Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü

27 MAYISIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

27 MAYISIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
26.05.2020
A+
A-

Mayıs ayı, yeniden doğuşun, bolluk, bereket ve tabiatın çiçekten meyveye dönüşünün mevsimi olarak bilinmekle birlikte aynı zamanda birçok tarihi zaferlerin kazanıldığı bir aydır.

Zaferlerin başında, çağ değiştiren 6 Nisan 1453 tarihindeki kuşatmayla başlayıp 29 Mayıs 1453’de son bulan, İstanbul’un atamız Osmanlı Sultanı Fatih Mehmet Han tarafından fethi olayı gelmektedir.

Mayıs ayı, tarihe altın harflerle geçmiş bu gurur verici olayın yanında Türk Milleti olarak başımızı öne eğdiren, bizleri üzüntüye sevk eden, üzerinde düşünmek zorunda bırakan ve akıldan hiçbir zaman çıkarmamız gereken olayları da bünyesinde barındırır.

Günümüzde birçoklarımız için 27 Mayıs sadece korona virüs dolaysıyla yaşanmış sokağa çıkma yasağının sonu olarak algılansa bile Türk Milleti olarak üzerinde dikkatle durarak muhasebe yapacağımız ve günümüzün problemlerine ışık tutacak sonuçlar çıkarmamız gereken bir gündür.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerinde teşekkül ettirilen bir cuntanın birkaç yıl süren çalışmanın sonunda ordunun emir komuta zinciri altında 27 Mayıs 1960 tarihinde yönetime el koyması son derece acı sonuçlar doğurmuştur.

27 Mayıs tarihinde gerçekleşen olay, sonuçları itibariyle mevcut hükümete el çektirme olarak görünmekle beraber esasta demokraside gücün ve meşruiyetin yegane dayanağı olan Milli İradeyi yok saymaktan başka anlamı yoktur.

Demokrasi, bir anlamda ne kadar beceriksiz olursa olsun, kötü yönetim gösterse bile Milletin verdiği vekaletle görevlendirilenlerin sandıkla gelip sandıkla gönderildiği bir yönetim şeklidir.

Türk demokrasisinin tarihi boyunca kendini milletin ve dolaysıyla onun iradesinin üzerinde görenler olmuştur.

Bu düşünce özellikle 1960 tarihinden başlayarak en son 15 Temmuz 2016 başarısız kanlı darbe girişimine kadar birçok defa tekrar eden alışkanlıklara dönüşmüş ve zehirli meyveler vermiştir.

Millet iradesinin temsil makamı olan TBMM’ye ve içinden çıkan yönetime alaşağı etmeye veya kararlar dikte ettirmeye yönelik bu müdahaleler ne yazık milletimizin gönlünde bazı kurumlarımıza karşı hüsran ve hatta öfkeye neden olmuştur.

Yaşanan onca lanetlenmesi gereken çirkin müdahaleye rağmen Türk Milletine ve onun değerlerine bağlı, insanlığın faziletine ve demokrasiye inananların, sahip oldukları imkanları halkına karşı kullanmaktan çekinmeyenlere karşı onurla mücadele etmesine engel olamamıştır.

Her ne olursa olsun sadece millet iradesine tam bir teslimiyetle bağlı olanların arasında en başlarda anılması gereken isimler arasında MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin özel bir yeri vardır.

Devlet Bahçeli, 3 Kasım 2002 erken seçimlerinden başlayarak Millet İradesine yönelen tüm müdahalelerde çözüm olarak sandığı işaret eden, tek adres olarak gösteren bir devlet adamı olmuştur.

Kendine ve milletine güvenmeyerek sandıktan kaçanların anlamak istemedikleri ve millete karşı bir tutum sergileyenlerin varlığına rağmen şükürler olsun ki her seferinde millet iradesi, krizler çözen, meşru bir zeminde ilerlememizi sağlayan sonuçlara neden olmuştur.

2002 tarihinden itibaren yapılan seçimlerde Devlet Bahçeli’nin çağrılarının belirleyici etkisi olduğu bilinmektedir.

Sayın Bahçeli’nin seçim çağrıları her seferinde milli vicdanda yankı bulmuş, sandık çözüm olmuştur.

Söz konusu tespit doğrultusunda gerçeği fark edenler bu günlerde zaman zaman gündeme gelen erken seçim tartışmalarında “Bahçeli isterse seçim olur” sözlerini telaffuz eder hale gelmişlerdir.

 

Ne yazık ki bu güne kadar ama ucunda-kenarında, ama tam ortasında olmak üzere her demokrasi dışı müdahalede ilişkisi açığa çıkmış olan CHP temsilcileri demokrasi dışı arayışları yine dillendirmekten çekinmemektedirler.

Elbette bu siyasi üslup ve anlayış kabul edilemez mutlaka şiddetle karşı gelinmelidir.

Kanunun yasakladığı fiillere yeltenenler hukuktan layık oldukları karşılığı tavizsiz bir şekilde görmelidir.

Unutulmamalıdır ki bu noktada gösterilecek zafiyet yeni çirkin arayışlara kapı aralayacaktır.

Seçimle başa gelenlerin ve millet iradesini temsil edenlerin başa çıkamadıkları problemlerle karşı karşıya kaldıklarında ve kendilerini yıpranmış veya güçsüz hissettiklerinde milletin oyuna müracaat etmesi zayıflık değil tam anlamıyla fazilettir.

 

27 Mayıs Demokrasi ve 15 Temmuz Milli İrade şehitleri başta olmak üzere Türk Milletini ve Devletini yüceltme uğrunda can vere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Ayrıca milletin malına sahip çıkmakta bizlere tarihi bir örneği miras bırakan, ahlak ve fazilet adamı, icraatlarıyla Ülkücülerin medarı iftiharı olan büyük devlet ve iş adamı Gün Sazak’ı şahadetinin 40.yılında rahmetle anıyorum.

 

 Ahmet Orhan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.