Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu

AHLAK YASASI

AHLAK YASASI
01.06.2020
A+
A-

1 Haziran 2020 tarihi itibariyle ülkemiz yeni bir sürecin başlangıcında bulunmaktadır.

Piyasa her yönüyle günlük hayata adapte olmaya çalışırken siyasetin gündeminin de yoğun olacağı anlaşılmaktadır.

Muhtemelen meclisin birinci önceliğini yeni yasal düzenlemeler teşkil edecektir.

Yapılmak istenen seçim kanunu, partiler kanunu ve siyasi etik kanunları tartışmalı konulardır.

Bu nedenle baya bir sıcak günler bizi beklemektedir.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 100. yılı dolaysıyla gündeme getirdiği siyasal etik yasası önerisi kamuoyunda çok dikkat çekmemişti.

Ancak eski AK Partili Davutoğlu ve Babacan önderliğinde yeni kurulan Gelecek ve DEVA Partilerinin TBMM’de temsilci bulundurma hatta grup kurma arzuları üzerine gelişen tartışmalar dikkatlerin bu konuya yönelmesine neden olmuştur.

Arka arkaya Kılıçdaroğlu tarafından yapılan açıklamalarla gündeme getirilen, kimilerince kiralık kimilerince ödünç milletvekili olarak isimlendirilen yöntem iki yıl aradan sonra yeniden büyük tartışmalara yol açmış durumdadır.

Kılıçdaroğlu’nun gazeteciler yaptığı her iki partiye de tıpkı İyi Parti olayında olduğu gibi CHP’den ödünç vekil verilebileceği açıklamasına MHP Lideri çok sert ve net açıklamalarla karşılık verdi.

Devlet Bahçeli, CHP liderinin dillendirdiği siyasi partiler ve öncelikle siyasilere yönelik etik yasası çıkarılma talebine aynen mukabele ederek siyasi partiler kanunu, TBMM İç Tüzük değişikliği ve Siyasi Ahlak kanunu çıkarılmasını Türkiye gündeminin birinci sırasından soktu.

Bahçeli bu önerisiyle hem Kılıçdaroğlu’nu samimiyet testine sokmuş hem de CHP tarafından sıklıkla gündeme getirilen konularda hodri meydan demiştir.

Aynı konuda meclisin en büyük grubunun yöneticiliri ise Bahçelinin gündeme getirdiği konuların gündemlerinde olmadığını söylemiş olmalarına rağmen birkaç gün içinde söz konusu yasaların bazıları için hazırlıklarının olduğunu açıkladılar.

AKP Grup yöneticileri önlerinde birkaç seçeneğin bulunduğunu bu hususlarda uzlaşı arayışı içinde olacaklarını ifade ettiler.

AK Partinin önerilerinin daha çok seçim kanunuyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır.

İster siyasi isterse siyaset dışı o olsun Türkiye’de çok büyük çaplı bir genel ahlak problemi olduğu herkesin kabul edeceği bir gerçektir.

Ahlak; kısaca tanımlanması gerekirse bir toplumu oluşturan kişilerin birbirleriyle ve devlet ile onun organları başta olmak üzere tüm kurumlarla olan ilişkilerinin dayandığı esasların tümüdür demek mümkündür.

Ahlakın dayandığı iki temel unsur vardır.

Birincisi tüm dinler geçerli olmak üzere dinler, ikincisi ise kanun, töre, gelenek ve görenekler.

Her bakımdan gelişmiş toplumlarda bu iki temel unsurun yapılmasını uygun gördüklerini yapanlar toplum ve yasalar önünde makbul kişi, aksine davranışlar içinde olanlar ise ahlaksızlığın her türlüsüyle nitelendirilirler.

İyi “ahlaklı kişi” kavramını felsefi tanımlara boğmadan özetlersek, din, yasa ve yazılı olmayan yerleşik kurallara uygun hareket eden insanlar dürüst, doğru, iyi gibi sıfatlarla anılırken aksine davrananlar ise katil, cani, edepsiz, hırsız vs. sıfatları isimlerinin önüne unvan olarak alırlar.

