DOLAR 5,7842
EURO 6,4474
ALTIN 277,3
BIST 98.511
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

4 Kasım’a Doğru II

03.10.2012
102
A+
A-

SEVKET TALHA APUHAN – Türk tarihinin belki de en kritik safhalarından biri olan 12 Haziran seçimleri öncesi MHP iğrenç bir komplo ile karşı karşıya kalıyor ve 9 Genel Başkan Yardımcısı birden görevlerinden istifa etmek zorunda bırakılmak suretiyle, partimiz seçimlerin hemen öncesinde milletin nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyordu.

Peki, buradan ne çıkarabiliriz? Sonuç gayet basittir. MHP ve Onun genel başkanı Türkiye’yi yeniden dizayn etmek isteyen güçlerle masaya oturmamış, onların kanlı elleriyle tokalaşmamış ve onlara boyun eğmemiştir. Bazı parti mensuplarının ayıpları olan bu kasetler şüphesiz Ülkücü Hareketin ve onun liderinin şeref tablosunun ispatı niteliğindedir. Zira bu büyük güçler için Ülkücü Hareket aşılması zor bir sıra dağ, onun inanmış lideri ise ülkenin bölünmesi önündeki en büyük engellerden biri olmasaydı MHP en kritik seçimler öncesi kasetlerle uğraşmaz, önlenemez bir yükselişle iktidara doğru yürüyor olurdu.

Yaklaşan kongre sürecinde birkaç insanın yaptığı hatalar ile MHP Liderini karalama kampanyası başlatmak Ülkücü ahlaka asla ve asla sığmamaktadır. Kasetler meselesi parti yönetimini karalamak için başvurulacak en ahlaksız ve küstahça yoldur! Esas ayıp, Deniz Baykal’ın kaseti çıktığı gün kendisini arayıp “İstifa etmeyin. Bunu yaparsanız Türk Siyasetini kasetler yoluyla dizayn etmeye çalışan güçlerin ekmeğine yağ sürersiniz” diyen büyüklerimizin MHP’li arkadaşlarının kasetleri çıktığında “Ya bu arkadaşlar, ya da ben” diyerek genel başkanımız üstünde baskı kurma çabaları değil midir? Her neyse… Bu konuyu kapatarak, sorularımızı sormaya devam edelim.

Geçtiğimiz günlerde Koray Aydın Bey, “Tek bir Ülkücüye bile kötü söz söyletmem” demiştir. Kendisine de yakışan tavır budur lakin öyleyse neden sabahtan akşama kadar taraftarları kendisi gibi düşünmeyen ve bunu basın yoluyla Ülkücü iradeye yansıtan insanları tehdit ve hakaretlere boğmaktadırlar. Bizzat kendisini destekleyen haber sitelerinde parti genel merkezine ve liderine yapılan hakaretler hakkında Koray Bey ne düşünmektedir? Ozan Arif Sayın Bahçeli’ye “Mezarına toprak atacak adam bulamazsın” çalışma arkadaşlarına ise “Enikler, alçaklar vs” diye hitap ederken Koray Bey ne düşünmüştür? (Eğer dilerse bizzat kendi destekçilerinden facebook yoluyla aldığımız tehditleri ve uğradığımız hakaretleri de yazabilirim.) Bu sorular kinaye olsun diye değil, gerçekten merak edildiği için sorulmuştur.

Parti içi muhalefetin ciddi bir şekilde tezat oluşturduğu diğer bir husus “Genel Başkan’ın partiyi yüzde 10-13 bandına hapsettiği” ve bu bandın bu Genel Başkanla aşılamayacağı hususudur. Bunu herkes söyleyebilir. Ülkücüler kendi iç dünyalarında, bu fikre iman etmişte olabilirler lakin bu gazetelere ilan vererek “MHP’ye oy vermeyin, bahçeliden kurtuluşun reçetesi budur” diyenlerin yöneltebileceği bir eleştiri hiç ama hiç değildir. Bu konu belki de muhalefetin en çok çeliştiği konudur.

Diğer bir husus bugün parti içi muhalif olarak nitelenen insanların dünün parti yöneticileri oldukları gerçeğidir. Dünün milletvekilleri, dünün il ve ilçe başkanları vs.vs. Ortada bir sorun varsa bu sorunda bu büyüklerimizin hiç mi suçu yoktur? Böyle bir mantıkla insan nereye varabilir? İçinde bulunulan yapıdan ayrılıp, o yapıya düşmanlık beslemek ve muhalefet etmekle sorumluluk duygusundan ve gerçeğinden kurtulunabilir mi? Sen yıllarca milletvekilliği, ilçe başkanlığı veya il başkanlığı yapacaksın sonrada “Bu genel başkanla olmuyor arkadaş” diyeceksin. Bu bütün sezon bir takımın formasını giyip, son iki maç kadrodan ayrılıp, sezon boyu oynadığı takımın bütün başarısızlığını kulüp başkanına yıkmaya çalışan futbolculara benzemekte olan tavırlarda parti içi muhalefetin kendi içinde çözmesi gereken diğer bir sarmaldır kanaatindeyiz.

4 Kasım’a doğru III yazımda “Neden Devlet Bahçeli?” sorusunun cevabını yazmaya çalışacağım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.