununu çözemez, daha kapsamlı yeni sorunlar yaratır. Köprüler ulaşımı azaltmaz, kendi trafiğini yaratır; çünkü köprüleri kullanan insanlar değil, insanları taşıyan araçlardır. Her köprü, yeni yerleşim alanları açacağı için taşınan yolcu sayısını ve yolcuyu taşıyan araç sayısını arttıracaktır.

Yapılan her köprü, yapılacak yeni bir köprüye gerekçe oluşturacak ve yeni bir yolcu artışını başlatacaktır. İstanbul Boğazına Birinci Köprü 1971’de yapılırken, Mimarlar Odası, ‘bu bir köprü tuzağıdır, yeni köprüler yapılacaktır’ demişti. Oda haklı çıktı ve iki köprü daha yapıldı. 3.Köprü de çözüm olmayacak, ilerde yeni köprü ya da alt geçitler gündeme gelecektir. Su havzaları ve ormanlık alanlar yok edilerek yeni yerleşim bölgeleri açılacak, her iki yakada artan nüfus, trafikte yeni sıkışmalar yaratacaktır.

DEMİRYOLLARI, OTOYOLLAR

II.Abdülhamit’in 24 Eylül 1888 tarihindeki iradesi ile Anadolu demiryollarının inşası ve işletme hakkı Almanya adına, Wüttenberglsche Vereins-Bank Müdürü Alfred von Kaulla’ya verdi. Bağdat Demiryolu Hattı adı verilen girişimle, Almanya, gözdiktiği Ortadoğu’ya ulaşacaktı. Bu yola gereksinimi olan oydu ve bu gereksinimi karşılayacak yatırımı, Osmanlı devletine çok ağır koşullarla kabul ettirmişti. İngilizlerin Hindistan’da yaptığını onlar Osmanlı ülkesinde yapıyor bu sömürge yatırımını Padişah’a kabul ettiriyordu.

AKP, demiryolları konusunda gerçeği yansıtmayan ve halkı kandırmaya yönelik açıklamalar yapıyor. Önemsenecek yeni yol açmıyor ama Cumhuriyet’in milli demiryollarını 6290 kilometreye çıkaran büyük başarısını küçümseyip eleştiriyor. Eski rayları söküp yük taşımayan 800 kilometrelik hızlı tren hattını, teknik ya da akçalı hiçbir katkı koymadan 6 milyar YTL’ye yabancı şirketlere yaptırıyor ve bununla övünüyor.

AKP, yönetimde bulunduğu 17 yılda, TCDY’ye yerleştirdiği niteliksiz kadrolarla demiryollarını o denli kötü yönetti ki, demiryollarındaki yük taşımacılığının payı yüzde 4’e düştü; ölümlü kazalar ard arda geldi. Kazaların bir bölümü şunlardı: Pamukova hızlandırılmış tren kazası (41 ölü), 11 Ağustos 2004 – Kocaeli kazası, (8 öldü), 27 Ocak 2008 – Kütahya kazası (9 ölü), Tavşancıl kazası (6 ölü), Ulugüney kazası (2 lokomotif, 30 vagon kaybı), Lalebel kazası (2 ölü, 35 vagon kaybı), Sivas Avşar kazası (1 ölü), 8 Temmuz 2018 – Çorlu kazası (25 kişi ölü), 13 Aralık 2018 Ankara kazası (9 ölü).

OTOYOLLAR

Otoyol uygulamaları, köprüler ve hızlı trenlerden farklı değil. Otoyollar, Yap-işlet devret yöntemiyle uluslararası şirketlere veriliyor ve devlet garantileriyle Türkiye’yi büyük mali yükümlülükler altına sokuluyor. Duble yol adı verilen ara yol ihaleleri, yeterliliği olan firmalara değil, önceden belirlenen AKP yandaşı kişilere veriliyor. Niteliksiz yapım nedeniyle, yollar bir kaç yıl içinde, çukur tarlasına dönüyor.

İzmir-İstanbul Otoyolu açıldı ve geçiş ücretleri açıklandı. Geçiş garantisi, ortalama olarak günlük 27 750, yıllık 10 milyon 494 bin araç. Geçiş ücreti, Osmangazi Köprüsü’nden İzmir’e dek 6 çeşit araç türü için farklı belirlenmiş. Gebze çıkışı ile İzmir arasındaki geçiş ücreti, 1.Sınıf araçlar (otomobiller) için, tek geçiş 256,3, gidiş geliş 512,6 YTL; 4. Sınıf araçlar (kamyonlar) için tek geçiş 645,8, gidiş geliş 1291,6 YTL olmuş.4

AKP’NİN İŞLEVİ

AKP, 150 yılın tortusunu taşıyan ulaşım politikasıyla, sömürge uygulamalarını günün koşullarına uyarlıyor ve ülkenin yalnızca bugününü değil geleceğini ipotek altına sokuyor. Baskıya ve göz boyamaya dayanan günlük politikalarla halkı kandırıyor. Elindeki medya gücüyle olumsuzu olumlu gibi göstermeyi başarıyor. Üretim yapan devlet işletmelerini satıyor ya da kapatıyor, tarımı sahipsiz bırakıyor. Türkiye’yi dışarıya bağımlı üretimsiz bir ülke duruma getiriyor.

Yaptığı yol ve köprülerde, yerli ürünler değil gelişmiş ülkelerin malları taşınıyor. Otomotiv sanayinin devleri, Türkiye’ye durmadan araba satıyor ve yollar binek araçlarının gidip geldiği gezinti alanı işlevi görüyor. Sanayi, tarım ve eğitime kredi vermeyen bankalar, sıfır faizli kredi destekleriyle otomobil ithalatçılarının şubesi gibi çalışıyor. Büyük borç yükü altına girilerek yaptırılan yol ve köprüler, ulusal ürünlerin taşındığı ekonomik değeri olan yatırımlar olmuyor. John Perkins, bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kendi arabasını yapamayan ülkeleri borçlandırıp otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz kredi verip daha çok araba almalarını sağlarız”.5

Metin Aydoğan

DİPNOTLAR

 

1          “The Domestic Dividens Of Foregn Aid in Columbia Journal of Word Business” Eugene R.Black, Vol 1, Fall 1965, sf.23, ak. Harry Magdoff, “Emperyalizm Çağı” Odak Yayınları, sf.226

2          “Bir Ekonomik Tetikçinin Anıları”John Perkins

3          “İstanbul Beyoğlu Tünel Hakkında Bilgi”, www.nfkucom

  1. sozcu.com.tr/2019/ekonomi/istanbul-ile-izmir-arasi-3-5-saate-dusuyor-erdogan-aciklamalarda-bulunuyor-5265251/
  2. 5. “Bir Ekonomik Tetikçinin Anıları”John Perkins
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.