DOLAR 5,9221
EURO 6,5337
ALTIN 282,7
BIST 95.258
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Akp’nin İstikrarı, Milletin İstikrarsızlığı

26.03.2014
61
A+
A-

İsmail Özdemir

İstikrar!

AKP’nin 11 yılı aşkın süredir sarıldığı “baş yalanın” adı.

Biz görüyor, biliyorduk, uyarıyorduk.

Türkiye’de istikrar adına sunulanların aksine gerçektekinin, Erdoğan ve çevresinin “büyümesi” ve “ihanetin” hiç olmadığı kadar hız kazanması olduğunu sürekli vurguluyorduk.

Gördük ve görüldü ki yanılmadık.

AKP’nin bugünlerde istikrar adına sunabildiği tek konu IMF’ye olan borcun bitirilmiş olması.

Peki istikrarlı (!) olupta sunmadığı ne var?

Mesela yolsuzluklar.

Öyle istikrarlı bir yolsuzluk yapılmış ki evlere sığmayacak kadar paralar götürülmüş.

Anca para sayma makineleri ile sayılabilecek kadar çok, dille telaffuzu bile zor, kamyonlarla taşınabilecek kadar büyük.

Kolay değil sabahtan akşama kadar her yol deneniyor, kaç kişi “organize” bir şekilde paraları sıfırlamaya çalışıyor ama hala evde 30 milyon euro kalıyor.

11 yıllık iktidar döneminde bir Başbakan bu kadar paraya sahip oluyorsa istikrardan dem vurmaması mümkün olabilir mi hiç?

Sonra kabinedeki dört bakan ve oğulları hakkındaki iddialar.

100 milyar doları aşkın yasa dışı yollarla elde edilen paralar.

Rüşvet karşılığı alınan 300 bin dolarlık saatle bir bakanın poz vermesi istikrarın göstergesi.

Bu paraları, saati, tatilleri rüşvet olarak veren 29 yaşındaki İranlı bir gencin “önüne yatmalar” hep istikrarın bir parçası.

“Ayakkabı Kutuları” da bu istikrarın artık asla unutulmayacak sembolü.

* * *

Mesela “Devlet Artık Bana Teröristbaşı Diyemez!” açıklamasını yapan PKK terör örgütünün elebaşı istikrarın öbür ayağı.

“İhanetteki istikrarın” hangi boyutlara uzandığının, ne derece büyük olduğunun canlı tanığı.

Aynı eli kanlı katilin AKP’nin kendisine açtığı yolu “Devlette önemli bir söz sahibi konumuna geliyorum, devlette görev almam mevcut haliyle bana fazla geliyor. Ama çözmek için devletle biraz daha yol almam gerekiyor.” demesi de,

Yapılmak istenilen ancak özellikle MHP’nin sağduyulu ve dik duruşu sebebiyle AKP’nin geri adım atmak zorunda kaldığı yeni anayasa ile ilgili “Benim mektuplarımda yeni anayasa var, peki bu büyük bir suç değil mi, Apo ya MİT anayasa yaptırıyor diyeceklerdir, sadece benim mektuplarımda bununla ilgili 40 tane madde var. Düşünün her birisi de yasa dışıdır, bu devletin bizzat eliyle yapılıyor bu iş. Yani ben ağır mahkum birisiyim. ben yasa dışı konumunda birisiyim, anayasaya uygun işler yapıyorum burada.” sözlerini kullanması da bu istikrarın ne olduğunun başka ayağını oluşturuyor.

İstikrar AKP-PKK ortaklığında öyle bir konuma gelmiş ki bunu da yine terörist başının ifadelerinden görüyor “Onlar fasa-fiso Öcalan diyor bağımsızlıktan vazgeçmiş, federasyondan vazgeçmiş, en son da demokratik özerklikten de vazgeçmiş…Kendi yüreğini soğutmadır. Tam tersine vaz geçmeden ziyade en uygulanabilir noktaya getirdik.” sözleriyle şahitlik ediyoruz.

* * *

Allah aşkına söyleyin bunların adı istikrar değil de nedir?

AKP ve Erdoğan “istikrar sürsün” derken sizce de haksız mı?

11 yıl önce bu konulardan hangi birisi vardı?

Şayet 11 yıldan bu yana da adım adım bu konular büyümüşse, yolsuzluk artmış, ihanetin derecesi yükselmişse bunun adı istikrar olmaz mı?

Elbette bunun adı istikrardır.

AKP ve PKK’nın istikrarlı yürüyüşü 11 yıldır devam etmiştir.

Buna itirazı olan, bu meselede şüphe duyan olabilir mi hiç?

* * *

Peki istikrarın “devlet ve millet” ayağında ne var?

Buyurun bakalım…

2002’den bu tarafa Kamu borcu 41 milyar dolardan, 111 milyar dolara çıkmış.

Vatandaşın borcu ise 6,3 milyar liradan, 333,6 milyar liraya yükselmiş. Yaklaşık 3 milyon kişi borçlarını ödeyemediği için kara listeye girmiş.

2002 sonunda 129,6 milyar dolar olan dış borç, son verilere göre (Eylül 2013) 373 milyar dolara ulaşmış durumda.

Yani 11 yılda Türkiye’nin dış borcu yaklaşık 3 kat artmış.

AKP öncesindeki 80 yıllık döneme göre şuan kat kat fazla Türkiye’nin borcu var.

Vatandaşı borçlu, devlet borçlu!

Borç 11 yılda katlanarak artmış.

İşte bir başka istikrar da bu!

* * *

30 Mart günü yapılacak yerel seçimlere giderken hatırlatayım istedim.

Türkiye’de 11 yıllık AKP iktidarı dönemindeki “istikrarlar” bunlar.

Pazar günü yapılacak seçimlerde de bir yönüyle işte bu istikrarlar oylanacak.

Ama hangisi kazanacak göreceğiz.

AKP’nin zenginleşip, milletin ve devletin fakirleştiği, ihanetin azıtıldığı mı yoksa tam tersi mi?

Tercih sizlerin…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.