DOLAR 5,8016
EURO 6,4196
ALTIN 272,8
BIST 108.634
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu

Ahlak ve İktidar

13.11.2013
98
A+
A-

Fikri Atılbaz

Ülke çelişkiler ağı gibi. Tam bir tezatlar ülkesi olduk. Gayrı meşru ilişkileri kanuni düzenlemelerle yasal hale getirip, meşrulaştıran iktidar, özel yaşam alanlarına müdahalesine ahlak temelli düşünce oturtmaktadır. Zinayı ‘alan razı veren razı’ mantığıyla hoş görüp, suç olmaktan çıkararak yasallaştırıp, ailelerin dağılmasına sebep olan bu zihniyet, şimdilerde gözünü üniversite gençliğine çevirmiş ve onları ahlaksızlıkla suçlamaktadır. Böyle yapmakla, kendi yaptıkları gayrı ahlaki davranışları kapatacaklarını, unutturacaklarını sanmaktadır.

Ahlaklı olmayı, fikirleri doğrultusunda zikirleştirip, sadece uçkur bağlamında ele alan bu zihniyet; akil adam yaptığı birinin İstanbul’daki 460 metrekarelik arazisini devlet adına kamulaştırıp ödeme yapmasını, TOKİ’den 196 daire, 5 milyon lira nakit vermelerini ahlaksızlık olarak görmemekte ve bu gerçekler duyulmasın, bilinmesin diye Türk milletinin özel hayatını masaya yatırmakta, özel hayata tacizde bulunmaktadır. Akil adamlar arasında yer alan bu kişi aynı zamanda bir Alevi ‘Dede’sidir. Dedik ya çelişkiler ağı, çetrefilli ilişkiler yumağı. Yoktan zengin olanlar, gemi filoları kuranlar, beş kuruşsuz deniz taşımacılığı yapıp zengin olanlar, parasına para katıp ultra zengin olma yolunda olanlar ve bütün bunlara destek sağlayan ve olmasına izin veren, göz yuman AKP iktidarıdır.

Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun tartışması olan ahlak, “insanların çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve/veya inancı” için kullanılır. İyi olanla kötü olanın ayrılması onun vasıtasıyla, “iyi bir yaşamın temelini teşkil eden inançlar bütünü” olarak da görülebilir. Hiçbir ahlak tanımı sadece ve sadece cinsel boyuta indirgenmemiştir. Yalancılık, sahtekarlık, dolandırıcılık, fitne fesat, toplumun huzurunu bozma, insanların hayatına müdahale etme, bir bedel karşılığında insanları yanına çekme, işkence, baskı, haksız kazanç, yakınları kayırma vb. birçok şey ahlaksızlıktır. Ahlaklı olmayı ve davranmayı sadece cinsellik boyutunda düşünenler hastalıklı beyinlerdir.

Ülkenin çıkarlarına aykırı davranmak, bölünmesine çanak tutmak, huzuru bozanlara göz yummak ahlaksızlığın ihanete karışmış şeklidir. Ne dini ne de beşeri anlamda ahlaksızlık tek boyutlu değildir. Sözünde durmak da ahlaklı olmaktır. Vatanı için can siperane çalışmak da ahlaklı olmaktır. Görev noktasında vatandaşa hitap şekli de, o kişinin ahlakının göstergesidir. Bu bağlamda, vatandaşa hiçbir belgesi olmadan ‘gavat’ diyerek aşağılayan ve küfür etmiş olan biri ahlaksız bir davranış içinde bulunmaktadır. Bu hem bir küfür, hem de iftiranın daniskasıdır. Böyle bir adamın ‘Vali’lik makamında oturması o şehrin insanlarına züldür, ahlaksızlığın mevki kazanması demektir.

Başbakan Erdoğan’ın, bu hafta sonu Barzani’ye resmi bir davette bulunmuş olması ve bu görüşmeyi onların Kuzey Kürdistan dedikleri bölgede yapacak olmaları manidardır. Burada kimlere nasıl bir mesaj verilmektedir? BOP’çu düşünce ağında, “Ben özellikle Diyarbakır’a çok farklı bakıyorum. Ben istiyorum ki, hani şu anda Amerika’nın da düşündüğü ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ var ya ‘Genişletilmiş Ortadoğu’ yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.” (KANAL D TEKE TEK 16 Şubat 2004) diye düşünmeye başlamasının bu gün sonuç vermesi yaşanmaktadır. Bu buluşma başta PKK’nın yönetici kadrolarının ve onların siyasi uzantılarının, ‘Kürt faktörüyle Ortadoğu yeniden şekillenecek’ söylemlerinin fiiliyata geçirilmesidir.

Ankara’da toplanan Irak, İran, Suriye Kürtlerinin katılımıyla yapılan Kürt toplantısı, Erbil’de bir türlü yapılamayan Kürt Konferansının ön ayağı olmuştur. Barzani’nin bile, ‘ben sadece bebekkatilini, PKK’yı öne çıkartmam’ dediği için toplanamayan konferansın, bebekkatilinin özel isteği olduğundan, illa gerçekleşmesi için Erdoğan düğmeye basmış bulunmaktadır. Beklide bütün bunları kibrinden kendisinin bile söz geçiremediği nefsini tatmin için yapmaktadır. Sonuçta fahri başkan olarak anılabilir.

Bütün bunlar bir ahlak sorunu değilse, nedir? AKP döneminin sonu gelmiştir. Bu zihniyet gittikten sonra, bu dönem mutlaka inceleme altına alınmalı ve okullarda ders olarak okutulmalıdır ki, insanlar böylesi bir kara zihniyeti her haliyle tanısın ve ders alıp bir daha gelmesine de müsaade etmesinler.

AKP iktidarının yaptıklarına bakınca ahlakın ne olmadığını, yapmadıklarının da ahlaklı davranış olduğu çok daha net bir şekilde anlaşılacaktır.

Sağlıcakla kalın!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.