DOLAR 5,8270
EURO 6,4862
ALTIN 279,5
BIST 94.896
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Aklanma yasaklarla değil, yargıda olur

24.12.2013
54
A+
A-

Orhan Karataş

Gezi eylemlerinin iktidarın kimyasını bozduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bu eylemler ortaya çıkıncaya kadar sayın başbakanın tavrı, “bu milletin yüzde 50’si bana neden oy veriyor” sorgulamasını yapıp, bu beklentiyi karşılayacak bir icraata yönelmek yerine, “bu milletin yüzde 50’si benim gibi birine nasıl oy vermez?” şeklinde tepeden bakan bir bakışa dayalıydı. Eylemler, sayın başbakanın ve iktidarın bu tavrına tam bir ayar yapmıştır. Bir toplum mühendisliği ile eylemlerin kahramanlığa dönüştürülmek istenmesi sonucu değiştirmemiştir ve artık sayın başbakan da, iktidar da çok iyi biliyor ki, bu ülkede kendileri gibi düşünmeyen, yaptıklarını onaylamayan ve bu düzene karşı çıkan milyonlar var. Her şartta bunu kabullenmek durumundalar. Gezi eylemleri en azından bunu sağlamıştır.

Bir işe yaramayacak

Benzer tavrın şimdi ortaya saçılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarında da sürdürüldüğünü görüyoruz. Sayın başbakanın bu iddialar karşısındaki duruşu, “hukukun işlemesi, yargının ve emniyetin görevini yaparak gerçeğin ortaya çıkarılması” şeklinde değildir. Tam tersine, “benim olduğum yerde, benim emrimdeki bürokrasi partimin, partililerimin, bakanlarımın eksiğini, yanlışını nasıl ortaya çıkarır?” türündedir. Bunun sonucu olarak yanlışı, talanı, soygunu, rüşveti ortaya çıkaranlar hedefe konulmuş bu da yetmemiş iktidar imkanları ile darmadağın edilmiştir. Öncelikle şunu söyleyelim: Ne yaparlarsa yapsınlar sonuç değişmeyecektir. Takke düşmüştür. AKP’yi tutan bir sütun daha devrilmiştir. Sindirme, yıldırma, gündemden düşürme gayretleri bir işe yaramayacaktır.

Kimi kime şikayet ediyorsunuz?

Sayın başbakanın komplo iddiaları, bir yerleri suçlama ve hedef şaşırtma çabası, aslında 11 yıldır kurdukları düzenin itirafı olmaktan ileri gitmemektedir. Kimi kime şikayet ediyorsunuz? 11 yıldır tek başına iktidar olan sizsiniz. Eğer söylediğiniz gibi bir takım örgütler, bir takım mihraklar varsa ve devletin içine sızmışsa, bu tamamen sizin eserinizdir. Uzun süren iktidarınızın nasıl bir düzen oluşturduğunu anlatıyorsunuz. AKP’nin nasıl bir dehşet dengesi üzerine oturduğunu itiraf ediyor, bu konuda bizim bugüne kadar bütün yazdıklarımızı ve söylediklerimizi haklı çıkarıyorsunuz. Bütün sözlerinizin, bu suçlamalarınızın muhatabının cemaat olduğunu herkes biliyor. Nitekim, bugün ellerini kıracağınızı, inlerine gireceğinizi, hesap soracağınızı söylediklerinizle bu güne kadar tam ve kesintisiz bir işbirliği içindeydiniz. “Ne istedilerse verdik” diyerek, bu işbirliğini bizzat kendiniz ifşa ettiniz.

Bilgi ve belgeler

Anlaşılıyor ki, bir karşı operasyonla bütün iddiaları çürütecek ve bir yerlere yükleyecek bir hazırlık içindesiniz. Ancak ortada çok vahim görüntü ve fotoğraflar var. Ne yapsanız, ne kadar uğraşsanız bunları değiştiremezsiniz. Bir an için sayın başbakanın bütün söylediklerinin doğru olduğunu düşünelim. Birileri tuzak kurmuş olsun. O tuzak kuranlarla, komplo düzenleyenlerle mücadele etmek, niyetlerini ve varlıklarını ortaya çıkarmak başka şeydir, bu iddiaların gereğini yapmak başka şeydir. Tuzak kurmak ve hükümeti zor duruma düşürmek niyetiyle de olsa, ortaya çıkan bilgi ve belgeler yenilir yutulur cinsten değildir ve bu milletin hayrına olmuştur. Sayın başbakanı bu kadar rahatsız eden bu gerçektir.

Aklanma ancak yargıda olur

Delik büyük, yama küçüktür. Bu söylenenler, bu çırpınışlar, bu telaş bu iddiaları ortadan kaldırmaya da, aklanmaya da yetmez. Aklama ve aklanma ancak yargı kararıyla mümkündür. Başka bir çıkış yolu yoktur. Bugüne kadar binlerce insan, üstelik çok daha şüpheli, çok daha tartışmalı iddialarla, üstelik toplumun çok büyük bir bölümünün vicdanlarında karşılık bulmayan bir şekilde mahkemelerde sürünmediler mi? O zaman söyledikleriniz, şimdi sizin için geçerlidir. “Bırakın yargı görevini yapsın” diyen siz değil miydiniz? Şimdi siz de yargıya inanmak ve güvenmek zorundasınız. İsmi geçen bakanları görevlerinde tutarak, onlara da iyilik etmiyorsunuz. Bırakın olması gereken olsun. Orada tuttuğunuz her saat sayın bakanlar için duyulan şüpheleri arttırmaktan başka bir işe yaramadığı gibi, zaten devri iktidarınızda temellerinden sarsılan siyasete olan güveni, hepten yok etmektedir.

Paylaşma kavgası

Bu tavırda daha fazla ısrar etmenin anlamı, “ya ben, ya hiç” olmaktan ileri gitmeyecektir. Zira, sayın başbakan zaten daha önce söyledikleriyle de bunu ortaya koymuştu. Başkanlık, yarı başkanlık, partili Cumhurbaşkanı tartışmalarının altında bu yatıyordu. Kavga tam da buradan çıkıyor. Mesele iktidarı koruma ve sürdürme meselesidir. Paylaşılamayan budur. Onun içindir ki, düne kadar tam ve kesintisiz bir işbirliği yapılan ve ortaklık kurulanlar, bugün beddualar edilen ve mutlaka yerle bir edilmesi gereken düşmanlara dönüşmüştür. Böyle bir düzenden, böyle bir ortaklıktan, böyle bir yapıdan bu millete, bu ülkeye hayırlı ve faydalı bir sonuç çıkması imkansızdır. Bu tablo ülkenin tarihindeki en zor ve karanlık dönemi niçin yaşadığını da, Barzani’ye muhtaç hale nasıl geldiğini de acı biçimde ortaya koyuyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.