DOLAR 5,5966
EURO 6,2172
ALTIN 269,3
BIST 96.172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

AB hiçbir zaman dürüst olmadı

 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker’ın, “Erdoğan ciddi şekilde geri kabul anlaşmasını uygulamama yoluna giderse, niçin Avrupa’ya vizesiz seyahat etme imkanı verilmediğini Türk halkına kendisi anlatmak durumunda kalır” sözüne , “Ey Avrupa Birliği, siz bizi halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için kabul etmiyorsunuz. Bunun aksini ispat edemezsiniz” cevabı verdi. Sonra da millete, “Avrupa Birliği ile müzakerelere devam mı tamam mı” diye sorulabileceğini anlattı.

KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLİZ
AB maalesef Türkiye’ye karşı hiçbir zaman dürüst olmadı. Her zaman ikili oynadı. Ne kesin ve net şekilde üyeliğin olmayacağını söyledi, ne de bütün şartlar yerine getirilmiş olmasına rağmen kapı araladı. Çok daha sonradan başvuran ülkeler, ekonomik ve siyasi şartları Türkiye’den çok daha gerilerde olmasına rağmen sırf Hıristiyan oldukları için kolaylıkla üyeliğe kabul edilirken, bizi oyaladılar ve kapıda beklettiler. Bu nereye kadar böyle gidecek? Alttan almanın, şartları yerine getirmek için çırpınmanın bir şeyi değiştirmediği ortadadır. Artık kararlı bir şekilde bir tavır alınmasının zamanı çoktan gelmiştir. Cumhurbaşkanının son açıklamaları bu yönüyle son derece isabetlidir. Ancak, bunun lafta kalmaması gereğinin de yerine getirilmesi artık bir zaruret haline gelmiştir. AKP’den beklenen AB’ye karşı kesin bir tavır ortaya koymak ve sonuna kadar bunu devam ettirmektir. Kimsenin arka bahçesi, stepnesi olmak zorunda değiliz.

SEVİYESİZ AÇIKLAMALAR
AKP’nin AB konusunda kafası zaten öteden beri karışıktır. Her ne kadar iktidara geldikten hemen sonra tam üyelik için sıraya girmiş olsalar da, daha önce söyledikleri herkesin malumudur. AB’yi “Hıristiyan kulübü” olarak nitelendirmiş ve AKP öncesindeki bütün siyasi ömürleri boyunca karşı çıkmışlardır. Sonrasında AB’ye yönelmeleri kendileri adına olumluydu. Ancak, bunun bir teslimiyet boyutuna getirilmesi ne kendilerine ne de ülkeye bir fayda sağladı. Hatta, bu sürecin zaman zaman kötüye kullanıldığını ve bazı art niyetlerin mesafe almasına yaradığını söylemek haksızlık olmayacaktır. Suriye’deki gelişmelere paralel olarak, Türkiye’ye ihtiyaç duyulduğu için tekrar müzakerelere hız verilmesi ve serbest dolaşımın gündeme getirilmesinin aslıda bir oyun olduğu, kesin olarak ortaya çıkmıştır. AB’nin dinamosu olan ülke liderlerinden son derece seviyesiz açıklamalar geliyor. Özellikle Fransa ve İngiltere’den gelen açıklamaları kabul etmek ve sindirmek mümkün değildir. Kesin olarak bir cevap verilmeli, hadleri bildirilmelidir. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin son grup toplantısında bu konuda yaptığı değerlendirme dikkate alınmalıdır. Hiç kimse Türkiye’yi hafife alamaz ve kendi menfaatleri için kullanamaz.

AB TÜRKİYE’YE MUHTAÇ
AB’ye tam üyelik önemlidir, ama ne pahasına olursa olsun bunu kabul edemeyiz. Akıl ve izan sahibi herkes Türkiye’nin AB’ye ihtiyacından çok AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu görür ve söyler. Türkiye nüfusuyla, ekonomisiyle, dinamizmiyle, yetişmiş insan gücüyle Avrupa’nın geleceğidir. Eninde sonunda bizi kabul etmek, hatta yalvararak kabul etmek zorunda kalacaklar. Kaldı ki, Avrupa Birliği’nin geleceği de meçhuldür. İngiltere’nin üyeliği halkına sorması dahi bu birliğin geleceğinin belirsizliğinin ispatıdır. Yarın bir gün diğer üye ülkelerden de benzer itirazlar ve hatta çekilme taleplerinin gelebileceği anlaşılıyor. Bu durumda Türkiye’nin teslim olmak yerine, daha onurlu ve kararlı bir duruş ortaya koyması çok daha isabetli olacaktır ve yakın gelecekte, işimizi kolaylaştıracaktır. Bütün mesele bunu ortaya koyabilecek bir siyasi kararlılıktır ki, şu anda en çok ihtiyacını duyduğumuz şey budur.

MALUMUN İLAN
AB’nin Türkiye’ye karşı olumsuz tavrının altında yatan temel sebebin bizim Müslümanlığımızdır. Sayın Cumhurbaşkanı sadece malumu ilan etmiştir. AB istemiyor diye dinimizi değiştirmeyeceğimize göre, durumunu gözden geçirmesi ve hesabını iyi yapması gereken başkalarıdır. Ben eminim ki, bütün Türk milleti de böyle düşünmektedir ve AB’ye girmek uğruna daha fazla teslimiyet gösterilmesine kesin olarak karşı çıkmaktadır. Bunu sandık koyarak tek tek sormaya gerek yok. Zaten gelen tepkiler, medyaya yansıyanlar, sokakların dili bunu söylüyor. Nereden bakılırsa bakılsın aynı sonuç çıkıyor. Hükümetin AB konusunda çok daha tutarlı, kararlı ve inandırıcı olması gerekiyor. Bu kararlılık karşımızdakilerin kaypaklığını da frenleyecek ve daha dürüst bir yol izlemeye zorlayacaktır. Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır. Bundan sonrası teslimiyet olacaktır ki, ülkeyi bu durumlara düşürmeye kimsenin hakkı yoktur.
Orhan Karataş

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.