Hangi toplumda ve hangi davranış içinde olursa olsun hiçbir kimse ikinci grup unvanları almak istemez ve bu yüzden bu nitelemeleri hak edecek eylemleri yapanlar gizli kalması için çaba gösterirler.

Siz hiç hırsız olarak anılmaktan memnun olan bir kişi gördünüz mü?

Ya katil olarak anılmaktan?

Bu sorulara normal olan her insanın vereceği cevap aynıdır ve sadece elbette hayırdır.

Güzel olan sıfatlar da kötü olanlar da kişi ne yaparsa yapsın eninde sonunda kesinlikle gizli kalmaz ve açığa çıkar.

Bu durumu güzel Türkçemiz birçok özlü sözle belirlemiştir;

Gizli iş tutan aşikar doğurur,

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar,

Keser döner sap döner, bir gün hesap döner gibi atasözleri ve deyişlerle bu listeyi çok uzatmak mümkündür.

 

Yapılan ahlaksızlıklar çoğu zaman belirtilerini ortaya koyar ve toplumun dikkatini celp eder.

Ortada çoğu zaman haksız yere elde edilmiş bir servet söz konusuyla haddini aşan şaşalı ve lüks hayat bu belirtilerin en önde olanlarıdır.

Eğer bir anormallik söz konusu olmayıp alın teriyle kazanılmış bir servet varsa onun bir şatafat aracı olmak yerine titizlikle korunmaya çalışılan bir değer olduğunu görürüz.

Yani ancak kolaylıkla ve gayri meşru olarak ele geçirilenler insanın doğası gereği sonuna kadar gizli kalamaz.

Ne yazık ki toplumumuzda bu yıllarda güzele ve iyiye dair davranışlar yeterince destek kabul görmemekte ahlak dışı davranışlar özenilen bir durum haline gelmiştir.

Kanunlar tarafından gereken cezayı görmese bile istenmeyen davranışların sahipleri istenmeyen kişiler olarak lanetlenip  toplum dışı olarak bırakılarak cezalandırılmak yerine tersine bir anlayışla takdir edilmesine bile sıklıkla rastlanır hale gelinmiştir.

Günümüzde genellikle devlet imkanlarını doğrudan veya dolaylı olarak kendilerine rant aracı olarak kullananlar büyük servetlere ulaşmışlardır.

Bu ahlak dışı davranış sahipleri yerleşik hukuk kurallarına göre gereken karşılığı görmedikleri için toplum büyük bir güven erozyonuna uğramıştır.

Bunun sonucunda söz konusu insanları toplum dışı yaparak cezalandırmak yerine aynı yoldan avantaj elde etmek ve/veya ahlaksızlardan yararlanma beklentisine girmişlerdir.

Gelinen nokta son derece ümit kırıcı, Milletimizin yarınları açısından kaygı duyulması gereken bir noktadır.

Kötülerin yaptıkları yanına kar kalmamalıdır.

Yolsuzluk ve her türlü ahlaksızlığın üzerine gidilme mecburiyeti vardır.

Seçilmiş ve atanmış tüm yöneticiler ve servetleri mercek altına alınması geleceğimiz açısında hayati öneme sahiptir.

Bu nokta itibariyle yapılacak en etkili denetim gerçek anlamda “nereden buldun” mekanızmasının sadece basınla sınırlı kalmadan yasaların işletilmesidir.

Seçilmeden başını sokacak evi olmayanlar kasabalarda bile milyonluk villalara yarım trilyonluk arabalara sahip olup, her türlü lüks ve israf içinde yaşamaktan çekinmeyenlere seyirci kalınması Türk Milletinin kurumlara olan güvenini ortadan kaldırmakta ahlaksızlıkların daha fazla yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır.

Türkiye’nin acilen ahlaki davranışların geliştirilmesine yeniden baş tacı edilmesine ihtiyaç vardır.

Siyasi ahlak yasası milletvekillerinin parti değiştirmesini önlemeye yönelik olmakla sınırlı kalmayıp tüm seçilmiş ve atanmışlar için geniş bir çerçevede, geniş bir zeminde ele alınmalı ve acilen neticelendirilmelidir.

Unutmayalım ki üstün bir ahlak anlatışına dayanmayan hiçbir toplum ve devlet yükselemez.

 

 

Ahmet Orhan

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.